Türk-Yunan ilişkileri ve Karamanlis'in ziyareti!

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkiler, hiçbir zaman iki ülke arasındaki ilişki biçiminde yürütülmemiştir. Türk-Yunan ilişkileri, uzun yıllar Avrupa kamuoyu yönünden “doğu-batı” ilişkisi biçiminde algılanagelmiştir. 1829’da bağımsızlığını kazanmasından bu yana Yunanistan, arkasına bir veya birkaç Batılı ülkeyi alarak, Türkiye ile olan ilişkilerini dengelemeye çalışmıştır. Uyguladığı bu strateji sayesinde Yunanistan (kurulduğundan bu yana) üç kez Türkiye aleyhine sınırlarını büyütmüştür. Yunanistan, bu bağlamda Batı Trakya, Girit ve 12 Adaların üzerine oturmuştur.
Soğuk Savaş sonrası Türkiye’nin bağımsızlığına kavuşan beş Türk Cumhuriyetiyle olan ilişkileri, Yunanistan’ı tedirgin etmiş, bir de Arnavutluk/Bosna/Mekadonya ile Türkiye’nin kurduğu ilişkiler eklenince, Yunan tedirginliği daha da artmıştır. Yunanistan, Türkiye’nin bölgedeki Müslüman nüfusu kullanarak kendisini kuşattığını ve bu tehdidin adının da “Kuzeydeki Hilal” olduğunu dile getirmiştir. Kuzeydeki İslam hilalini “Ortodoks dünyasının kalbine saplanmış bir hançer” olarak nitelendiren Yunan siyasetçileri çıkmıştır.
Bu korkular yüzünden, Türkiye’nin inisiyatifiyle kurulan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’na Yunanistan müracaat etmiştir. Türkiye de Yunanistan’ın tedirginliğini ortadan kaldırmak için KEİT’e Yunanistan’ın girmesini desteklemiştir. Bu yetmiyormuş gibi KEİT’in bankası da Selanik’e taşınmıştır. Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın etkisizleştirilmesi de işte böyle başlamıştır. Ayrıca 12 Eylül’ün kudretli generali Kenan Evren’in Yunanistan’ın NATO’ya dönüşünü sağlaması da Yunanistan adına kazanılmış bir zafer olarak uluslararası ilişkiler literatürüne girmiştir. Kısacası Yunanistan, Türkiye ile olan her ihtilaftan kârlı çıkan taraf olmuştur.
Tarihin sunduğu fırsatlar sonucu Kıbrıs’a yapılan müdahale, belki de Türk-Yunan ilişkilerinde Türkiye’nin lehine olan tek gelişmedir. Kıbrıs’ta Türkiye’nin sağladığı avantajı da Yunan tarafı Türkiye’nin “AB’ye tam üyelik” kartını kullanarak yok etmeye çalışmaktadır. Türk siyasetçiler “AB’ye üyelik” uğruna yapamayacakları hiçbir şey olmadığını açıkça ortaya koyunca, Yunanistan  “AB kartını”  kullanarak Türkiye’yi her alanda köşeye sıkıştırmayı başarmıştır.
Diğer yandan Yunanistan, bölücü PKK terörünü destekleyerek ülkenin istikrarsızlaştırılmasına çok önemli katkılar sağlamaktadır.
İşte bu Yunanistan’ın Başbakanı Kostas Karamanlis, Türkiye’ye 49 yıl aradan sonra resmi ziyarette bulunan ilk Yunan başbakanı olmuştur. Ziyaretin iki gün öncesine kadar da Yunan gemileri Türk karasularını sayısız defalar ihlal etmiş, Yunan uçakları da Türk uçaklarıyla it dalaşına girmişlerdir.
Türkiye ile Yunanistan arasındaki FIR hattı, 12 mil, kıta sahanlığı, Kıbrıs, Kayalıklar, Batı Trakya’daki Türk azınlık gibi sorunlar, olduğu yerde durmaktadır. Yunanistan, büyük bir hızla silahlanmakta ve silahsız olması gereken adaları silahlandırmaktadır.
Yunanistan, Türkiye’ye soyut bir AB’ye tam üyelik desteği verirken Türkiye’den somut tavizler almaktadır. Yunanistan, yalnız AB ve PKK kartını değil sermayesini de Türkiye’ye sokmuştur.
Yunanlar sabırlı, uzun vadeli, kurumsal, milli çıkarlarını esas alan, istikameti ve amacı belli bir strateji sürdürmektedir. Türkiye ise “çözümsüzlük çözüm değildir”  aceleliği içinde davranan, kişisel ilişkileri önceleyen, ulusal çıkarları çok da önemsemeyen ve ucu açık bir siyaset izlemektedir. Karşılıklı ziyaretler iki ülke arasındaki ilişkilere katkıda bulunur. Ancak Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunların, kişisel ve iyi niyetli ziyaretlerle aşılamayacak kadar büyük olduğunu da gözden ırak tutmamak gerekir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları