Türkeş "Millet Sektörü" kuracaktı

Kürşad ZORLU

Bugün Türkiye’deki sorunların önemli bir bölümünün ekonomi temelli olduğunu söylemek mümkündür. Özellikle üretim-tüketim dengesizliği, gelir adaletsizliği ve yanlış istihdam politikalarıyla derinleşen işsizlik sorunu bölgeler, kitleler ve toplum katmanları arasındaki uçurumu artırmaktadır. OECD’nin açıkladığı işsizlik rakamlarına bakıldığında genç nüfusun bu oran içerisinde önemli bir yere sahip olduğu görülmektedir. Türkiye’de yeşil kartlıların sayısı 10 milyona dayanırken bunların %46’sı doğudaki 21 ilde toplanmaktadır. İşin ilginç tarafı 2002-2007 yılları arasında Türkiye’deki büyüme %6,8 iken istihdam artmak yerine azalmaktadır. Diğer yandan iş yerlerinin tam kapasite ile çalışmamasının nedenleri arasında talep yetersizliği gösterilebilir. Buna göre iç pazarda talep yetersizliği yüzde 55,4, dış pazarda ise yüzde 29,7 oranındadır. Ayrıca nüfusun %20’lik dilimi milli gelirin büyük kısmını elde ederken, aynı nüfusun %30’u göreli yoksulluk tehdidi altındadır.

3. Sektör ve karma ekonomi
Bu rakamlar Türkiye’deki sektörler arası çöküntüyü ortaya koyması ve yeni bir sektöre ihtiyaç duyulduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Çünkü işçi, memur, emekli, esnaf, köylü ve diğerlerinden meydana gelecek bu yeni oluşumun talep yetersizliğini ortadan kaldırarak milli ekonomik sistemi işler hale getireceği çok açıktır. Türkiye’de böyle bir sistem üzerine kurulmuş milli sermayenin, milletle bütünleşerek ekonomik kökenli eşitsizlikleri ortadan kaldırabileceğini vurgulamak gerekir. Aslında bu görüş 2008 krizi ile birlikte alışılagelmiş piyasa ekonomisini terk eden ve karma sisteme ışık yakan iktisadi anlayışla örtüşmektedir. Nitekim 1929 krizinde dünyayı düzlüğe çıkaran Keynes’ci görüşün kapitalizm rüzgarı ile durdurulması ilelebet sürmemiş ve yalnızca  “görünmez el” vurgusuna sahip uygulamalar tarihe karışmıştır. Şimdi Keynes’i kurtarıcı olarak kabul eden genel görüşün devletin talebi artırması ve arzı piyasa koşullarına bırakması yönünde durduğu söylenebilir.

Keşke olabilseydi
Üçüncü bir sektörün kurulması fikri ilk olarak Alparslan Türkeş tarafından 1965 yılında CKMP beyannamesine ekletilmiş ve yine kendisinin yayınladığı  “Milli Doktrin Dokuz Işık”  çalışmasının Toplumculuk kısmında  “Millet Sektöründen”  bahsedilmiştir. Bu hususta daha detaylı bilgi Kurt Karaca mahlasıyla yazılan “Milliyetçi Türkiye” de yer almaktadır. Oysa dönemin CHP’si bu görüşü  “nasyonal sosyalist”  diyerek suçladığı ülkücülerden “Halk Sektörü” şeklinde alıntılamaya çalışmıştır. Millet sektörü kamu ve özel sektörle işbirliği içerisinde olan, geliri tüm kesimlere adaletli biçimde dağıtan, bölgeler arası farklılıkları ortadan kaldıran ve üretimi artırarak istihdam yaratan bir sonuç trafiği ortaya koymaktadır. Bu görüş çerçevesinde kamu şirketlerinin halka sunulması isteği, günümüze yansımasında özelleştirme karşıtlığı olarak algılanmamalıdır.
Günümüzde kapitalist sistemle örülmüş yönetim sisteminin, yabancılara devredilmiş kamu sermayesinin ve türev ürünlerle donanmış piyasa koşullarının kronik ekonomik sorunların çözülmesinde yegane yöntem olduğu ileri sürülemez. Öyle ki rahmetli Türkeş millet sektörü projesi ile Kapitalist-Keynes’ci görüşü aynı çatıda uyumlaştırmayı hedeflemiştir. Zaten projenin bilimsel tutarlılığı da bu noktada kendisini göstermektedir. Ancak ne yazık ki merhum Türkeş’in ömrü bu görüşü iktidara taşımak için yeterli olmadı. Keşke olabilseydi... Ve keşke Türk milleti onu daha iyi tanıyıp, anlayabilseydi.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş