Türkiye kimlerindir?

A+A-
Altemur KILIÇ

Baskın Oran adlı sözde profesör bir zat var. Bütün uğraşısı, kendi itirafıyla, milletin “ezberini-ezberlerini”  bozmak!
Şu son yazdıklarına bakın: “Türkiye Türklerindir ”, “Ne Mutlu Türküm diyene” demek yanlıştır... “Ulusalcılık-Milliyetçilik, ulusal ezber dışında bir şeye izin vermeyen, laik bir dindir” ve Oran’ı rahatsız eden şey, Türkiye’de etnik olarak Türk olmayan bazı grupların “Türk’üm” demeye ‘zorlanmaları’. Oran soruyor: “Türk’üm demeyen milyonları ne yapacağız?..”
Der ki;  “Devletin adını, milletin adını, ulusun adı sayanlar için gocunulacak yara işte tam burası... Bu insanları askerdeki “Tüfek çatılacaaaaak! Çat!” der gibi, Türk yapmanın mümkün olmadığı, her geçen saniye daha da kesinleşiyor. Kesinleşince de, bu yaradan kan sızıyor.”
Söz hürriyeti ve akademik özgürlük var; her şeyi, akademik tartışmak, bazı değerleri de tartışmak caiz, ama bu hocalar; hele şu, bunlara en fazla muhtaç olduğumuz bir bağlamda, bazı malum yazarlarla, işbirliği halinde, bu Devletin temellerinin altına saatli bombalar koymasalar! Ama asıl misyonları bu! 
Oran, belli ki, “Türkiye Türklerindir” sözünden de rahatsız.. Onun bu sözlerine verilecek kestirme cevap var: Bazıları, eğer bu ülkenin temel, asli unsuru olan Türk kimliğinden mutlu olmuyorlarsa, mutlu olacakları  “Büyük Kürdistan cennetinin”  (!) dibine kadar yolları var... Onları tutan yok. Ama sakın bu toprakları da götürmeye kalkmasınlar.. Bu vatan ortak bir vatan, tapusu da bizde! Bu “tapuyu” bölmeye kalkışırsanız enkazın altında kalırsınız!
 Oran’ın yazdıklarının karşıt kavramından çıkan anlam, yani TC’nin temel ilkesi, temel taşı, ayağımızın altından çekilirse olacak olan budur...
Oran besbelli, sicilli Türklük düşmanı ve  “külli ayıbından” başka, Ordu düşmanı da!
Onun bu düzenbazlıklarına, kavram cambazlıklarına, en yerinde cevapları, Özdemir İnce verdi ve herhalde vermeye devam edecektir!...


Taciz vakası
Oran “hoca”, bir öğretim üyesi, hoca olmasaydı, “deli, sapık” der, geçerdik ama o ve akademik-medyatik yandaşları, gözler önünde gençlerimizi  “taciz” ediyorlar... Ve maalesef, melun işlevlerini, güya “milli” gazeteler ve TV kanallarındaki köşelerinden yapıyorlar.
“Taciz” sadece cinsel olmaz; zihnen de taciz oluyor! Bu adamlar kendilerine emanet gençlerin kafalarını karıştırıyor, beyinlerini yıkıyorlar... Bu tarz “taciz, fiziki tacizden”  daha tehlikeli.. Bir taraftan cemaat  “tacizi”, öte taraftan bu adamların “tacizi” . Türkiye’nin geleceği ciddi olarak tehdit altında!
Taciz-tehditler, sadece içeriden değil, ABD’den-AB’den de tacizler var. AB, son ilerleme raporunda, “Ne mutlu Türküm diyene” demenin yanlış olduğunu ve askerlerin artık ellerini siyasetten çekmelerini talep etti... Son raporda Atatürk’e de sataştı:  “Atatürk’ü Koruma Kanunu” “demokratik”  değilmiş...! İstedikleri yapılmazsa aç-kapa süreci maazallah durdurulur!
Gafletin bir başka -asıl- boyutu, AB’nin Komiserlerinin, bunca melanetine rağmen, terörle mücadele konusunda eyalet sistemini teşvik etmek ve alt yapısını hazırlamaktan, Kıbrıs konusunda yaptıklarından sonra, hâlâ  “AB’ye taraftarız” demek, gaflet değilse ne?! Merkel ve Sarkozy “sizi içimize asla almayacağız” deyip  duruyorlar, -istiskal ediyorlar- fakat maalesef, Türkiye’yi şimdi, hasbelkader temsil edenler, AB’nin köpek kulübesi önünde bekliyor  “ilerleme raporlarını”  emir telakki ediyorlar. AB tutkusu, bağımlılığı anlaşılır gibi değil.   
Türkiye-Türk milleti, Osmanlının son duraklama ve inkiraz dönemleri dışında, hiçbir zaman bu kadar hacil duruma düşmemişti!
Benim, kimseden bir türlü cevabını alamadığım sorum; kim yetiştiriyor bu biperva adamları?
“Ne mutlu Türküm” demek çağdışı,  “Türkiye Türklerindir” demek gaflet, Başbakanımız da aynı şeyi söylemişti... Pekala bunların yerine ne koyacağız?  “Ne mutlu ki Ermeniyim.. Çerkezim, Lazım, Arnavutum vb. mi”  diyeceğiz?  “Kürt-Ermeni”  açılımlarından sonra neden, ülkedeki diğer farklılıkların bu arada Türklerin  “açılımları”  olmasın, diyeceğim, ama Atatürk milliyetçisi olarak diğer ırkçılıklara ve ırkçılara karşı başlatılacak açılım  “Türk ırkçılığı”  olur ve Türkeş’in hep söylediği nüzul bela da budur. Türkiye Cumhuriyetinin bölünmez birlik ve beraberliğinin altından son taş çekilirse, bundan kim kazanır? Ve Oran’lara derim ki sizler, bütün bilginizle, diplomalarınızla Mustafa Kemal’in vizyonundaki  “Ne mutlu Türküm diyene” kavramının hikmetini hiç anlamamışsınız!

Sevgili okuyucularım, bu yazıyı yazdıktan sonra artık mutad olan aylık bir göz operasyonundan geçeceğim ve birkaç gün Yahya Kemal’i, Orhan Veli’yi, eski Boğaz’ı gözlerim kapalı dinleyeceğim. Tabii ülkemin hallerini de!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları