Türkiye bıçak sırtında...

A+A-
Altemur KILIÇ

Türkiye 2011 yılına, “bıçak sırtında”  daha doğrusu “ustura sırtında” girdi. Sorunlar, hem “kıldan ince” hem de “kılıçtan keskin”. Ustura sadece 2010’u 2011’i, iyi ve kötü olayları ayırmıyor; vasıl olduğumuz bu bağlamda, kamuoyunda yapılan yorum ve değerlendirmeler, ülkemizin bugün ne kadar bölünmüş durumda olduğunu gösteriyor. Bizler geçen yılın berbat bir yıl olduğuna inanıyor ve yeni yılı, korku ve endişelerle karşılıyoruz. “Ötekiler” ise geçen yılın kendi ümitlerini artıran “çok iyi şeylerin” olduğu ve gelecek yılda da, geçen yılda olanlar sayesinde, çok daha iyi şeyler olacağını, “mülahazat hanelerini açık bırakmak” kaydıyla, umut ediyorlar. Bizim “mülahazat hanelerimiz” ise, çoktan doldu; tahammülün son haddine geldik! Kısacası; bizler için “şişenin yarısı boş”, “ötekiler” için ise, “şişenin yarısı” dolu. Şimdiden, zafer sarhoşluğu naraları atıyorlar. “Bırakın sarhoşları yıkılana kadar”, diyeceğim ama onlar yıkılırken, bizim “hanemizi” de yıkacaklar!
Durumu Yeniçağ’da arkadaşımız Macit Soydan özetlemiş: “2011 daha kötü olacak! Bölücüler her geçen gün gemi azıya alıyor. Türkiye, yeni yıla 2010’dan devreden kötü tablonun artan tehdidiyle girdi. Üniter yapıyı hedef alan bölücülerin açıkça dillendirdiği ‘özerklik’ ve ‘2 dilli hayat’ tartışmaları, yeni anayasa çalışmalarının gündeme geleceği 2011’de uygulama sahası bulabilmek için cüretini daha da artıracak. Ermeniler, Rumlar, ABD ve AB pusuda. Yeni tavizler için her yolu deneyen Fener Kilisesi de bir başka sorun. Anayasa, işsizlik ve üstüne bir de seçim! İktidarın, “Teğet geçti” açıklamalarına rağmen ülkeyi kırıp geçiren kriz, 2011’e de damgasını vuracak.”
Ben tabloyu tamamlayayım; Türk milleti, uyanmaz ve “bir çuval erzak ile kömüre giderse” AKP,  gelecek seçimlerde gene iktidar olacak. Sonra da yeni Anayasayla  “Türklük” kavramı dâhil “tek dil” ve TC’nin, “değiştirilemez” maddeleri sulandırılacak ve sonra da Erdoğan “padişah” olacak.

Gül Botan’da
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, “Botan” eyaletinin “Amed” kentini, yani Diyarbakır’ı sanki yabancı bir ülkenin başkentini ziyaret eder gibi ziyaretleri, bölücülerin talepleri bağlamında, sanki “gönül alma” gibiydi. Ama bence, Cumhurbaşkanına sevgi gösterileri, “toplama” ve sanaldı; gerçekleri yansıtmıyordu. “Taleplerini”, değiştirmedi ama belki de, Erdoğan’ın “açılımı”  gibi bölücülere umut verecek! Cumhurbaşkanlığının yalanladığı Kürtçe tabelaları Gül, görmemiş olabilir veya Belediye, bir günlüğüne gizlemiştir... Ancak, Kürtçülerin talepleri değişecek mi? Diyarbakır ve Güneydoğu sokaklarında, artık Apo posterleri görülmeyecek, “Biji Apo” avazeleri yükselmeyecek mi? Ve Kürtçe tabelalar artık  “Büyük Kürdistan’ın” yolunu göstermeyecek mi? Sayın Cumhurbaşkanı aldansa da, biz kendimizi aldatmayalım.
Gül, Kürtçe tabelaları görmemiş olsa bile, Baydemir’in bir “TC Başkanına” vermek cüretinde bulunduğu, “Türkçe-Kürtçe” veya “Kürtçe-Türkçe” sözlüğü görmedi mi? Gördüyse, neden kabul etti?  Bu ülkedeki vatandaşların, kendi dillerini öğrenmelerine, konuşmalarına, kimse engel olamaz, fakat Cumhurbaşkanımız, resmi ziyarete bulunduğu bir ülkede mesela “İtalyanca-Türkçe” sözlüğü kabul etmesi başka jest ama bu olay “jest” değil,  açık bir meydan okuma! Kabulü teslimiyet ve taviz kokuyor. Hemen düşündüm; Mustafa Kemal ve İsmet Paşa... Son zamanlarda Süleyman Demirel, Ahmet Necdet Sezer, bu “hediyeyi” kabul ederler miydi?.. 
Diyarbakır ve Mustafa Kemal
Hulki Cevizoğlu hatırlattı: Mustafa Kemal’in 1916’da, Diyarbakır’da Yıldırım Orduları Komutanı olarak bulunduğunda 35 yaşında bir tuğgeneral idi. Cumhuriyet’in ilanından sonra 1926’da gittiğinde “fahri hemşerilik” ödülü verilmişti. Ölümünden evvel, Kürt isyanlarından sonra Dersim isyanından hemen önceki 1937 gezisinde, halkın büyük içtenlikli coşkusuyla karşılanmıştı. Onu büyük bir koruma ordusu korumuyordu! Kürtçe bir şeyler söylememişti. Evet, Mustafa Kemal’den Gül’e, Erdoğan’dan İsmet İnönü’ye. Neredeeen... Nereye... Kaderimiz bu mu?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları