Türk ve Özbek dışişlerine sesleniyorum

Kürşad ZORLU

Son günlerde Özbekistan’dan pek içi açıcı haberler gelmiyor. Orada yaşayan ya da bölgeye gitmek isteyen bazı gruplarca, vize alma konusunda büyük zorluklar yaşandığı ve Türk iş adamlarının neredeyse yatırımlarını bırakarak Türkiye’ye dönmek istediği belirtiliyor. Ne yazık ki bir süredir iki ülke ilişkileri doğru yönlendirilemiyor ve bürokratik örgütler arasında derin bir uyku süreci yaşanıyor. Özbekler Türkiye’nin içerisinde bulunduğu uluslar arası organizasyonlarda yer almaktan kaçınıyor ve Türk dünyası Özbekistan olmadan yürümeye çalışıyor. Oysa Özbekistan tarihi dokusu, nüfus yapısı ve zengin kaynakları ile Avrasya coğrafyasının en önemli ülkelerinden... Kazakistan, Kırgızistan, Afganistan ve daha pek çok ülkede Özbeklerin varlığı demografik yönden de ülkenin önemini pekiştiriyor. Bugünlerde Özbekistan başta olmak üzere Türk dünyasında olup bitenlere kulak tıkayan Türkiye’deki tüm çevrelerin yakın gelecekteki ihtimallerden habersiz olduğu anlaşılıyor.
Geriye dönüp bakıldığı zaman iki ülke ilişkilerinin bozulması sürecinde sadece Türkiye’nin kaybetmediği görülüyor. Özbekistan da potansiyel gücünü açığa çıkartabilme konusunda aşama kaydedemiyor. İçe kapalı, rutin tepkilerle örülmüş ve küresel sistemden soyutlanmış bir anlayış dünyadaki dönüşüm çabalarının uzağında durmaya devam ediyor. Acaba Türk hükümeti Özbekistan-Türkiye ilişkilerinin normalleşmesi için ne tür girişimlerde bulunuyor? Özbekistan yönetimi ise bozulan ilişkilerin onarılmasına ne kadar açık gözüküyor? Gerçekten iki ülkenin birbirine bu kadar yabancılaşmasının sebepleri nelerdir? Doğrusu bu hususlarda açık bir tutum sergilenmiyor ve sorunların böylesi bir anlayışla örtülmek istenmesi çözüm değil, aksine yeni sorunlar üretiyor. Dolayısıyla iki ülke ilişkilerinin düzelmesi için gerçeklerden kaçmadan, küçük hesaplar yapmadan, dostluk sınırları çerçevesinde konuşulmalı, tartışılmalı ve açık bir iletişim süreci başlatılmalıdır. İşte bu gereklilik bölgeye yapılacak muhtemel operasyonlarda Türk dünyasının hazırlıklı olmasını sağlayacaktır.


Sinan Oğan’ın Iğdır için önemi
Iğdır ilini kuşatan bölgenin stratejik ve tarihsel açıdan çok önemli bir konumda bulunduğu rahatlıkla söylenebilir. Zira Azerbaycan ve İran özelinde seslendirilen çeşitli projeksiyonların ya da yeniden şekillendirilmek istenen Türkiye ölçeğinin öncelikle Iğdır’dan bakılarak değerlendirilmesi ve Türkiye’nin menfaatlerinin bu pencereden irdelenmesi gerekmektedir. Ancak Iğdır bu önemine rağmen tarım ve hayvancılık dışında ciddi bir gelişme gösterememektedir. İstihdama dönük yatırımların ve sanayileşme düzeyinin yetersizliği ortadadır. Bu sebeple 12 Haziran seçimleri Iğdır halkı için farklı bir öneme sahiptir. Belirtmek gerekir ki Iğdır’da bu seçimin en güçlü adayı tartışmasız Sinan Oğan ismi olacaktır. TÜRKSAM adlı strateji ve düşünce kuruluşunda önemli başarılara imza atan Dr.Sinan Oğan’ın milletvekili olarak hem mecliste hem de Türk medyasında Iğdır’ı ve Iğdırlının sorunlarını gündemde tutabilme potansiyeli bulunmaktadır. Azerbaycan’da da çok sevilen Oğan’ın, Iğdır’a buradan yatırımcı getirmesi ve iki ülke ilişkilerinin Iğdır’dan şekillenebilmesi son derece doğaldır. Bu sebeple uluslar arası prestije sahip TÜRKSAM Başkanı Sinan Oğan’ın, Iğdır’da yalnızca MHP teşkilatlarının değil halkın büyük çoğunluğunun umudu haline gelebileceğini ifade etmek mümkündür.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş