Türk Ocakları mahkemeye düşemez!..

Yavuz Selim DEMİRAĞ

Ömrüm boyunca  “muhalif”  oldum ama muhalefet adına haklı olduğumdan emin olduğum halde haklılığımı tescil etmek için mahkeme seçeneğine başvurmadım. Hele hele konu siyasi ise... Siyasi rekabetten kaynaklanıyorsa... Bağrımıza taş basıp günün birinde yüz yüze bakacağımız gönüldaşlarımızla adliye koridorlarında karşılaşmak ne geleneğimizde ne de teamüllerimizde olabilir. Töremizde kurultay olduğu için çıkar kurultayda endişelerimizi dile getirir, taleplerimizi açıkça ifade ederiz. Temsilcimiz ve yöneticilerimizi hür iradelerimizle seçeriz. Şu ya da bu adayı desteklediğimiz, oy verdiğimiz için hiç kimsenin bizi yargılayamayacağını, kişisel hesaplaşmalar yüzünden canımızı sıkamayacağını biliriz. Kaldı ki kurultay geleneğinde  “han susar töre konuşur...” ,  “Han”  ile beraber  “Hanım”lar fikir beyanında bulunur, dahası oy kullanır. Biz Türklerin binlerce yıllık bu geleneği yaşatılırken, Avrupa’da kadın ikinci sınıf insandır, oy hakkı bile yoktur. Türk tarihinde kocasının yerine aşiretine, hanlığına, beyliğine ve hatta devletine başkanlık yapan kadınlarımız vardır. Mensubiyeti ile onur duyduğumuz milletimizin tüm insanlığa örnek teşkil eden hasletimiz hayatımızın doğal akışına uygundur.

Bu sütunlardan Türk Ocakları Genel Merkezi’nin kongresine dair duygu, düşünce ve tercihlerimi açık seçik yazdığım için okuyucularımız ne demek istediğimi anlayacaktır. Mecvut genel merkezin fikir ve eylem üretemeyen, idareimaslahatçı yöntemleri, teslimiyetçi zihniyetine bayrak açarak, Cumhuriyeti kuran irade olan Türk Ocakları’nın asli vazifesini yerine getirmesini isteyenle mutat kongrede yeni genel başkan adayı çıkarmışlardı. Türk Milliyetçilerinin  “ak sakalı”, Türkçülük davasının  “Yamtar”ı, merhum Nihal Atsız’ın talebesi Prof. Dr. Mustafa Kafalı’nın  “Ağabeylik”  yapması talebi ne yazık ki seçilmiş değil, mevcut yönetim tarafından tüzük cambazlığı ile atanmış, dost-akraba delegelerinin oyları ile kabul görmedi. Nitekim o kongrede genç kızlığından nineliğine kadar ömrünü Türk Milliyetçiliği ülküsüne adayan Ankara Türk Ocakları’nın demirbaş başkanı Türkan Hacaloğlu ablamız da bir konuşma yapmış ve Türk Ocakları’nın tarihi misyonunu hatırlatmıştı. Türkan Hacaloğlu’nun başkanlığındaki Ankara Türk Ocakları, Türkiye genelindeki tüm şubelerden hatta Balgat’taki genel merkezden daha fazla faaliyet gösterdiği için kongre sonrası peşinen suç sayıldı. Dernekler yasasına aykırı olduğu halde, üyeleri tarafından seçilen yönetim, genel merkez yönetimi tarafından hukukça görevden alındı. Yasaya, töreye, teamüllere aykırı olduğu halde binanın kapısı çilingir marifetiyle açılıp, evrakına el konularak mühürlendi. Üstelik kapısına  “Bundan böyle faaliyetleri genel merkezce yürütülecek”  ilanı asıldı. Oysa Türkan Hacaloğlu’na  “istifa et...”  dense düşünmezdi bile. Yuvasını, işini, çoluk-çocuğunu ihmal ettiğini biliyordu. Sessizce kenara çekilmesini bilirdi. Ama hukuksuzluğa boyun eğmesi de kendisinden beklenemezdi. Görevden alınma gerekçelerini kabullenmesi mümkün değildi. Savunmasını yazdı. Yangından mal kaçırılmadığını beyan ederek, karar defterleri ve evrakın iade edilmesini talep etti. Türk Ocakları genel merkezi kendinden emin, işi adliyeye havale ettiyse de yanlış hesap Bağdat gibi diyardan değil, Ankara’da Sıhhiye’deki mahkemeden döndü. Türkan Hacaloğlu yönetimindeki Ankara Türk Ocakları haklı bulunup, göreve iadesi sağlandı. Ama Genel Merkez hukuksuzca el koyduğu karar defteri ve evrakı iade etmiyor. Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararına rağmen durumu kabullenmeye genel merkezin niyeti yok. Uzlaşma talepleri de reddediliyor. Şahsi meseleler halen aşılmış değil. Bu durumdan ar duyanlar var. Cumhuriyetin tüm değerleri yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya iken Cumhuriyeti kuran irade olan Türk Ocakları’nın adliye koridorlarında hasım gibi görülmesi ancak Türk düşmanlarını sevindirir. Bu görüntü de ne genel merkeze ne de Ankara şubesine yakışır. Ayıptır, günahtır... Türkan Hacaloğlu’ndan uygun lisan ile özür dilenmesi durumunda, istifasını bile vererek inandığı davaya hizmet eder. Benden arife uyarısı... Bayram’da yüz yüze bakma ihtimalini göz ardı etmeyelim lütfen...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş