“Türkiye gemisi”nin bandırası millî mi?

Arslan BULUT

Libya, Türkiye’nin de desteklediği Batı saldırısı ve iç savaş sonunda çok parçaya bölünmüş durumda. Türkiye, eski başkent Trablus’ta kurulan İslâmcı hükümeti tanıyor. Tobruk merkezli diğer hükümeti ise Batılı ülkeler destekliyor. Ülkenin güneyi ise çeşitli kabilelerin elinde paramparça... 

Türkiye’yi, Trablus Hükümetine silâh yardımı yapmakla suçlayan Tobruk Hükümeti, Tuna-1 adlı Türk gemisini, önce yaklaşmaması için uyardıklarını sonra vurduklarını açıkladı. Türk gemisinin vurulduğu yer Derne’nin 13 mil açığında!

*  *  *

Derne, Tobruk kelimeleri hemen akla, Enver Bey ve Mustafa Kemal Bey’in, buradaki halkı örgütleyerek İtalyan işgalcilere karşı savaşmalarını getiriyor.

Mısır üzerinden gazeteci kimliği ile Trablusgarp’a gelen Mustafa Kemal Bey, 22 Aralık 1911’de Tobruk Savaşı’nı kazandı. Derne’de 16-17 Ocak 1912’deki hava taarruzunda gözünden yaralandı. Bir ay hastanede tedavi gördükten sonra, 6 Mart 1912’de Derne komutanı oldu ve burada başarılı savunma muharebeleri yaptı. Osmanlı subaylarının, Balkan Savaşı için İstanbul’a dönmesinden sonra da savaş devam etti. İtalyanlar sahilde bir şerit dışında iç bölgelere giremedi.

*  *  *

Gazeteci Fehim Taştekin, Levent Baştürk’ün bir araştırmasını şöyle nakletmişti: “Baştürk, Dünya Bülteni’ndeki yazısında Libya’da görüştüğü Mısrata kökenli Vatan İçin Birlik Partisi’nin lideri Abdurrahman Süvehli’nin Türk kökenli olduklarını ve bu sebeple Kaddafi rejiminin özel nefretine maruz kaldıklarını söylediğini aktarıyor. Baştürk tarihi arka planla ilgili de şu notu düşmüş: Mısrata halkının yaklaşık üçte ikisi kendilerinin Türk kökenli olduklarına inanmakta.” Gazeteci Nevzat Çiçek de Libya’da Türk kökenli bir nüfusun bulunduğunu hatırlatıyor. 

Diğer taraftan Libya’nın ilk başbakanı sayılan Sadullah Koloğlu da Karaman kökenli bir Türk’tür. Libya’da, Yunanistan’ın Girit’te giriştiği Türk soykırımından kaçan Türklerin torunları da var. Sadullah Koloğlu’nun annesi de işte bu Girit göçmenlerindendi.

Nereden nereye? Dün Libyalıların savaşına Türk komutanlar liderlik ediyor, Libya’yı Türkler yönetiyor; bugün ise Tobruk’ta kurulan hükümet, Türk gemilerini bombalıyor!

*  *  *

Derne açıklarında “yabancı bandıralı bir Türk gemisi” vurulup bir Türk kaptan şehit edildiğinde, aklıma ilk gelen, “Türkiye gemisi”nin de Türk Milleti’ni hor gören, hatta tanımayan, Anayasa’dan da Türk lafzını kaldıracağını açıklayan AKP tarafından yönetildiği için yabancı bandıralı olduğu gerçeğiydi.

AKP, gerçekte Türk Milleti’ne o kadar yabancıdır ki 14 yıl önce belgesi ile ispat ettiğim gibi ABD’den gönderilen ve yerel yönetimlere özerklik dayatmasında bulunulan gizli bir belgeyi, parti programı yaparak kurulmuştur.

Dolayısıyla, Türkiye’den Türklüğü kaldırmaya çalışan AKP’nin, İngiliz istihbaratının Mısır’da kurduğu Müslüman Kardeşler ve Arabistan’da kurduğu Vehabilik mezhebinin bugünkü siyasi takipçisi Suudi Arabistan hükümeti ile iş birliği içinde, Suriye, Irak veya Libya’daki Türklerin güvenliğini dikkate alarak davranması beklenemez.

*  *  *

Üstelik Genelkurmay İstihbarat eski Başkanı İsmail Hakkı Pekin, Kozmik Oda kitabında yazıyor:

-Süleymaniye’de Türk Özel Kuvvetleri’nin karargâhına düzenlenen operasyonda Türkmenlerle ilgili arşiv, imha edilemeden Amerikalıların eline geçti. Türkmenlerin gizli örgütlenmesi deşifre oldu. Kasalarda saklanan Özel Kuvvetler tarafından hazırlanan Kerkük Türklerinin teşkilâtlanma şemalarını aldılar. Daha sonra o listede yer alan Türkmen liderleri teker teker öldürüldü. Kimisi suikasta kurban gitti. Kimisi şaibeli trafik kazalarında hayatını kaybetti. “

Türkiye gemisinin bandırası gerçekten millî olsaydı, böyle mi olurdu? En azından vurulan Türk gemisinin bandırası gibi Türkiye’yi yöneten AKP gemisinin bandırası da Türk’e yabancıdır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş