Türk Ordusu

Ahmet B. ERCİLASUN

Türk ordusu, M.Ö. 209 yılında, tam 2218 yıl önce Tanrıkut Motun tarafından kuruldu. Tanrıkut Motun (Mete), rehin verildiği Yüeçilerden kaçıp kurtularak büyük bir ordu kurdu. Islık çalan bir ok icat etti ve devamlı atış talimleri yaptırarak ordusunu demir bir disiplinle yetiştirdi. Motun komutasındaki ordu kısa zamanda devlet yönetimini ele geçirdi ve Motun tam 35 yıl Türk Hun Devleti’ni yönetti. Sarıırmak’ın kuzeyinde Kore’den Hazar Denizi’ne dek büyük bir imparatorluk kuran Motun 320.000 kişilik ordusuyla Çin’i bozguna uğratarak vergiye bağlamış; kuzeyde yay çeken bütün kavimlerle Türkistan’daki 26 şehir devletçiğini birleştirmiştir. Türk ordusunun kurucusu Motun, bütün Türkleri bir bayrak altında toplamış ve kutlu Turan ülküsünü de gerçekleştirmiştir. Bundan dolayı o, Türk efsanelerinde Oğuz Kağan diye anılmış ve bütün Türklerin atası kabul edilmiştir.
Motun’un çelik elleriyle kurulan Türk ordusu 2200 yıldır, kanatlanmış atlarıyla doğudan batıya doğru akıp durmuştur. Kaşgarlı’nın kuş kanatın er atın (kuş kanadıyla er atıyla) dediği erler bu ordunun erleridir. Yahya Kemal’in bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik / bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik dediği atlılar bu ordunun süvarileridir. İstemi Kağan’ın öldüğü 576 yılında bu ordunun bir ucu Büyük Okyanus’ta, bir ucu Kırım yarımadasındaydı. Ak Azman atına binerek düşmanı mızraklayan, kâh Çin içlerine dalan kâh atını Ceyhun’da sulayan Köl Tigin bu ordunun komutanıydı. Emevi ilerleyişini Ceyhun’da durduran, 724’teki Yevmül-atş (susuzluk günü) muharebesinde Arapları susuzluktan kıran, 728’de Semerkant yakınlarındaki Kemerce kalesini tam 58 gün kuşattıktan sonra teslim alan Türk hakanı Sulu Kağan bu ordunun komutanlarındandı. Bağdat halifesini Büveyhî eşkıyasından kurtaran Tuğrul Bey, Malazgirt’te Bizans’ı dize getiren Alparslan, Kosova’da şehit düşen Murat Hüdavendigâr, Niğbolu’da  “bre Doğan!”  diye haykıran Yıldırım, Edirnekapısı’ndan Ayasofya’ya yürüyen Fatih, bütün Orta-Doğu’yu Osmanlı Türk yurdu yapan Yavuz bu ordunun komutanlarıydı. Temür bu ordunun başında İzmir’e, Babür bu ordunun başında Hindistan’a yürüdü. İstanbul’dan çıkıp Balkanlardan katılan kollarla büyüyen, sonra Avrupa’nın ortasında Kırım giraylarının ordularıyla buluşan ordu bu ordu idi. Severiz esb-i hünermend-i sabâ-reftârı / Bir perî-şekl sanem bir gözü âhû yerine (peri şekilli, ahu gözlü bir güzel yerine saba rüzgârıyla yarışan hünerli atı severiz biz) diyen Gazi Giray Han bu ordunun şair hükümdarı idi. Gazi Osman Paşa bu ordunun başında, düşmana parmak ısırtan savunmasını yaptı. Oğuz beyleri saymakla tükenmez; yer titreten Türk yiğitleri kaleme kitaba gelmez.
Derken Mustafa Kemal isimli bir bozkurt, Ergenekon’a sıkışmış bir avuç yiğitle dünyaya meydan okudu. Fıtrat değişir sanma bu kan yine o kandır diyen adaşı ve heyecanının babası Namık Kemal’i haklı çıkardı ve Türk kanının neler yapabileceğini bir daha gösterdi. Mustafa Kemal, Fevzi Çakmak ve daha nice mucizevi kumandan Cumhuriyet ordusunu yepyeni bir ruhla yeniden şekillendirdiler. Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerimiz ve Jandarmamız, dünyanın en güçlü ordularından biri hâline geldi. 1974’te sabah jimnastiği yapar gibi Girne plajlarına çıkan, salkım salkım bulutlar gibi gökyüzünden Beşparmak dağlarına inen Türk askerini görünce bütün dünya bu ordunun kudretine bir daha tanık oldu.
Demem odur ki:
Erciyes gibi, Ağrı gibi, Tanrı Dağı gibi vakur ve sessiz duran bu ordunun sükûnetine hiç kimse aldanmasın! Bu ordunun yüreği pek, başı diktir. Erinden kumandanına bu ordu yalçın kayalar gibidir. Vatanının bir karış toprağı için ölümüne savaşır. Öyle gerilla merilla filan tanımaz. Dağdan indim, dağa çıktım martavallarına kulak asmaz. Önderdi, mönderdi, serohtu, bilmem neydi dinlemez. Ekranlarda kıkırdayanların, kikirdeyenlerin, gazete köşelerinde mürekkep yalayanların akıldanelikleri boştur. Türk ordusu, Türkiye Cumhuriyeti’ni korumakla görevlidir; vatanın ve milletin bütünlüğünü sağlamakla görevlidir. Ülkenin bütünlüğünü, cumhuriyetin niteliklerini içerden bozmaya çalışanlar da, dışardan bozmaya çalışanlar da karşılarında bu orduyu bulur. Binlerce şanlı zafer tacı ile tarihin derinliklerinden kopup gelen bu ordunun manevi varlığı bile şer odakları için kâfidir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş