Türk Yurdu'nun türkü dosyası...

Ahmet SEVGİ
Ahmet Haşim:  “Melâli anlamayan nesle âşina değiliz.”  der. Biz de diyoruz ki:  “Türküyü sevmeyeni adamdan saymayız.”  Neden saymayız? Çünkü insan öncelikle seven, sevilen, gülen, ağlayan, hasret çeken, gözyaşı döken, isyan eden, hatta râm olan bir canlıdır. Şaire:  “Şîrler pençe-i kahrımda olurken lerzân//Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek.”  dedirten duyguyu tatmayan var mıdır?
Bütün bu aşk fırtınaları dindirilmez ve sevda ateşleri söndürülmezse, çektiği bir  “âh” la alev alan Kerem misali insan da yanar kül olur.

Acıları dindirmenin yolu
Acıları dindirmenin ve sevda ateşlerini söndürmenin yolu türkülerden geçer. Çocukluğunda kim türkü söyleme arzusu duymamıştır ki?..
7-8 yaşlarındaydım. Komşu köyden Tekaüt Mehmet bir radyo almış. Biz çocuklar Mehmet amcanın tarlasındaki taşları temizliyorduk, o da bize türkü saatlerinde radyoyu açıp türkü dinletiyordu. Tabii, türkülerin sözlerini anlamıyorduk; bizi ilgilendiren sâdece müziğiydi. Ben hep, türkülerin sözlerini bilsem onu radyodaki sanatçılar gibi güzel güzel söyleyebileceğimi düşünürdüm. Tesadüf bu ya, bir gün pazarda Nuri Sesigüzel’in tek sayfa halinde türkülerinin satıldığını gördüm. Hemen bir tane alıp kimsenin olmadığı ıssız koyaklarda, elimde kâğıt o türküleri makamla okumaya çalıştım. Ama heyhât!.. Türkü söylemek kim biz kim? O gün bugündür sadece türkü dinleyerek müteselli oluyorum.
Demem o ki müzik zevki insanın doğuştan getirdiği bir melekedir. Bazıları söyler, bazıları da dinler...

Kuruluş armağanı
Bütün bu hatıra ve düşünceler Türk Yurdu dergisinin türkü özel sayısını incelerken canlandı zihnimde... Kuruluşunun 99. yılına armağan olarak hazırlanan Türk Yurdu’nun bu sayısında (Ocak 2010, Sayı: 269) Mehmet Özbek’in  “Türkü Deyip de Geçme Tanı”  adlı makalesiyle başlayan ve Ömer Çelikdönmez’in  “Devrek Türkülerinin Halk Türkülerindeki Yeri”  isimli makalesi ile son bulan, türkülerin değişik açılardan ele alınıp incelendiği 45 yazı yer almaktadır. Derginin muhtevası hakkında bir fikir edinebilmek için isterseniz şu satırları birlikte okuyalım:
“Anadolu insanının; hayatındaki mağduriyeti, yaşadığı mahrumiyeti, tevekkülündeki mazlûmiyeti, tavrındaki mahcubiyeti, aşkındaki masumiyeti, gönlündeki muhabbeti, hayalindeki saadeti, iç dünyasındaki samimiyeti, heyecanındaki kudreti, ruhundaki asaleti, sevdasındaki iffeti, kalbindeki ülfeti, kızgınlığındaki hiddeti, öfkesindeki şiddeti ve duygularındaki haşmeti ancak türkülerimiz anlatabilir...

Hayatı türkülerde yaşarız
Türk milleti olarak bizler; bir yürek yangınında önce kendimiz yanar, sonra bir türkü yakar, daha sonra da bu yanık türkülerde serinlemek adına “Değmen benim gamlı yaslı gönlüme//Ben bir selvi boylu yârden ayrıldım” türküsünü söyleyerek Mecnun olup yollara düşeriz. Türkülerde nice dağlar aşar, türkülerle yaramızı deşeriz... Kısacası, biz hayatı türkülerde yaşarız... Çünkü türküler; duygu penceresinden ömür rüyasını seyreden bir hayat destanıdır.” (Mehmet Güneş, s. 113)
Türk Yurdu’nun bu özel sayısını almayanlar hiç vakit kaybetmeden hemen alsınlar. Alanlar da bir tane daha alıp dostlarından birine hediye etsinler. Eminim değecektir...
Başta yazarlar olmak üzere bu özel sayının hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Sa’yleri meşkûr olsun...
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş