Türkiye kalesini içerden fethediyorlar!

Arslan BULUT
Okurlarımız seçimi nasıl algıladı, iki örnek vermek istiyorum. Trabzonlu Çağlar Yapar diyor ki “Yola devam ama nasıl; 1- Şehitler vermeye devam, 2- Teslimiyetçi politikaya devam, 3- Satılmaya ve pazarlanmaya devam, 4- Pısırık, ürkek ve aciz dış politikaya devam, 5- Askerimizin başına çuval geçiren emperyalist ülkelerin kuklası olmaya devam, 6- Ülkedeki teslimiyetçi bölücü terör sempatizanlarını cesaretlendirmeye devam, 7- Borçlanmaya, üretmeden tüketmeye devam, 8- Ulusalcılığı, Atatürk milliyetçiliğini karalamaya devam, 9- Ülkemizin değerli yer altı ve yer üstü ne kadar serveti varsa hepsini satmaya devam, 10- Askerimizi güçsüzleştirmeye ve Türk halkının gözünde küçük düşürülmesine devam..” Çağlar Yapar’ın Trabzonlulara ve Giresunlulara da sitemleri var. *** İzmir’den İbrahim İlkay İtkü ise şu değerlendirmeyi yapıyor: “Öncelikle kimsenin kandırıldığına inanmıyorum. Şöyle ki, AKP’nin aldığı oylar yaklaşık 16 milyondur. Bunların 7-8 milyonu, dinlerarası diyaloğa inandırılmış cemaat ve benzerlerine mensup olanların etki alanındaki insanlar; 7-8 milyonu da iktidarın rant alanı oluşturduğu gruplardır. Ne yazık ki tarihte asil millet olarak ün yapmış bu toplum çürütülmüştür. Kendimizi kandırmayalım. Allah’ın ayetindeki ’Hak ettiğiniz gibi yönetilirsiniz’ kaidesi işliyor. Bize düşen safımızı dümdüz tutup doğruyu söylemek ve Allah’tan yardım dilemektir. Umarım siz de bugüne kadar yaptığınız gibi dümdüz yolda yürümeye devam edersiniz. Ben bundan sonra da ülkemizin ve dünyanın iyiye gideceğini düşünmüyorum. Bu noktada yaptığımız Peygamberimizin ’Kıyamet kopsa da elinizdeki ağacı dikin’ hadisindeki mantığa uygun olarak son nefesimize kadar doğruyu emretmek yanlışı yasak etmek için çabalamaya ve insanları uyarmaya çalışmaktır. Sonuç ne olursa olsun Hak apaçık ortadadır ve müminler için her şey hayırdır.” *** Seçim sonuçlarını, içerde ve dışarıda kimin sevindiğine bakarak da değerlendirmek mümkün. Küresel sermaye ve içerdeki uzantıları memnun. Küresel sermaye, son olarak İstanbul’daki Yatırım Danışma Konseyi toplantısında Türkiye’nin enerji sektörünün tamamına el koymaya karar vermişti. Öncelikle bunu tamamlayacaklar! Zaten küresel sermayenin ne zihniyette olduğunu, 11 ülkeden, ciroları yaklaşık 900 milyar Euroyu bulan 19 çokuluslu şirketin üst düzey yöneticilerinin, 26 Nisan 2005 günü, İstanbul’da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında yapılan 2. Yatırım Danışma Konseyi Toplantısı’ndaki konuşmalarından biliyorduk. Electrolux’un Türkiye Genel Müdürü Nevio Pollesel, “İyi bir avcı silâhı dolu beklemeli. Üzerinden ne zaman bir kuş geçeceği belli olmaz. Biz de öyle yapıyoruz” diyordu.. Türkiye’yi yöneten siyasi iktidar, milletin servetini kendi elleriyle yabancılara teslim ediyor. Onlara oy verenler de teslimiyete ortak oluyor. İngiltere’nin Financial Times gazetesinde 7 Aralık 2006 tarihinde, Vincent Boland ve Paul Betts, “Türk Lokumu” başlıklı yorumda “Bankalarımız İstanbul’da çok ciddi miktarlarda alımlar yapıyor” diyorlardı. İstanbul’da yapılan ve küresel şirketlerin başkanlarının katıldığı son Yatırım Danışma Konseyi toplantısının sonuç bildirisinde “Türkiye’nin enerji sektörünün serbestleştirilmesi, yeniden yapılandırılması” istenmişti! Petkim’in işini seçim öncesinde bitirmek için Tayyip Erdoğan’dan söz aldıkları da ortaya çıktı! Biliyorsunuz daha önce borsayı, bankacılık sektörünü ele geçirmişlerdi. Bunların her birini büyük fetih olarak gördüklerine emin olabilirsiniz. Kaleyi içerden fethediyorlar! AKP’nin ekonomist adayı Mehmet Şimşek de, enerji sektöründeki özelleştirmenin tamamlanacağını seçimden bir gün önce söyledi. Türkiye’yi ele geçirmek, onlar için gerçekten, yüzyılın en büyük başarısı oluyor. Milli ekonomi kurmaya çalışan Atatürk’ten intikam alıyorlar!
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş