Türkiye Cumhuriyeti’nin suçu ne?

A+A-
Altemur KILIÇ

Teşbihte hata olmaz; TV dizisindeki gibi ben de soruyorum;  Türkiye Cumhuriyeti’nin  “suçu-günahı”  ne? Silivri’de, Hasdal’da, aylarca yatanların -675 gündür içeride- yeni doğan çocuğundan, ailesinden uzakta yatan Mustafa Balbay’ın suçu ne? Daha da fazla yatan  “diğerlerinin”  gazetecilerin, bilim adamlarının ve askerlerin suçları ne?  Dizide, Fatmagül’ün ırzına geçenler mâlum, ama tecavüz suçu, bir tertiple zavallı bir gencin üstüne atılıyor. O genç, sonunda ne olacak aynı kalacak mı? Mustafa ve diğerleri  “aynı”  olacaklar, hayatlarından kaybettikleri yılları, özlemleri nasıl geri alacaklar? Bu, film kurdelesi değil ki, geri sarasınız! Ben Yassıada’da 9 ay yattım, sonra hayatımı, mesleğimi toparlamam çok güç oldu. Ya 10 yıl, film nasıl geriye sarılabilir? Fakat asıl suçlular -Türkiye Cumhuriyetine tasallut edenler- mâlum da, onlara dokunulamıyor? Hizbullahçılar, katiller, tecavüzcüler şimdi serbest... Atatürk Cumhuriyetçileri, içerideler ve daha da kalacaklar; on yıla kadar... Dile kolay!
Onların günahı ne? Tek satırla, “Korumaya kollamaya yemim ettikleri Cumhuriyeti”  korumak. Eğer, aralarında bu konuda dertleşmişler, “ihtimal senaryoları”  yapmış olsalar, bu görevleri ve antları gereği! Ama şimdi, “suç” onların üzerine yıkılmış! 
Türkiye Cumhuriyeti’nin suçu ne, diye sorarsanız bu da  “Atatürk Cumhuriyeti Cumhuriyetçileri” olmak! O kadar açık! Kısacası asıl suçlular dışarıda, masum ve mağdurlar içeride, belki daha on yıla kadar!
Doğuda, Diyarbakır’da, Atatürk’ün heykeline saldırmışlar. Batıda sözde aydın, sözde profesörler  “Meydanlarda, sokaklarda bu kadar Atatürk heykeli, her duvarda Atatürk’ün resmi fazla değil mi”  diye soruyorlar! Hiç şüphe etmeyin; bu kişiler Anıtkabir’i de ona çok görürler ve ellerinden gelse, bu kutsal mekânı da yıkarlar ve Atatürk’ün kemiklerinden bile korktukları için bunları da yakarlar! O kutsal kabirde Ata’nın huzurunda zamanın gereği,  “sap gibi”  duranlar, “şeriat hizmetkarı” olmakla övünenler, Mustafa Kemal’i hiç sevmezler ve Anıtkabir’i etnografya müzesine dönüştürürler. Mübalağa etmiyorum.. Gidiş oraya gidiş...

Balbay zulümhanede
Mustafa Balbay bir kitap yazmış; “Silivri Toplama Kampı-Zulüm hane” ! Genç kuşak belki hatırlamaz; Hitler döneminde Naziler,  Yahudileri, muhalifleri “toplama”  kamplarına doldurmuşlar, çoğunu fırınlarda yakmışlar, zehirli gazla boğmuşlardı. Şimdi fırınlar, zehirli  gaz eksik!
Gözlerimizin önünde yaşanan bu haller konusunda, muhakkak kitaplar, trajedi piyesleri yazılacak, filmler yapılacak; “Türkiye Cumhuriyetinin, Cumhuriyetçilerinin” günahı, suçları ne idi diye sorulacak ve cevaplandırılacak. Ama, şimdi  “tekrarı yoktur.. Mutlu sonu” yoktur bu hazin  “oyunun” .Asıl günahkarların,  “kötü adamların” esamisi okunacak mı? Yaptıklarının hesabını bu dünyada verecekler mi? Verseler de neye yarar? Yaptıkları, yanlarına kâr kalacak!
Bütün bunlar gözlerimizin önünde devam ederken, bazılarımız hatta çoğumuz duyarsız. Dışarıda hayat devam ediyor! Hitler döneminde bu gibi hallerde, Rahip Niemöller’in sözleri aklıma geldi: “Önce sosyalistler için geldiler, ben sosyalist olmadığım için sesimi çıkarmadım. Sonra sendikacılar için geldiler, sendikacı olmadığım için sesimi çıkarmadım. Sonra Yahudiler için geldiler, Yahudi olmadığım için sesimi çıkarmadım... Sonra benim için geldiklerinde, benim için sesini yükseltecek kimse kalmamıştı”.
Galiba Atatürkçülerin, hepimizin asıl günahı, meydanı Atatürk Cumhuriyeti ve ordusunun düşmanlarına bırakmak...Ve bu her cinsten adamlar, alanı boş buldukça, azdıkça azıyorlar! Bu adalet, insan halkları vb. denince, mangalda kül bırakmayanların dertleri, uğraşları bu “post modern”  toplama kampları, zulümhaneler değil, amaçları Türkiye Cumhuriyetini yıkmak! İçeridekilerin acılarını bir tarafa bırakın; bundan sadistçe zevk alıyorlar. Daha çok vatansever milliyetçinin  “zulümhanelere” , içeri alınmaları için köşelerinden TV kanallarından, her türlü fesat ve iftirayı sürdürüyorlar.

Cumhuriyet
Bunlardan biri Ahmet Altan, artık açıkça yazıyor, Cumhuriyet  “yanlış kurulmuş”. “Atatürk Cumhuriyeti batıyor. Duyduğunuz koku, bir devletin içinde saklamaya çalışılan bir cesedin kokusudur” diyor! Yani, Ergenekon Korku İmparatorluğundan, İkinci Cumhuriyet doğacak!
Altan, bu adamlar, kadınlar “fildişi kulesinden” desem iltifat olur;  “tezek kulelerinden” artık açıkça Mustafa Kemal’i suçlamak cesaretini buldular. Cumhuriyet yanlış kurulmuş! Sorarım, onların babaları dedeleri Kurtuluş Savaşı’nda, Cumhuriyet kurulurken neredeydiler? Kuvayı Milliye’ye, devrimlere,  “şeriat-hilafet isteriz” diye başkaldırmışlardı! Herhalde ne cephede ne de Ankara’da varlardı!
Önceki gün Alanya’da Atatürkçü Düşünce Derneği toplantısına katıldım. Oradakiler, her kesimden pırıl insanlar. Tek sesle bağırdık: Atatürk neredesin?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları