Türkiye Libya’nın neresinde?

A+A-
Haydar ÇAKMAK

Bir ay içinde Libya ile ilgili bu ikinci yazımız. Libya sadece bizim değil birçok ülkenin gündeminden düşmemektedir. Libya’da isyanın başladığı 27 Şubat 2011’den bu tarafa dış politika ve uluslar arası ilişkilerle ilgilenen kişi ve kuruluşlar bir televizyon dizisi izler gibi ertesi günkü olayları merak ile takip eder hale geldiler. Bu merakın nedeni Libya’da bulunan kaliteli petrol ve gaz’ıyla ilgilidir. Şu anda otuz iki ülke Libya geçici yönetimini tanımıştır. Kaddafi’nin gideceği anlaşıldı, şimdi paylaşım kavgalarına şahit olacağız. NATO şu ana kadar Libya semalarına yirmi bin sorti gerçekleştirmiştir, bunun sekiz bini Libya topraklarına her seferinde yaklaşık bir ton bomba ve füze bırakmıştır. Bu çıkışların ve bombaların bedelini ölen değil hayatta kalan Libyalı ödeyecektir. Amerikalıların ünlü radar uçağı Awacs İtalya’nın Trapani hava üssünden ve İtalyan’ın Predator uçağı da Amendola’dan kalkarak yirmi dört saat aralıksız Libya semalarında keşif uçuşu yapmaktadır, ayrıca istihbarat toplamak için Amerikalıların insansız casus uçakları Reaper sürekli uçmaktadır. Bu uçuşların bedeli de ödenecektir. Kullanılan helikopterler, verilen diğer danışmanlık ve servislerin hepsinin bir bedeli vardır. Denizden ve havadan sürekli muhalefete milyonlarca dolarlık silah ve mühimmat verilmektedir. Muhalefetin pazarlık yapacak durumu yok. Silahı veren ülkeler fiyatları insaflarına göre kendileri belirleyeceklerdir. Tecrübelerle sabit olduğu üzere Amerikan, İngiliz, Fransız ve diğer bilumum emperyalist ülke uçakları savaş sonrası nereyi tekrar yapmak istiyorlarsa, hangi stratejik yapıları kendileri baştan kurmak istiyorsa, hangi rakip ve istenmeyen ülkelerin yaptığı veya yapmakta olduğu inşaatlar varsa oraları bombalamaktadırlar. Emperyalist ülkelerin paylaşımda sorun yaşamamaları için ülkenin silahlı güçlerini, silahlarını, askeri sahaları, ülkenin haberleşme ve ulaşım alt yapılarını yok ettikleri bilinmektedir. Daha önceki yazılarımızda belirtmiştik, Libya’daki Çin ve Rus yatırımları, özellikle de Çin’in stratejik yatırımları yerle bir edilmiştir. Çin’in üstlendiği bu yatırımların yeni yönetim tarafından batılı bir ülkeye verilmesi büyük olasılıktır.
Türk hükümetini oluşturan AKP, zihniyeti gereği Arap ülkelerindeki olaylarda önce hep tereddütlü davranmış ve sonunda batılı ülkelerin yanında yer almıştır. Libya’da da böyle oldu. Üç ay önce Paris’te yapılan Libya toplantısına Türkiye bu nedenle davet edilmemiştir, daha sonra kurulan Libya temas grubunda yer almış ve ilk iki toplantı İstanbul’da yapılmıştır. Libya’nın şu andaki muhalif liderleri Kaddafi’nin eski bakanlarıdır. Libya’daki başkaldırı ulusal bir ayaklanmadan ziyade uluslar arası güçlerin desteklediği bir iktidar değişimidir. Rejim değişikliği nasıl ve ne tür olacak hep birlikte göreceğiz. Resmi adı “Libya Ulusal Geçici Konseyi - el Meclis el Vatani el İntikal” olan yapılanmanın başında iki etkili isim var, birisi konsey başkanı, eski adalet bakanı (2007-2011) ve meşhur Libyalı çocuklara kasıtlı AİDS hastalığı bulaştırma davasında Bulgar hemşirelerin idam cezasını savunan kişi Mustafa Abdulcelil’dir, diğeri ise, Mahmut Cibril, eğitimini Mısır ve ABD’de tamamlamıştır ve bir müddet doktora yaptığı Pittsburgh üniversitesinde hocalık yapmıştır. 2007’den bu tarafa Kaddafi yönetiminde ekonominin özelleştirilmesi ve liberalleştirilmesinden sorumlu üst düzey bürokrat olarak çalışmakta iken Libya muhalefetin liderleri arasına giren ve batılılarla müzakereleri yürüten bir nevi dışişleri bakanlığı yapan kişidir. Konseyde yıldızı parlayan ve batılı ülkelerin her nedense çok tutuğu bir isimdir.
Türkiye kardeş Libya halkına karşı emperyalist bir tutum sergilememelidir. Bununla da yetinmeyip Libya’nın ulusal zenginliklerinin emperyalistler tarafından paylaşılmasına engel olmak için Libyalı yurt severlerle iş birliği yapmalı ve İslam Konferansı örgütü ile bir işe yaramayan Arap Birliğini de işin içine çekerek elini güçlendirmelidir. Batılı ülkelerde çok sayıda bulunan emperyalizm karşıtı sivil toplum örgütlerini harekete geçirmelidir. Çin ve Rusya’nın batı karşıtı tutumunu da bir koz olarak kullanma yolunu bulmalıdır. Libya’da bulunan güçlü ve etkili aşiret, tarikat ve cemaatlerin de batı dostu olmadığı gerçeği de göz ardı edilmemelidir. Türkiye zaten müteahhitlik işleri yaparak emeğinin karşılığını almaktadır. ABD ve İngiltere gibi yirmi dolara petrol alıp yüz dolara satmamaktadır. Madem dünya değişti, biraz da emperyalistler için değişsin. Türkiye bunu başarabilir, en azından sömürü derecesini azaltır ve yeni bir insani anlayışın başlamasına neden olabilir. Arap halkları bir kez de emperyalizme karşı ayaklansın. Nasır döneminde olduğu gibi, bu davranış bütün dünyaya örnek olur.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları