Türk Milliyetçileri ve Türk Kurultayı

Kürşad ZORLU

Türk dünyası ideali Türk milliyetçiliği için büyük anlamlar taşır. 1990 sonrası Türk dünyasının geldiği durum, yıllar önce verilen onurlu mücadelenin haklığını kanıtlayan en önemli göstergedir. İşte bu sebeple Türk kurultaylarının evrilip çevrilmesinden, örselenmesinden, içinin boşaltılmasından kaygı duyan pek çok kişi bulunuyor  Zira nüfusun belli bir kısmını ilgilendirmeyen bu konu, Türk milliyetçileri tarafından irdelenen en hassas konular arasında yer alıyor.


Türkeş’in yadigarı
“Türk milliyetçilerinin kendi kurduğu organizasyonu neden toplayamadığı” ya da yeni durumda “Türk milliyetçilerinin organizasyon dışı bırakıldığına” yönelik çeşitli soru ve tartışmalar da Türk milliyetçilerinin vazgeçilmez sorgulama alanı olarak karşımıza çıkıyor. Bir zamanlar “harekete geçişi”  simgeleyen Türk kurultayları, şimdilerde can çekişiyor ve ötelenmeye devam ediliyor. Çok açık ki 11 kez düzenlenen bu organizasyonun kurucusu MHP’nin efsanevi lideri merhum Alparslan Türkeş’tir. Bizzat kendisi başlatmış ve Türk Dünyasına hediye etmiştir. Alparslan Türkeş, yoğun gayretler sonucu ülkenin en yetkili makamlarını sürecin içine katarak, kurultaya devletin sahip çıkmasını sağlamaya çalışmış ve bunda da önemli ölçüde başarı elde etmiştir. Bugün ise öncelikle kurultayın adı değiştirilerek, “Türkçe konuşan ülkeler” ibaresi konulmuştur. Olabilir... Günün şartları ve muhatapların beklentileri dikkate alınarak bir takım değişikliklere gidilebilir. Ancak “Türk” vurgusundan ve “birlik” idealinden sapmış bir organizasyonun eskisiyle arasında büyük farklar olacaktır. İşte bu yazının da ana sebebi budur. Türk kurultayları gerek varlığı gerekse muhtevası itibariyle bilinmezliğe sürüklenmektedir.


Gerçeklerden kaçmadan
Bir defa Türk kurultayları kendisine özgü sistemi ile diğer buluşmalardan her zaman farklı olmuştur. Ancak son dönemde ülkemizdeki “Türk”  kavramının tartışılma biçimi Türk dünyası algısını ciddi biçimde sekteye uğratmıştır. Böyle bir alanda aynı algının sarmalında kalmış ve belli ölçüde Türk cumhuriyetlerinden nefret eden, onları aşağılayan, işbirliği yapılması mümkün olmayan insanlar olarak gören ciddi bir grup meydana gelmiştir. Elbette ki uluslararası ilişkilerde duygulara yer yoktur. Ben de kabul ediyorum. Bugün Türk dünyasının işbirliğini en uygun seviyeye taşımak adına önemli sorunlarımız vardır. Öncelikle “ağabeylik”  yakıştırması geçerliliğini yitirmiştir. Bunları görmek ve kaçmamak lazımdır. Fakat Türk kurultayları ne bu durumun sebebi ne de bir sonucudur. Türk kurultayları ve bu tarz organizasyonlar duyguların pekiştiği, altının çizildiği ve geleceğe taşındığı sembolik oluşumlardır. Dolayısıyla işleri birbirine karıştırmadan değerlendirme yapmak gerekir.
Sorular derinleşiyor
11. kurultayın hemen ardından kurultayı düzenlemek ve bazı Türk cumhuriyetlerinde yasallaştırmak için Başbakanlığa bağlı “Daimi Sekretarya” nınkurulacağı ifade edilmişti. Yaklaşık 3 yıldır sekretarya kurulamıyor. Öyle ki kurultayın nasıl ve ne zaman toplanacağına dair umutlar giderek azalıyor. Organizasyonu başlatan Türk milliyetçileri arasında bile bu konuda tam bir bilgi kirliliği yaşanıyor. Doğal olarak TÜDEV’in bu işin neresinde olacağı merak ediliyor. En önemlisi de Türk milliyetçileri bütün dinamiklerini harekete geçirerek Alparslan Türkeş’in kurucusu olduğu bu organizasyonu hak ettiği değer ve muhtevaya taşıyabilir mi? İşte bütün bunlar pek çok Türk milliyetçisinin hafızasında giderek güçlenmekte ve önemini korumaya devam etmektedir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş