Türkiye hazırlıklı olmalıdır

Özcan YENİÇERİ

ABD Savunma Bakanı Robert Gates, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da yaşananları bağımsızlıklardan hatta Osmanlı İmparatorluğunun çöküşünden bu yana yaşanan en büyük dalga olarak nitelendirerek  “iki ayda en olağanüstü değişimi gördük” diyerek değerlendirmiş.
stratejist Brezizenski,  “ABD, bu olayların arkasında değilse de önünde olmalıdır” demişti. ABD de gerçekten bölgedeki olayların Genişletilmiş Büyük Orta Doğu Projesinde öngörülen biçimde şekillenmesi için gerekeni yapmış bulunmaktadır.


Olaylar Türkiye sınırına gelip dayanmıştır
Olaylar Sudan, Tunus, Mısır, Cezayir, Yemen, Bahreyn, Ürdün hattını izleyerek Suriye’ye ulaşmış bulunmaktadır. Bugün olaylar Türkiye sınırına (Suriye’ye) gelip dayanmış durumdadır.
İmralı’daki hükümlü ellerini ovuşturarak dalganın bir an önce Türkiye’ye sıçramasını beklemektedir. Bunun için de BDP’nin  “öncü” rol oynaması gerektiğini söyleyip durmaktadır. Öcalan’ın talimatları doğrultusunda BDP’liler de organize tahrik ve kışkırtmalara başlamış bulunmaktadır. Güneydoğu’nun çeşitli yörelerinde  “sivil itaatsizlik”  adı altında yapılanlar, gerçekte kitlesel bir başkaldırı için test niteliğindedir.
Halkın sağduyusu BDP’nin tahrik ve kışkırtmalarına kapılma konusunda BDP’li tahrikçileri hayal kırıklığına uğratmış bulunmaktadır. Ancak bundan sonra da BDP’nin tahrik ve kışkırtmalarının etkisiz kalacağına dair herhangi bir garanti yoktur. Türkiye’nin Güneydoğu illerinde BDP’nin tezgâhladığı olayların nereye doğru evrileceği henüz belli değildir.


Batılı merkezlerin öngörüleri
AB ve ABD’nin çeşitli mahfillerinin yaptıkları değerlendirmelerde olayların Türkiye’yi de içine alacak şekilde gelişeceğine yönelik öngörüler mevcuttur. Bu konuda \kerning0 London School of Economics’in Orta  Doğu Merkezi’nin yöneticisi Robert Lowe, Suriye’nin Irak ve Türkiye sınırında yoğunlaşan, nüfusun da yüzde 10’unu oluşturan Kürtlerin,  “en haklı davaya sahip oldukları için sokaklara inmeye hazır halde yaşanan gelişmeleri izleyip beklediğini” dile getirmiştir.
Londra merkezli düşünce kuruluşu Levant Enstitüsü’nden Obeyda Nahas da, Suriyeli Kürtlerin Esad hanedanlığından önce bir sorunu olmadığını söyleyip, “Şimdi ise kendi dillerinde konuşma ve hatta yazı yazma hakları bile tanınmıyor, onlara Arap isimleri kullanmaları söyleniyor” diye konuştu. Nahas, Beşar Esad yönetiminin bu yıl Nevruz’un kutlanmasına izin vermesini, Kürtlerin protestolara katılmaması için verilen bir ’rüşvet’olarak niteledi.
İsrail’de yayınlanan Haaretz gazetesi yazarı Aluf Benn ise Orta Doğu’daki halk ayaklanmalarının bölge haritasını yeniden çizeceğini ve Iraklı Kürtlerin de bağımsız bir devlet kuracağını yazdı.
Benn, “Dikkat: Bölge inşa halinde”  başlıklı yazısında halk ayaklanmalarının, 1. Dünya Savaşı’nın sonunda bölgenin sınırlarını çizen Sykes-Picot Anlaşması’nın son günlerinin habercisi olduğunu belirtti.
Küresel odaklar da Arap dünyasında meydana gelen olayların “domino etkisinin”  süreç içinde Türkiye’yi ve İran’ı da içine alacak şekilde gelişmesi için yönlendirici faaliyetlere hız vereceği anlaşılmaktadır. Gelen ya da getirilecek olan yüzyılın en büyük dalgasıdır. Türkiye uyanık, İran ise tayakkuz halinde olmalıdır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş