Türk Ocakları Büyük Kurultayı'nı izledim

A+A-
Sami YAVRUCUK

Sayın okurlarım, dört beş yıldır ayrı kaldığım doğum şehrim Ankara’mıza geldim, yakın dostlarımla hasret gidermenin sevincine ulaştım.
İlk yolum 1950’li yıllarda Türkistan pilavı yiyerek kutladığımız  “3 Mayıs Türkçüler Günü”  toplantılarını yaptığımız, Söğütözü’ne düştü.
Milli yapısını ve faaliyetlerini severek izlediğimiz Ankara Ticaret Odamızın konferans salonlarında tertiplenen  “Türk Ocakları 37. Olağan Büyük Kurultayı” nın iştirakçisi oldum. Günboyu, Türk Kültürünün gelişimine hizmeti geçen eski dostlarla kucaklaştım. Sağlığını koruyabilmiş yaşdaşlarımla hasret giderirken geleceğimizi emanet edeceğimiz eğitimli ve derli toplu, ülkü sahibi olmuş gençlerimizle de kucaklaşma şansına eriştim. Ve M.Kemal Atatürk’ün, 28 Nisan 1927’de söylediği,  “... Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk Milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin mesnedi Türk camiasıdır. Bu camianın efradı ne kadar Türk harsı ile meşbu olursa o camiaya istinat eden Cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur.” deyiminin doğruluğunu, Kurultay iştirakçilerinde yakından gördüm.
Türk Milliyetçilerinin en büyük ve en köklü kuruluşu olan Türk Ocaklarımız, yirminci yüzyılın başlarında İmparatorluğumuzun dağılma sürecine girdiği yıllarda, Türk Dünyasının Türkçü fikir adamlarının ve Askeri Tıbbiye öğrencilerinin gayretlerinin öncülüğünde kuruldu ve gelişti. Kazan Türkü Yusuf Akçura’nın, Azerbaycan Türkleri Hüseyinzade Alibey Turan ve Ahmet Ağaoğlu’nun yanında M.Emin Yurdakul’un, A.Tevfik Yükselen’in, Ziya Gökalp’in, Hamdullah Suphi Tanrıöver’in, H.Ferit Cansever’in ve Tevfik Noyan’ın gayretleri bizleri sevindirdi ve  “Millet”  kimliğimize bu büyüklerimizin ve yakın arkadaşlarının sayesinde ulaştık.
Başşehrimiz Ankara’mızın, Türk mimarisinin özelliklerini taşıyan en güzel yapılarının başında, Türk Ocakları’nın Halkevi binası ile, Büyük Kurtarıcı’nın geçici kabri olarak kullanılan Etnoğrafya müzesi gelir.
Türk Ocakları Genel Başkanlığı Yöneticilerimizin yıllardır devam eden çabaları, bir gün mutlaka meyvesini verecek ve bu güzel yapımız ve sosyal ünitelerimizde yine Türk Kültürü’nün bekçilerine devredilecektir. Hiç unutamam 1940’lı yıllarda,  “Turan”  düşüncesini en güzel ifade eden konuşmayı, Türk Ocaklarının bozkurt başlı sahnesinin salonunda, rahmetli Hamdullah Suphi Tanrıöver’den dinlemiştim.
İşte, Türk Ocaklarımızın 37’nci Olağan Büyük Kurultayı’nda bu güzel duygularla günboyu eski dostlarla beraberliğimiz sürdü. Büyük Türkçü Prof. Dr. Osman Turan’ımızın  “Türklük Araştırmaları Armağanını” kazanan Mimar Dr. Kamil Uğurlu kardeşimizin ödülünü verme şerefi de, bana nasip oldu.
Genel Başkan Nuri Gürgür kardeşimizin açış konuşmasında  “Türk Kimliği” ile ilgili açıklayıcı seviyeli görüşleri, hepimizi memnun etti.
Bu güzelliklerle bütün günümüzü süsleyen Kurultay toplantısında, hepimizi üzen iki konu oldu; Birincisi, Türk Milliyetçi Düşüncesi’nin, bütün illerimizin kültür temsilcilerinin iştirakleri ile görüşüldüğü ve birçok siyasi kuruluşun temsilcilerinin katıldığı Kurultay’da, Türk Milliyetçilerini siyasi platformda temsil ettiğini söylediğimiz MHP’den, hiçbir üst düzey yöneticiye rastlamadık. İkincisi de, Eski Devlet Bakanı Ülkücü Ayvaz Gökdemir kardeşimizi Kurultay’ın öğleden sonraki bölümünde geçirdiği kalp rahatsızlığı ile bütün çabalara rağmen kaybetmiş olmamızdır. Allah rahmet eylesin.
Tanrı Türk’ü Korusun. 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları