Türkiye barıştan uzaklaşıyor

Savaş SÜZAL

Hani bir şarkı var “çok muhabbet tez ayrılık getirir” diye. Ben bu şarkıyı ABD ile muhabbete giren ülke liderleri için bir gerçek olduğunu, yaklaşık 40 yıllık dış politika muhabirliğim sırasında gördüm. Mesela, Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek ve Enver Sedat, Irak devrik diktatörü Saddam Hüseyin, İran devrik Şahı Rıza Pehlevi. Bu sayı 20’nin üzerine gayet rahatlıkla çıkabilir.
Şimdi aklınızdan adam güncel siyasal durumdan kafayı mı yedi diya geçebilir. Hayır yemedim. Bana bu satırları Washington’da silah tüccarlarının oluşturduğu, Türk Amerikan Konseyi ATC tarafından düzenlenen “Türk-Amerikan İlişkileri” adlı konferanstaki konuşmalar yazdırdı. Daha önce CIA direktörlüğü yapan şimdilerde ise ABD Savunma Bakanı olan Panetta, konferansta yaptığı konuşmada Türkiye ile ülkesinin Suriye ve İran konuları başta olmak üzere birlikte çalıştıklarını söyledi. Panetta, neredeyse durup durup Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’a sarılıp alnından öpecek gibi konuşmuş.
Panetta’nın konuşmasında İngilizcede çok tarafa çekilecek öyle laflar vardı ki... Amerikalı yetkili, üstü kapalı olarak veya diplomatik şekilde, Türkiye, bölgedeki adamımız demiş. Ne garip, kuruluşundan buyana “Yurtta sulh cihanda sulh” kuralına uyan bir ülke aniden tüm komşularının ve dostlarının içişlerine başkalarının parmağı olarak giriyor, karışıyor. Ve bunu da ahlakla demokrasi ile savunuyor. Kendisinde olmayan demokrasiyle.
Yetmedi. Bizim Savunma Bakanlığı makamında oturan İsmet Yılmaz ise aynı konferansta, Suriyeli mülteciler konusunda ellerinden gelen her şeyi yapacaklarını kaydetti. Hani bugünlerde ABD’li senatörün sözünü ettiği Türkiye sınırları içinde oluşturulacak bir tampon bölge de buna dâhil olabilir. Dikkatinizi çekerim bu tampon bölgeyi Suriye topraklarında değil bizim topraklarımızda oluşturmak istiyorlar. Bir de aynı Irak ve Libya’ya yaptıkları gibi, uçuşa kapalı bölge oluşturacaklarmış.
Bu durum bana, birinci Irak savaşı sırasında sınırımızı geçen 500 bine yakın Kürt mülteci olayını hatırlatıyor. Hatırlarsanız o zaman da her şeyi vaat edenler aniden ortadan çekilmiş ve tüm mülteciler bizim başımıza kalmıştı. Sonuçta onlar arasına karışan PKK terör örgütü bölgedeki varlığını pekiştirmişti.
Tabii bizim güdümlü ve Tayyiban basınında yer almayan bir başka haber daha vardı, sizin haberiniz olmayan. Uluslararası Barış ve Ekonomi Enstitüsü tarafından hazırlanan 2012 Global Barış endeksinde 158 ülke arasında 130’uncu sıradayız. Türkiye konusundaki Enstitünün raporuna göre; “Türkiye barıştan uzaklaşıyor”. Yani bu sıralamada, sıra sona yaklaştıkça savaşa yakın demek anlamı çıkıyormuş. Enstitü diyor ki; her geçen gün Türkiye savaşa yaklaşıyor.
2010’da 125’inci, 2011’de 128’inci sıradaymış. 2007’de ise 97’nci sıradaymışız. Gördüğünüz gibi Türkiye, Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde her yıl tırmanışa ve gerginliğe koşmuş. Bunu onlar gibi bilimsel sonuçlarla değil de Türk gazete arşivlerini tarayarak da anlamak mümkün. Tabii bunun sonradan bedeli ne olacak göreceğiz.
Şimdi bu gerginliğin ve Türkiye’yi böylesine bir ortam içine itişin sebebini de biraz kafa patlatırsanız çözebilirsiniz. Şimdi bu durumda silah tüccarlarının düzenlediği bir konferansta neden bize övgü yağdırıldığını anlamanız zor olmasa gerek. Baksanıza, Türkiye, 4 milyar dolarlık uzun menzilli füze alacakmış. Hani komşularla sıfır sorun politikası vardı ya işte o fasıldan. Bağdat’ta patlatılan bombalar ve Maliki’nin koalisyon ortaklarının mızırdanmaya başlaması ne kadar da tekrar. Yaklaşık yüz yıldır aynı senaryo sahnede. Her yere uyar.
Bir iki kelime de ekonomi için. Dün akşam bir ara NTV’de son sözlerini yakalayabildiğim bir yabancı vardı. Uzman diye çıkarmışlar ancak ben adını sanını pek yakalayamadım. Konu Türkiye’de patlayan inşaat sektörü konusuydu. Adamın veya uzmanın son sözleri, toplumun bir doyma noktasına gelmesi ve bu durumda aynı Amerika’da olduğu gibi ekonomik krizi tetiklemesi uyarısıydı. Aynı bizim uyarılarımız gibi. Daha sonra yayında, ne haberi ne de adamı görebildim. Herhalde televizyonun patronundan fırça yediler, iktidarla aramı açmayın diye.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş