Türk, Kürt bir kütle-i vahidedir

A+A-
Behiç KILIÇ

Ülkemiz insanını birbirine düşman edene de, bu projenin işbirlikçilerine de lanet olsun...
Bize gerekli olan, elbetteki İstiklal Savaşı günlerinin ruhudur..
Bunun manasını araştırmacı yazar Mustafa Akyol’dan bir alıntı ile anlamaya çalışalım.
 “Bitlis, Erzurum, Kastamonu, Mardin, Muş, Siirt, Urfa, Pozan, Diyarbakır, Van milletvekillerinin hepsi şu cümlelerin altına imza attılar: Türk, Kürt bir kütle-i vahidedir. Kürtler, hiçbir vakit Türkiye camiasından ayrılamaz ve bunu ayırmak için hiçbir kuvvetin tesiri yoktur.”  (Kaynaklar ve daha fazla detay için Bkz: Mustafa Akyol, ’Kürt Sorununu Yeniden Düşünmek’, 2006)
Kurtuluş günleri, ilk Meclis
yılları...
Yunan ordusu taarruzdadır. Meclis’te de Kayseri’ye ya da Konya’ya taşınmanın seçenekleri tartışılmaktadır. Bu ortamda Dersim Mebusu Diyap Ağa kürsüye çıkar,  “Biz buraya kaçmaya değil, ölmeye geldik” der ve Meclis Ankara’da kalır. Bu konuşma Diyap Ağa’nın Meclis’teki tek konuşmasıdır..
Sonrasında...

 

Efsanevi günler
Avrupa o günlerde Ankara ile oynuyor, Kürtler için  “azınlık”  statüsünü dayatıyor ve Sevr’i hatırlatıyor. Vatansever Doğu ahalisinin vekilleri sert tepki gösteriyor.
 Mustafa Akyol’un yazılarından alıntı ile devam edelim...
Lozan görüşmelerinin yankıları Meclis’te ele alınmaktadır.
Bitlis Milletvekili Yusuf Ziya Bey, 3 Kasım 1922’de Meclis kürsüsüne çıkıp şöyle demişti:
 “Avrupalılar diyorlar ki, ’Türkiye’de yaşayan ekalliyetlerin en büyüğü, en kesretlisi Kürtlerdir.’Bendeniz Kürdoğlu Kürdüm. Binaenaleyh bir Kürt mensubu olmak sıfatıyla sizi temin ederim ki Kürtler hiçbir şey istemiyorlar. Biz Kürtler vaktiyle Avrupa’nın Sevr paçavrası ile verdiği bütün hakları, hukukları ayaklarımız altında çiğnedik ve bütün manasıyla bize hak vermek isteyenlere iade ettik. Türklerle beraber kanımızı döktük, onlardan ayrılmadık ve ayrılmak istemedik ve istemeyiz.”
Kurtuluş Savaşı bir Anadolu destanıdır...
Mustafa Kemal Paşa 16 Haziran 1919’da Kâzım Karabekir Paşa’ya yolladığı şifrede,  “Ben Kürtleri de bir öz kardeş olarak ağuşumuza (bağrımıza) katıp tekmil milleti bir nokta etrafında birleştirmek ve bunu dünyaya Müdafaa-i Hukuku Milliye cemiyetleri vasıtasıyla göstermek karar ve azmindeyim.”  Zaten Kürt aşiretleri de, ’din ve vatan uğrunda açılacak mücadeleye katılmaya hazır olduklarını’Kâzım Karabekir Paşa’ya bildirmişlerdi.


Jön Kürtler!..
Kürtlerin içinde ’Bağımsız Kürdistan’ kurmak isteyen küçük bir milliyetçi grup vardı. Başlarında Şerif Paşa’nın bulunduğu bu ’Jön Kürtler’, İtilaf Devletleri ile anlaşarak önce Kasım 1919’daki Paris Konferansı, sonra 10 Ağustos 1920’deki Sevr Anlaşması’nda boy gösterdiler ve Sevr’e, ’Kürt halklarının Türkiye’den bağımsızlık elde etmeleri’ yönünde bir madde eklettiler. Ancak bu kadro, Doğu Anadolu’daki Kürt liderler tarafından şiddetle kınandı. Erzincan’dan 10 ayrı Kürt aşiret lideri, Fransız Yüksek Komiserliği’ne, ’Türklerin ve Kürtlerin soy ve din itibarıyla kardeş olduklarını’vurgulayan protesto telgrafı yolladı.
Satırların sahibi yazar Akyol’un yorumu da şöyle:
 “Soy ve din kardeşi oldukları Türklerle birlikte Türkiye için canlarını ortaya koyan tüm bu ’çılgın Kürtler’in bugün kemikleri sızlıyor olmalı. Çünkü Kürtlük adına hareket ettiğini ileri süren bir terör örgütü 30 binden fazla vatandaşımızı katletti ve hâlâ da kan dökmeye devam ediyor... Türkiye’ye ve Türklüğe karşı fanatik bir nefretle dolu etnik Kürt milliyetçiliği, hem Türklere, hem de Kürtlere acı ve ölüm getiriyor. Öte yandan da bir grup marjinal Türk ırkçısı, ’tarih boyu Kürt ihaneti’ masalları uydurarak, Kürt vatandaşlara karşı husumeti körüklüyor.”


Sözün özü
CHP lideri Deniz Baykal şöyle diyor:
“Bu topraklarda el ele vererek, tam bir eşitlik içinde, kardeşçe yaşamayı içine sindiren insanlar olarak bir millet oluşturuyoruz.
Cumhuriyetimizde, inancı, ırkı, ailesi, aşireti, kökeni ne olursa olsun, herkes eşittir. Türk Milleti budur.
Ülkemize hep birlikte sahip çıkacağız, bayrağımıza hep birlikte saygı duyacağız. Ayrı bayrak arayışlarına girenler, onları insan hakları, demokrasi adına kanatları altına alanlar sanmasınlar ki Türkiye buna göz yumar.”
Türkiyemiz budur...

Yazarın Diğer Yazıları