Türk Kültüründe Bozkurt

A+A-
Ahmet B. ERCİLASUN

Tanınmış Türkçülerden Altan Deliorman’ın yeni bir kitabı çıktı: Türk Kültüründe Bozkurt. Gazeteci, yazar ve tarihçi kimliğiyle tanıdığımız Deliorman pek çok eserin sahibidir. Onun, Tanıdığım Atsız adlı eseri, Nihal Atsız hakkında araştırma yapacak olanların mutlaka başvurması gereken kaynak eserlerdendir; güzel bir hatıra üslubuyla yazılmıştır. Sessiz Bir Ses, Kırık Kanatlı Jön-Türk, Işıklı Hayatlar adlı üç kitabı önemli biyografi eserleridir. Deliorman yakından tanıdığı milliyetçi kültür adamlarını akıcı üslubuyla resmetmiştir. Atatürk’ün Hayatındaki Kadınlar bir araştırma eseridir. Deliorman’ın liseler için yazdığı tarih kitapları da vardır. 1950’li yıllarda, Haydarpaşa Lisesi’nde Atsız’ın talebesi olan Altan Deliorman ömrü boyunca Türkçü faaliyet ve yayınların içinde olmuştur. Millî Işık, Orkun gibi Türkçü dergiler çıkarmış; Boğaziçi ve Bayrak yayınevlerini kurmuştur.
Yetmiş yaşını aşmış olan Deliorman çalışmaya ve üretmeye devam etmektedir. Son eseri, Bayrak yayınları arasında, 2009 Nisan’ında çıkmış olan Türk Kültüründe Bozkurt’tur. 22 bölümden meydana gelen 124 sayfalık eserde bozkurt her yönüyle incelenmiştir. Destanlarda, arkeolojik buluntularda, yazıtlarda, klasik eserlerde bozkurtun varlığı araştırılarak ortaya konmuş; bozkurtun totem mi, sembol mü olduğu tartışılmıştır. Bozkurtun şahıs ve boy isimlerinde, atasözleri ve deyimlerde geçmesi ele alınmıştır. Nihayet cumhuriyet döneminde bozkurtla ilgili uygulamalara da temas edilmiş ve resimlerle bu uygulamalar gösterilmiştir. Resimler, diğer bölümlerde de yer almakta ve bozkurtun varlığı böylece somut olarak ortaya konmaktadır.
Eserin Bozkurt (Ergenekon) Efsanesi bölümünde yer alan “Şecere-i Türk ve Yeni Bir Destan Metni” başlıklı kısımda Altan Deliorman benim bir yazıma atıfta bulunarak yeni bir destan bulunduğunu da ifade etmiştir. Bahsi geçen yazı Yeniçağ Gazetesi’nin 19.11. 2008 tarihli nüshasında  “Yeni Bir Ergenekon Destanı” başlığı ile çıkmıştı. Meşhed’den bir Türkolog meslektaşımın bana eski bir yazmanın fotokopilerini gönderdiğini, yazmayı inceleyince Ergenekon destanının yeni bir varyantıyla karşılaştığımı yazmış ve destanda geçen olayları destani bir üslupla özetlemiştim. Varyantın ilgi çekici yanının da destanda geçen kişi adları olduğunu belirtmiştim. Aslında bu bir fantezi yazısı idi. Her hâlde fanteziye çok ciddi bir hava vermiş olmalıyım ki birçok insanı yanılttım ve onlarda, gerçekten yeni bir Ergenekon destanı bulunduğu izlenimini yarattım. Yanılanlardan bazıları e-postama yazıp daha fazla bilgi istediler. Onlara yazının bir fantezi olduğu cevabını verdim. Deliorman’ın böyle bir şey yazdığından haberim olsaydı şüphesiz ona da bunu söylerdim. Benim bu yazım ve bazı hikâye ve romanlarım, Türk destanlarının modern edebiyata yansıması gibi bir araştırmanın konusu olabilir.
Daha fazla yanılmalara yol açmamak için, kendimi bu açıklamayı yazmak zorunda hissettim. Günümüzde, Türklerin kutsal değerlerinin ayaklar altına alınması ve Ergenekon gibi kutsal bir kavramın olumsuz bağlamlarda kullanılması, beni ve bütün Türkçüleri üzdüğü gibi şüphesiz Altan Deliorman’ı da üzmektedir. Türk Kültüründe Bozkurt kitabını belki de bu duygularla yazmıştır. Ben de hukuki olması gereken bir süreçte Ergenekon adını kullanıp yıpratanlara karşı alaylı bir yazı yazmak istemiştim. Geçenlerde Genelkurmay Başkanımız da hukuki bir dava için Ergenekon adının kullanılmasından duyduğu üzüntüyü dile getirmişti.
Altan Deliorman’ın kitabını bütün Yeniçağ okurlarına tavsiye ediyor ve konuyu Ziya Gökalp’ın şu güzel dörtlüğüyle bağlıyorum:
Börteçene kurdun adı,
Ergenekon yurdun adı,
Dört yüz sene durdun hadi,
Çık ey yüz bin mızrağımız!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları