Türkiye ABD’nin gündeminde değil

A+A-
Savaş SÜZAL

Amerika’dan bir cam fanus içinde, yerinde sayan ve dünyadan haberi olmayan sizleri seyretmek çok üzücü. İkinci haftam ABD başkentinde. Ama içerideyken hissetmediğim, dünyaya kafanızı bile kaldırmadan bakmayışınız, insanı çıldırtabilecek boyutta. Bir tarafta çıkarcılar saf tutmuş, onların üzerinde elleri kırbaçlı efendileri. Öte yanda siz köleler, önünüze atılan bir somun veya su benzeri günlük ihtiyaçlarınız için, boğuşup duruyorsunuz.
Geçen gün beni NTV’de Oğuz Haksever’in lafları çıldırttı. İnsanlar ne kadar da çıkarları için kolay saf değiştiriyor ve ucuzlaşıyorlar. Patrona ve onun patronlarına bugün yalakalık yapanların, dün buralarda mangalda kül bırakmayışları aklımdan çıkmıyor, lafları da kulaklarımda hâlâ çınlıyor. Mehmet Ali Birand, Cengiz Çandar türü gazeteciliğin prim yaptığı bir ülkede, nitelikli  kalem bulmak gerçekten zor. Bu köşeden bu konuda daha fazla şey yazıp zamanınızı almak istemiyorum.
Sevgili okurum; sizlere bir süre önce Mısır’da Batılılar tarafından Hüsnü Mübarek’in yerine getirilen Erdoğan’ın kankası Müslüman Kardeş Muhammed Mursi’nin ipleri ele aldığını yazmıştım. Bu durum belliydi, Erdoğan kullanıldı ve yıprandı. Onun işi bittiği gibi anlaşılan Suriye’nin de işi bitti ve Kuzey Irak’ta parçalanma kavgaları başlıyor. Barzani’nin ABD tarafından Irak parçalandıktan sonra yetiştirilen peşmergeleri, Irak ordusu ile kapıştı. Şimdilerde dünya bölgede ilk mezhep kavgasını bekliyor.
Erdoğan bu kavgada taraf olduğunu saklamıyor. Iraklı Kürt aşiretlerin petrolünü alıp, orada ticaret yaparak Bağdat hükümetini kızdırdı. Bu sır değil. Ayrıca Bağdat tarafından aranan bir kaçak suçluya da sığınma hakkı sağlayıp, ters demeçler vererek bu kızgınlığı öfkeye çevirdi. Nereden bakarsanız bakın, kim ne derse desin Türkiye mezhep kavgalarının tam göbeğine yerleşmiş durumda.
Yerleşmesine yerleşti de bu işte ne fonksiyonu var derseniz, şimdilik Batılı patronların getir-götür ve ayak işlerini yapıyor. Yani bizim dilde odacılık görevi. Libyalılara para, Suriyeli çapulculara cephane ve silah, Mısır’a destek falan. Ama söz hakkı olmayan, karar mekanizmasında yer almayan 70 milyonluk koca bir kof ülke haline getirildik. Ha, derseniz ki ordum modern; arkadaşlar, dünyanın en zengin ve silah bakımından en modern ordusu Suudi Arabistan, her çatışmada arkasına bakmadan tabanları yağlıyor. Bizimkiler de artık Araplaştırıldığına göre varın siz verin kararı. Hep birlikte ağlayıp duruyorlar, belki de ağlamayan çocuğa meme vermezler sözünden yola çıkarak.
Mısır’da ortaya çıkarılan Batılıların yeni firavunu sanki Hüsnü Mübarek’ten daha özgürlükçü daha demokratik. Bizimkini de Suriyeli Esad ile mukayese ederseniz arada ne kadar az fark olduğunu ve hatta olmadığını göreceksiniz. Adalet sistemine, kişisel özgürlüklere bir bakın. Ama daha önce de yazdığım gibi birilerinin parasını kullanıp, sırtına basarak yükselenler çok çabuk düşerler hem de ne olduklarını anlamadan...
Pazar sabahları Amerikan televizyonlarında, ya bakanlar veya milletvekili ve senatörler yayına çıkarılır ve güncel konular hakkında görüşleri alınır. Bu hafta iki konu öne çıktı; Gazze ve Obama’nın bütçesi. Gazze konuşulurken bir Allah’ın kulu da çıkıp ne Türkiye ne de Erdoğan falan dedi. Varsa yoksa Mursi. Bir de hatırlatayım, bizim ampul takımı, burasının hiç mi hiç umurunda değil. İsrail’i hele hiç mi hiç haksız bulmuyorlar. Sonuçta Erdoğan’ın her İsrail aleyhtarı demeci, tabutuna bir çivi daha çakıyor. Akıllı politikacılar düşünür taşınır da öyle konuşur.
Sevgili okurum, Amerikan ekonomisinde bir düzelme ben göremedim. Belki çok az, bizler hissedemiyoruz. Benzin bir yıl önceki düzeyde. Ekonomik gelişme olarak taraflar şimdilik bütçede anlaşmış gibi görünüyor. Obama, bütçe açığının kapanması için vergilerin artırılmasını ama bu vergilerin daha çok bizdekinin aksine zenginlerden alınmasında ısrar ediyor. Aslında dar ve orta gelirlinin de ödeyecek pek bir şeyi kalmamış gibi.
Amerikan ekonomisinde iyi olarak benim gördüğüm tek gelişme, oto sanayinin bu krizle kendisini yenilemiş olması. Amerikan otomobilleri hem Japon ve Avrupa arabalarından daha ucuz, hem de teknoloji olarak en az birkaç gömlek öndeler. Belki de bizimkiler şimdi bu nedenle kendi otomobilini kendin yap kampanyası yürütüyor, kim bilir!..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları