Türk tipi olsun!

A+A-
Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

İktidar ve destekçilerinin Türkiye için öngördüğü "partili cumhurbaşkanlığı" maskeli "başkanlık" sisteminin mahsurlarını sıralayanlar, fren-denge-denetim mekanizmasının eksikliğini izah ederken ABD'den örnek veriyorlar:

-Tamam orada da başkanlık var ama denetime tabi… Bizimki ABD gibi değil.

***

Bizimki ABD gibi değil evet. Ama zaten bu sistem değişikliği paketini milliyetçi kaygılarla eleştirenlerin "ABD'deki gibi olması" yönünde bir talep, beklenti, arzuları da yok ki!

Yıllarca "Amerikan modeli"ne karşı önleyici tedbir niyetine milleti uyandırmaya çalışanlar şimdi farkında bile olmadan "Amerikan modeli" güzellemesi yapıyorlar;

-ABD'deki gibi olsa…

Ee?

Sonra?

Ne olacak "ABD'deki gibi olsa"?

"Amerikan modeli" sadece "kuvvetler ayrılığı"nın etkinliğinden ibaret mi?

Bir uyanık da çıkar ve "madem Amerikan modeli istiyorsunuz, tamam biz de öyle yaparız" derse ne yapacaksınız?

Önünüzde eyaletler haritası geldiğinde bu kez de Amerikan modelinin fenalıklarını izah için  "bizimki"ni mi savunacaksınız;

Ölümü görüp sıtmaya razı mı olacaksınız?

 ***

Ölçü ve üslup bu yüzden mühim;

Kaş yaparken göz çıkarmamak için.

İsterse kuş konduruyor olsun, biz Amerikan modeli de istemiyoruz arkadaş.

Hukuk devleti işletildiğinde bizim parlamenter rejimimiz de son derece denetlenebilir!

Biz 1923 Cumhuriyeti'nde vücut bulan, Türk milliyetçiliği ideolojisi üzerine bina edilmiş üniter-milli devletimizi istiyoruz;

Bundan ala "Türk tipi" mi var;

Türkler bu devleti bir bağımsızlık savaşı vererek kurdular!

***

Kalbim Ege'de yandı

-----

Yunan Savunma Bakanı ve komuta kademesi, Kardak Krizi sırasında düşen Yunan helikopterinde hayatını kaybeden üç Yunan deniz subayına anma töreni yapmak için, ellerini kollarını sallaya sallaya Kelemez (Kalimnos - Kilimli) Adası'na giderken, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin komuta kademesinin iki hücum bot eşliğinde Kardak'a ancak 4 mil yaklaşabilmesine dair bir tepki de Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Ümit Yalım'dan geldi.

Yalım, Ege'de halihazırda Yunan işgali altındaki Türk adalarının durumunu gündeme taşıyan, gündemde tutmaya çalışan üç-beş isimden biri.

Yunan ordusu mensuplarının törenle çıktığı Kalimnos, işgal altındaki o adalardan biri. Yalım'ın hatırlattığı gibi " Yunan Savunma Bakanı Kammenos, 28 Ocak 2016'da da, hiçbir engelle karşılaşmadan Türk hava sahasını 2 mil ihlal etmiş ve Kardak Kayalıklarına çelenk atmıştı.

     Yunan Kara Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Tellidis de 15 Aralık 2016'da, Muğla Kalolimnoz Adası'na gelerek Yunan askerleri ile birlikte sazlı sözlü zafer kutlaması yapmıştı.

     TSK Komuta kademesinin 29 Ocak 2017'de yaptığı seyir sırasında Yunan Sahil Güvenlik Botları bölgede dolaşarak Türk karasularını ihlal etti."

Peki…

"Karasularımızın ihlali, neden TSK, İçişleri Bakanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı internet sitelerinde yer almıyor?"

Bu durumu "egemenlik haklarımızın yok sayılması olarak tanımlayan Yalım'a kulak verelim:

" Yunan devlet gemileri, Türk karasularını ihlal ederken, olanı biteni turist gibi seyrederek ülkemizin ve milletimizin hak ve menfaatlerini korumak mümkün değildir.

İçişleri Bakanlığı, sınır, kıyı ve karasularımızın muhafaza ve emniyetini sağlamaktan sorumludur. Bakanlık bu görevleri Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı marifeti ile yerine getirir…  Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı büyük tantanalarla İçişleri Bakanlığına bağlandı. Bu bağlantının, anılan komutanlıkların görevini yapmasını engellemek için yapıldığı açıkça görülmektedir."

***

Ödül yerine ceza

-------

Sera Kadigil'e, hamasete ve -siyasi bir figür olmasına rağmen-  siyasete de başvurmadan; eleştirilerini "hukuki zemin"de geliştirilebildiği için -emsal olsun diye- ödül verilmesi gerekmez miydi?

Ayrıca…

Cumhura küfredenin ihya edildiği memlekette vekiline hakaretin neredeyse ağır cezalık suç haline gelmesi de trajikomik değil mi?

***

CANINA YETMİŞ

-----

Laf:

Parlamenter sistem canımıza yetti!

Eden:

Nilhan Osmanoğlu (2. Abdülhamit'in 5. Kuşak torunu)

Referandumda "evet" diyecekmiş hanımefendi;

"Parlamenter sistem 'dava adamı' olarak gördüğü insanlara zarar verdiğini için."

Başka bir şey demeye gerek var mı?

Başkanlık sistemini hangi dava ve hangi dava adamlarına iade-i itibar verileceğini tahayyül için yetmez mi?

Yoksa hâlâ yetmez ama evet mi!

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları