"Türkiye iflasın eşiğinde!"

"Türkiye iflasın eşiğinde!"
CHP eski milletvekili Umut Oran, “Terör, darbe girişimi, OHAL ile alarm veren turizm, dış ticaret ve doğrudan yabancı sermaye verileri işsizliği patlattı” dedi.

Umut Oran, Türkiye’nin ekonomik durumunu özetlerken şunları söyledi, “Ülke, borçlarını çevirememe noktasına geldi, yüksek dış kaynak ihtiyacına rağmen, dışarıdan para gelmiyor. OHAL KHK’leri ile kamu bankaları, Şans Oyunları, Millî Piyango, At Yarışları vb. daha birçok kamu varlığı, mantığına aykırı biçimde oluşturulan Varlık Fonu’na devredildi.

Yasal denetim mekanizmalarının yetki alanı dışına çıkartılan bu kuruluşların varlıkları, dışarıdan borç bulmak için ipotek gösterilecek. Bir çeşit Düyûn-u Umumiye oluşumu peydahladılar. Borçlarını çeviremezse Türkiye’nin iflâs riski var! Bu durum sürdürülemez bir siyasi kriz. Daha iyi bir Türkiye mümkün, Ekonomide rejenarasyona ihtiyaç var. Bu düzen değişecek, ekonomi en öncelikli ve önemli gündem olacak.

Daha çok iş daha çok aş ve sosyal barış egemen olacak. Oysa, daha hayırlı bir Türkiye mümkün, bunu da birlikte başaracağız.” Umut Oran, turizmdeki karşılaştığımız meseleleri ise maddeler halinde şöyle sıraladı: Rejim değişikliğine yönelik anayasa değişiklik paketi dayatması ile siyasî riskin tavan yaptığı 2016 yılında Türkiye’ye gelen turist sayısı ve elde edilen turizm gelirinde dramatik düşüşler yaşandı. Önceki yıla göre turist sayısı yaklaşık %25 düşerek; 41 milyon 617 bin 530 kişiden 31 milyon 365 bin 330’a geriledi. Geçen yıl Türkiye’ye; 2015’e göre 10 milyon 252 bin 200 daha az yabancı turist geldi. 2016’da turizm geliri, önceki yıla göre yaklaşık % 30 azalarak 31,5 milyar dolardan 22,1 milyar dolara geriledi, turizm gelirinde yıllık bazda 9,4 milyar dolarlık bir kayıp yaşandı.

CHP 24. Dönem İstanbul Milletvekili Umut Oran, işsizliğe de dikkat çekerek Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) en son Kasım 2016 dönemi itibariyle açıkladığı verileri şöyle hatırlattı: İşgücüne dahil nüfus son bir yılda 980 bin kişi artarken, bunların net bazda sadece 391 binine istihdam sağlanabildi, iş gücüne katılanların yarıdan fazlası işsiz kaldı. Dar tanımlı (standart) işsiz sayısı, bir yıl önceye göre (Kasım 2015 dönemi) 590 bin kişi artarak 3 milyon 715bin kişi ile tüm zamanların en yüksek düzeyine ulaştı.

Dar tanımlı işsizlik oranı Kasım 2015’e göre 1.6 puan artarak %12,1’e yükseldi. (İşsizliğin %12,8 olduğu Mart 2010’dan bu yana en yüksek oran) Genç (15-24 yaş) işsizliği önceki yılın aynı dönemine göre 3,5 puan artarak %22,6’ya çıktı. Özellikle genç kadın işsizlik oranı 2015’in Kasım dönemine göre 6,9 puan artarak 28,6’ya kadar yükseldi. Tarım dışı işsizlik bir yıl önceye göre 1,9 puan yükselerek % 14,3 oldu. Tarım dışı genç işsizliği ise % 25,4 düzeyine ulaştı. Tarım dışı kadın işsizliği 3,5 puan artarak 20,7’ye yükseldi TÜİK’in dar tanımlı işsizlik verileri, buzdağının ucunu gösteriyor. İşsizliğin gerçek boyutları bunun çok ötesinde bulunuyor.

Avrupa Türkiye’den vazgeçemez! Bu vazgeçilmezlik Türkiye’nin stratejik konumundan veya başka bir şeyden değil. Onlar için Türkiye sömürebileceği ve köle gibi çalıştıracağı bir pazar! Kendi ülkesinde yapamayacağı bir çok kanunsuzluğu Türkiye’de istediği gibi yaptırıyor. İnsan hakları diye bağıran ama ekonomik çıkarı nedeniyle köle gibi çalışma koşulları nedeniyle Çin’de üretim gibi. Avrupalı bankalar için Türkiye tıpkı Çin gibi. Ucuz işçilik ve esnek yasalar. Aslında yasalar var ama yabancı oldukları için ve geri gitmemeleri için onlara pek uygulanmıyor. Yani sözün kısası daha çok kazanmak için Türkiye’den daha büyük bir pazar bulamazlar.

Cuma günü bir elektronik posta geçti elime. Son dönemde süt izni kullanan bazı anneleri sokağa atan bankanın bölge müdürü tarafından tüm çalışanlarına gönderilmiş. Bu bölge müdürü tıpkı bankanın tüm yöneticileri gibi Türk. Ancak yabancı patronuna daha çok kazandırmak ve koltuğunu korumak için elinde kamçısı ile çalışanlarının üzerinde baskı kuran bir yönetici. Bu yönetici tüm çalışanlarını Cumartesi günü çalışmaya çağırıyor.

O kadar cesur ve patavatsız bir posta ki! Yasa tanımaz ve başına buyruk bir yönetici tipi. Bu yönetici Çalışma Bakanlığı İş Teftiş Kurulu diye bir kurumun olduğu bir ülkede böyle bir elektronik postayı yollayabiliyorsa söyleyeceğimiz tek bir şey var: Olur paşam başka bir emrin var mı? Evet! Gerçekten başka bir emrin varsa söyle bu üniversite mezunu köleler onu da yerine getirsin. Genç işsiz nüfusun yüzde 25’e yaklaştığı bu ülkede insanlar ekmeğini kaybetmek korkusu ile yaşadığı için istediğini yaptırabilirsin.

Çünkü bu ülkede yasalar hafta sonu bankaların çalışmasına izin vermemesine rağmen sen istediğin zaman şube açtırıp, milleti hafta sonu sokaklara salıp tıpkı köle gibi çalıştırabiliyorsun. Sen haklısın! Çünkü attığın o kırbacın sesi Ankara’dan Çalışma Bakanlığı’ndan duyulmasına rağmen kimse sesini çıkartmıyor. Merak ediyorum acaba bu postayı bir Avrupa ülkesinde mesela Hollanda’da atabilir misin? Atarsan başına ne gelir?

Bu bankanın personelinin yüzde 80’i bayan. Çoluk çocuk sahibi. Gerçi son dönemde bu banka çalışanları işsiz kalmamak için çocuk sahibi olmaktan korkuyorlar ama yine de ağırlıklı olarak sektörde olduğu gibi çalışanlar kadın. Bu bankanın yöneticisi de bir kadın ve anne. Hem de çok iyi bir anne. Resimlerine bakınca sevgi dolu olduğunu görüyorsunuz. Aslında çalışanlarına da sevgi dolu davranan bir üst düzey yönetici. Hatta kadın çalışanlarının çalışma koşullarının iyileştirilmesi için bir çok yöntemi devreye sokuyor.

Mesela hamile ve yeni doğum yapmış anne ve anne adaylarının kendilerine ve çocuklarına zaman ayırması için esnek çalışma modeli getirdi. Getirdi de ne oldu? Kendisinin bir alt yöneticisi süt iznini kullanan anneleri işten attı. Bu günlerce Türkiye’nin gündem konusu oldu. Bunu ben iddia etmiyorum, T.C. mahkemeleri söylüyor. Ve son olarak bu elektronik posta. Elbette kârlılığın her geçen gün artıyor. Hatta geçen yıl yüzde 100’e yakın bir kâr artışı sağladın.
Çeşme akıyorken küpleri doldurayım diyorsun. O zaman bunu yasalara uygun yapmak zorundasın. Yasalar sana belirli saate kadar personeline gönüllü olarak fazla mesai yaptırabilirsin diyor. Yani hakkını vermen lazım. Yasal olarak fazla mesai ücreti ödemen lazım. 

CiDDİ BİR EKONOMİK KRİZDEYİZ!
Umut Oran şunları söyledi: Bunun kaynağı; AKP’nin yıllarca uyguladığı yanlış politikalarla meydana çıkan yapısal koşulların üzerine son yıllarda alevlenen tek adamlık hırsı ile Cumhuriyeti yıkıp yerine otoriterlik kurma girişiminin yol açtığı siyasi risklerdir. Ortaya çıkan demokrasihukuk açığı ve ekonomide kriz giderek derinleşecek, akl-ı selim galip gelmezse çöküş hızlanacaktır! Dövizdeki oynaklık, gizli faiz arttırma operasyonlarına rağmen kontrol edilemiyor, özel sektörde her gün artan iflâslar ve işsizlik bir çığ gibi büyüyerek üzerimize gelecektir!

Daha iyi bir Türkiye mümkün, Ekonomide rejenarasyona ihtiyaç var. Bu düzen değişecek, ekonomi en öncelikli ve önemli gündem olacak. Daha çok iş daha çok aş ve sosyal barış egemen olacak. Oysa Daha hayırlı bir Türkiye mümkün, bunu da birlikte başaracağız.“

ALMANYA VE HOLLANDA İLE GERİLİM
Özellikle başkanlık referandumu döneminde gerilimin arttığı Almanya ve Hollanda krizlerine değinen Umut Oran, şöyle devam etti: AKP’nin referandum arifesinde ilişkileri gerdiği iki ülke; Almanya ve Hollanda, uzun yıllardır Türkiye’nin en fazla ticaret yaptığı ülkeler arasında yer alıyor. Almanya, Türkiye’nin toplam ihracatında yaklaşık % 10 payla ilk sırada, Hollanda ise 10’uncu sırada bulunuyor. İthalatta ise Almanya %10’un da üzerindeki payla Çin’in ardından 2’nci; Hollanda ise 20’nci sırada yer alıyor. 2016 yılında Almanya, 1 milyar 311,7 milyon dolarlık ihracat, 1 milyar 44 milyon dolarlık ithalat yaptı ve 267,7 milyar dolarla Türkiye’nin toplam ihracatından daha büyük bir dış ticaret fazlası verdi.

  • Yorumlar 5
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş