Türkiye-İran ilişkileri ve gerçekler

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Türkiye’nin İsrail ile ilişkileri gittikçe gerilirken doğal olarak İran ile de ilişkileri gelişiyor. Bunun nedeni İsrail ile Türkiye ilişkilerinin suni ve zorlayıcı; Türkiye ile İran ilişkilerinin ise doğal ve teşvik edici nedenlere dayanmasıdır. İran, gerçekte Türkiye’nin tarihi, coğrafi ve kültürel ortağıdır. Bu nedenle de iki ülke arasındaki ekonomik ortaklık son derce doğaldır. İran’ın nükleer programı nedeniyle Batı’yla gerili olan ilişkileri Türkiye ile İran arasında iyi ilişkilerin kurulmasını engellememelidir. Zira İran için Türkiye Batı’nın, Türkiye için İran da doğunun kapısı hüviyetindedir. İlişkilerinin gittikçe gelişmesi iki ülkenin de öncelikleri arasında olması gerekir. Başbakan Erdoğan’ın Tahran ziyaretini bu çerçevede düşünmek gerekir.
Türkiye Başbakanının İran’ı ziyareti sırasında bu bağlamda petrol ve doğal gaz çıkarılması için İran ile Türkiye arasında kâğıt üzerinde önemli anlaşmalar imzalandı. İran’ın Güney Pars havzasında (çok zorlu bir arazi) TPAO’nun araştırma yapacağı ve çıkacak doğal gaz ve yan ürünlerinin Türkiye tarafından pazarlanacağı açıklandı. Çıkacak doğal gazın en az yarısı Türkiye’de ya da Türkiye üzerinden pazarlanacak. Yaklaşık 35 milyar metreküp gaz çıkarılmasının planlandığı söyleniyor.
Başbakan Erdoğan bundan sonra İran-Türkiye ticaretinde, Euro, Dolar gibi para birimleri devreden çıkarılıp, Türk Lirası ve İran Riyali kullanılacağını açıkladı. Bu önemli bir gelişmedir. Bu durumu iki ülkenin de kendi gerek ve gerçeklerine dönüşü olarak nitelemek mümkündür.
Türkiye’nin nükleer teknoloji ile görüşleri de İran’da şöyle ifade edilmiş: Nükleer teknoloji insanlığın ortak malıdır ve bu hakkı kimse sınırlandıramaz. Kimse nükleer enerji kullanımına ipotek koyamaz ve bu doğru değildir. Bu konuda hiçbir ülkeye sınırlama getirilemez. Nükleer silahlar kimin elinde olursa olsun Türkiye buna karşıdır. Bölge nükleer silahlardan arındırılmalıdır


İran ile ticarette yaşanan sorunlar!
Diğer yandan bu bağlamda İran ile ekonomik ilişkilerin 10 milyar dolardan 30 milyar dolara çıkarılması iradesi de son derece önemlidir. Ancak İran ile ilişkiler bu bağlamda çok da sorunsuz değildir. İran’ın İsrail/ABD ve BM ekseninde yaşadığı sorunlar yüzünden daha çok Türkiye’ye yaklaştığı seziliyor. Halen iki ülke arasındaki ticarette Türkiye’nin İran mallarına gümrük uygulamasının %4 olmasına karşın İran, Türk mallarına %75’lere varan gümrük uyguluyor. Elbette Türkiye ile İran arasında bu tür anlaşmalar yapılmalıdır. Bu anlaşmaların daha da ötesine geçilmelidir. Türkiye ve İran üçüncü ülkelerin etkisinde kalmadan kendi ulusal çıkarlarını esas alarak birbirleriyle ilişki kurmalıdır. Bu bağlamda anlaşmaların imzalanması önemli ancak imzadan daha da önemlisi bu anlaşmaların uygulanabilir olmalarıdır. Anlaşmaların uygulamaya geçmesinde ise başta ABD ve BM’nin tavrının belirleyici olduğu bir gerçektir. Her iki ülke de bu konuda ortak bir yol bulmalıdır. Türkiye ile İran bölgede iyi ilişkileri en fazla hak eden iki büyük ülkedir. Şimdiye kadar ikili ilişkilerin mükemmel bir seviyeye ulaşmaması büyük hataydı. Unutmamak gerekir ki, her iki ülkenin de birbirlerine karşı kuşku ile bakmasını bölge üzerinde gözü olan güçler teşvik etmektedir. Bölgeye gerçek barış ve huzurun gelmesi her şeyden önce Türkiye ile İran’ın bölgesel sorunlara aynı perspektiften bakmalarına bağlıdır. Bunun için de İran tarafı Türkiye ile ilişkilerine konjonktürel değil stratejik bakmalı; daha gerçekçi olmalıdır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları