Türk-Kürt kardeşliğine AKP'nin sıktığı kurşun!

İsrafil K.KUMBASAR

Türk milleti, tarihinin hiçbir döneminde Kürtlere ‘ayrı bir ırk’ muamelesi yapmadı.
‘Kültürel’ planda herhangi bir fark görmediği Kürtleri, hep ‘kendinden bir parça’ olarak kabul etti.
Anadolu’nun kapılarını açan Malazgirt Zaferi’nden çok daha önce onlarla içiçe oldu, kız aldı, kız verdi.
Vatan her tehlikeye girdiğinde, Çanakkale’de, Birinci Cihan Harbi’nde, Kurtuluş Savaşı’nda ‘ortak düşmana’ karşı onlarla omuz omuza mücadele etti.
Cumhuriyet’in ilanının ardından, emperyalizmin desteği ile peşpeşe patlak veren isyanlar, ‘ortak gelecek’ inşa etme arzusunu ortadan kaldıramadı.
Emperyalizmin bir maşası olarak ortaya çıkan bölücü örgüt PKK ve siyasi uzantılarının yaklaşık 25 yıldan beri sürdürdüğü ‘örtülü’ savaş bile, Türk’ü Kürt’e düşman etmeye yetmedi.
Anadolu’nun her bölgesinde şehit cenazelerine katılanlar, acılarını yüreklerine gömüp, hep bir ağızdan şu sloganı haykırmaya devam ettiler:
- “Türk-Kürt kardeştir, bizi bölen kalleştir”
Ta ki AKP iktidara gelinceye kadar.

* * *

‘Dini’ referanslar üzerinden ‘milli iradenin’ üzerine ipotek koyarak iktidarı ele geçiren ‘etnik’ çıkar koalisyonu, ‘sıfır terör’ ile teslim aldığı ülkeyi, ‘bölücülüğe çanak tutan’ söylemler ve icraatlar ile kısa süre içerisinde yeniden ‘kardeş kavgasının’ eşiğine sürükledi.
Teslimiyetçi iktidarın, kendisini ayakta tutan güçlere ‘kapalı kapılar’ arkasında verdiği taahhütlerin bir neticesi olarak, hiçbir sebep yokken başlattığı ‘Kürt açılımı’ tartışmaları, ‘yandaş’ ve ‘yanaşma’ medya aracılığı ile eksen değiştirerek adeta ‘Türk-Kürt kardeşliğine’ sıkılan bir kurşuna dönüştü.
İktidarın, ‘terörü sona erdirme’ bahanesi ile ‘terör örgütü’ ile dolaylı yollardan ‘müzakere masasına’ oturmaya kalkışması, muhtemel bir ‘Türk-Kürt çatışması’ senaryonu yeniden gündeme getirdi.
Korkarız ki, bundan yine en fazla zarar görecek kesim, zamanında bölücü örgütün tehdit ve şantajlarına teslim olmayıp, ‘canlarını’ kurtarabilmek için Batı’daki vilayetlere sığınan ve ‘açılım’ diye herhangi bir dertleri bulunmayan vatandaşlar olacak.

* * *

Yıllardan beri ekilen ‘kin’ ve ‘nefret’ tohumları nihayet filiz veriyor.
‘Et’ ve ‘tırnak’ birbirinden ayrılıyor.
Daha dün Kürtleri ‘kardeş’ görenler, bugün onlara ‘başka bir gözle’ bakar oldular.
Öyle ki, bazı büyük kentlerde, daha düne kadar ‘yaradılanı hoş gör, yaratandan ötürü’ felsefesi ile hareket edenler bile, artık ‘arkadaşlarının’, ‘komşularının’, ‘kiracılarının’, hatta mahallerinde iş yapan esnafın ‘etnik kimliğini’ sorgulamaya başladılar.
Bazı yerlerde Kürtçe konuşanlara kiralık ev verilmediğini, Kürtçe konuşan esnaftan alışveriş yapılmadığını duyuyoruz.
Bırakın ‘Kürtçe’ konuşanları, Türkçe’yi ‘bozuk bir şive’ ile konuşanlara bile ‘iyi göz’ ile bakılmadığına tanık oluyoruz.
Daha dün “Bir tek çakılı dahi vermeyiz” diyenler, bugün artık “Verelim bir kaç vilayeti, ama aramızda bir Kürt bile bırakmayalım” diye ortalıkta dolaşıyorlar.
Bu tehlikeli süreç, “Güneydoğu bizim, Türkiye hepimizin” diye sırıtan birilerine birşeyler anlatmıyor mu?

* * *

Bugüne kadar karşı kaldığı her türlü ihanete rağmen, ırkçılığın ‘ı’sına dahi prim vermeyen bir milletin evlatları, ırkçılığı ‘inanç perdesi’ ile gizleyen iktidar ve ırkçılığı ‘kimlik olarak’ dayatan bölücüler tarafından sürüklendiği ‘ayrışma’ ortamında, ‘kendini koruma’ refleksi ile ‘ırkçılık’ yapmaya zorlanıyor.
Yarın durumdan vazife çıkaracak holiganların, bir takım evlerin kapısına ‘çarpı’ işareti koymayacağını kim garanti edebilir?
Görünen köy, kılavuz ister mi?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş