Türkiye Kıbrıs’ta ne işgalcidir; ne de çözümsüzlüğün nedenidir

A+A-
Hüseyin Macit YUSUF

Kıbrıs sorununa çözüm bulmak amacıyla sürdürülmekte olan müzakerelerde Hristo-fiyasko köşeye sıkıştıkça Anavatan Türkiye’ye ve KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’na saldırmaktadır. Hristo-fiyasko kendisinden önceki bütün Rum liderler gibi çözümsüzlüğün suçunu Türk tarafına yüklemek ve aklı sıra sorumluluktan kurtulmak için iftira ve yalan dolana dayanan propaganda mekanizmasını devreye sokmuştur. Hatırlanacağı gibi KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın adı Rum-Yunan karalama eylemleri neticesinde hiç hak etmediği şekilde Mr.No’ya çıkmış, çözümsüzlüğün sebebi olarak görülmüştü.
Hristo-fiyasko Kostas Yennaris imzalı  “Kıbrıs’la İlgili Gerçekler”  isimli kitabın tanıtımında yaptığı konuşmada Rum tarafının Kıbrıs sorununa  “gerçekçi bir yaklaşım gösterdiğini ve ilkelere saygı göstermeyen bir çözüme rıza göstermeyeceklerini”  savunan Hristofyas, gerek müzakere masasındaki tavırlarıyla, gerek aldıkları inisiyatiflerle  “mümkün olan en kısa zamanda çözüm yönündeki irade ve kararlılıklarını artık en ikna edici şekilde gösterdiklerini” savundu,  “Bundan kimsenin kuşkusu olmasın”  dedi. Konuşmasına  “Bütün ümitlere rağmen önümüzdeki dönemde çözüme ulaşamazsak bu tamamen Kıbrıs Türk liderliğinin ve Türkiye’nin retçi tavrından dolayı olacak”  sözüyle devam eden Hristo-fiyasko, Rum tarafında gerek açıktan gerek üstü kapalı şekilde; taksimin veya mevcut fiili durumun benimsenmesinden yana sesler yükseldiğine işaret ederek, kendilerinin buna yoğun itirazları olduğunu söyledi.
Hristo-fiyasko üyesi olduğu AB ve BM nezdinde yaptığı girişimlerde, ısrarla Anavatan Türkiye’nin çözümsüzlüğün ana nedeni olduğu yalanını tekrarlamaktadır. Ön yargılı Batı ve emperyalizm maalesef bu yalan rüzgârlarından etkilenmeye çoktan meyillidir. Rum-Yunan ikilisinin propaganda çalışmalarına karşı Türk tarafı olarak yeterli ve gerekli önlemlerin alındığını söylemek mümkün değildir. Allahtan zaman zaman Rum iç siyasetindeki sürtüşmeler oluyor da bu yalan propaganda mekanizmasının maskesi düşebiliyor.
Kıbrıs Rum yönetiminin eski Dışişleri Bakanı Nikos Rolandis’in Kıbrıs Rum tarafının 1974’ten bu yana 7 kez çözüm fırsatını reddettiği itirafı buna çok iyi bir örnektir. Eski Rum Yönetimi başkanlarından Glafkos Klerides’in birçok itirafı da Rum tarafının gerçek niyetinin anlaşma ve çözüm olmadığını ortaya koymaktadır.
Rumların kendi ağızlarından yapılan itirafları kullanma konusunda bir hayli beceriksiz olduğumuz ortadadır.Yabancılara davamızı anlatamadığımız gibi içimizdeki birçok kişiye de anlatamadığımız acı bir gerçektir.
Geçen günlerde TBMM’de Milletvekili Ertuğrul Kürkçü’nün Anavatan Türkiye’yi Kıbrıs’ta işgalci olarak karalaması davamızı ve ada gerçeklerini doğru dürüst anlatamadığımızı göstermektedir. Garantör Türkiye’nin 1974’teki müdahalesi olmasa bugün Kıbrıs’ta Türk varliğından bahsetmek mümkün olamayacaktı. Kürkçü’nün iddiası büyük bir talihsizliktir. Garantör Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale etme hakkı Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluş anlaşmalarında mevcuttur ve meşrudur. Yunanistan Temyiz Mahkemesi’nin 21.03.1979 tarih ve 2658/79 sayılı  “Türk Ordusu’nun Kıbrıs’a müdahalesi yasaldır, suç Yunan subaylarına aittir”  kararı da 1974 Temmuz’unda Kıbrıs’taki gelişmelerin sorumlusunu yeterince ortaya koymaktadır.
Gelinen kritik süreçte iç ve dış mihraklara karşı mücadelemizi sürdürmemiz davamızın kazanılması için zaruridir, hayatidir. Bu bağlamda propaganda ve lobicilik faaliyetlerinin acilen devreye sokulmasında fayda olacaktır. Anavatan Türkiye’nin Kıbrıs’ta ne işgalci ne de çözümsüzlüğün nedeni olmadığı büyük bir kampanya ile bütün dünyaya vakit geçirmeden anlatılmalıdır.

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları