"Türk Dünyamız" da, açılımlara mı kaldı?

A+A-
Sami YAVRUCUK

Sayın okurlarım, yarın ve cumartesi günü (2-3 Ekim) Azerbaycan’ın Nahcivan bölgesinde, Türkiye-Azerbaycan-Kazakistan ve Kırgızistan Türk Devletleri temsilcilerinin iştirakleri ile Türkçe Konuşan Devletler Zirvesi yapılacaktır. Özbekistan-Türkmenistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin katılmadığı bu zirvede Devletimizin temsilcileri hakkında ben henüz bilgi sahibi olamadım. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’la Suudi Arabistan’da umre yapmakta, Başbakan T. Erdoğan da Amerika’dan yeni dönmüşlerdi.
Geçirdiğimiz 26 Eylül C.tesi gününden 29 Eylül Salı gününe kadar da, yine Azerbaycan’ımızın başşehri Bakü’müzde Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenterler Asamblesi tertiplenmiştir. Üç yıl önce Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev’in önerisi ile geçen yıl İstanbul’da toplanan temsilciler tarafından Türk Parlamenterler Asamblesi (TÜRKPA) kuruldu ve bu yıl ilk meyvesini verdi. Bu toplantıda Türkiye Cumhuriyet’imizi TBMM Başkanı M. Ali Şahin temsil etti.
Bir hafta içinde Türk Dünyamızla ilgili tertiplenen bu iki büyük ve önemli toplantı, sözlü ve görüntülü basınımız kanalı ile toplumumuza zamanında ulaştırılamadı. Ve bizlerde de “Türk Dünyamız da, açılımcılara mı kaldı?” endişesi doğurdu. Yufka yüreklilerle çetin yolların aşılamayacağını bilenlerden olduğumuzdan yirmi yıldır “Avrupa Birliği’ne hayır, Türk Birliğine evet!” diyerek, Türk Dünyasındaki her türlü siyasi ve sosyal olayları izliyoruz. Çünkü, Türk Milliyetçileri’ne düşen görev budur.
3 Kasım 2002 seçimleri ile ilgili olarak, 29 Eylül günü ilan edilen, MHP seçim bildirisinde şu müjde verilmişti; “Türk Dünyası ve Avrasya politikalarının yürütülmesi için Türk Dünyası Bakanlığı kurulacaktır.”
Buna karşılık, AKP’nin altmış sayfa tutan ve bir buçuk saat sürede okunan hükümet programında “Türk Dünyası” deyimi bile geçmediği gibi, yalnız “Orta Asya ve Kafkasya ülkelerinde tarafların çıkarlarını zedelemeyen işbirliğine dayalı ilişkiler sürecektir” denilmiştir. Kardeş Türk Cumhuriyetlerimiz, “tarafların çıkarlarını zedelemeyen işbirliğine dayalı ilişkiler” sözünü, “Türk Dünyası’nın Yol Gösteren Kutup Yıldızı” kabul ettikleri Devletimize yakıştıramamışlar ve bundan sonra kendi başlarının çaresini aramaya koyulmuşlardır. Halbuki on sekiz yıl önce Sovyetlerin dağıldığı günlerde, azatlıklarını ilan eden Türk Cumhuriyetlerinin liderlerinden gelen kardeş çığlıkları, bizlere Türk Birliği’nin müjdelerini vermiştir:
“-Türkiye Cumhuriyeti, Türk Halkları için yol gösteren bu çoban yıldızıdır.”
“- Bizim bağımsızlığımızı bütün Türk Halklarının merkezi olan Türkiye Cumhuriyeti’nin tanıması çok sevindiricidir.” 
“-Tüm dünyaya ülkemin Türkiye’nin izlediği yolda ilerleyeceğini ilan ediyorum.”
“-Bu sandıkla size kalplerimizi sunuyoruz, ne zaman isterseniz açın alın.” 
“-Sahip olduğumuz tek model Türkiye’dir.”
“-Bir millet iki devletiz.” 
“-Bir Türk Federasyonu mu? Neden olmasın? Bunda korkulacak bir şey yok. Türkiye geleneklerini koruyarak gelişmiştir. Türkiye’nin tecrübesinden yararlanmak istiyoruz.”
“-Türkiye Orta Asya’nın lokomotifi olacaktır.” 
“-Ben ömrümün bundan sonraki bölümünü Türk Birliğine adadım.”
“-Türkiye’den bütün dünya Türklüğüne önderlik etmesini bekliyoruz.”
Bu güzel sözler, beş Türk Cumhuriyetinin azatlığını ilan ettikleri günlerden sonraki, 1992 yılında Azerbaycan-Türkmenistan-Özbekistan-Kazakistan ve Kırgızistan Devlet Başkanları tarafından, resmi toplantıların iştirakçilerine ve Türkiye Cumhuriyetinin en üst düzey yöneticilerinin yüzlerine karşı söylenmişti. Bundan on sekiz yıl önce, Türk Dünyasının Liderleri, bizi nasıl görüyorlardı ve bizden neler bekliyorlardı? Sualin cevabı, bu güzel sözlerde saklı idi.
Şu sözler de, bugün Büyük Bozkurt M. Kemal Atatürk’ümüzün makamında oturan ve dört yıl önce Türkiye Cumhuriyetimizin Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı olan Abdullah Gül’e ait çok uygun ifadelerdir; “-Büyük Ortadoğu Projesi, Türkiye’nin dış politikası ilkelerine uygundur. ABD ile birlikte hareket ediyoruz. Amacımız İslâm ülkelerine özgürlük ve demokrasi getirmektir.”
Tanrı Türk’ü Korusun.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları