Türkiye psikolojik savaşı da kazanmalıdır!

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Adamlar ellerine silahları almış dağa çıkmışlar. Dışarıdan kendilerine yardım edecek dostlar edinmişler, yeraltında sığınak inşa etmişler. Eğitim alanları, mühimmat, gıda maddesi stoku yapmışlar. Hedeflerini de Türkiye Cumhuriyetini bölmek ve bir “Kürdistan devleti” kurmak olarak açıkça ilan etmişler. Bununla da yetinmeyerek, sınırları geçip 1984 yılından bu yana onbinlerce yurttaşın kanına girmişler. Yakmışlar, yıkmışlar ve tecavüz etmişler. Karşılarına; öğretmen, doktor, hemşire, işçi, asker, korucu gibi kendilerinden olmadığını sandıkları ne kadar çaresiz insan çıkmışsa hepsini acımasızca katletmişlerdir. Okul yıkmışlar, köprü uçurmuşlar ve araba yakmışlardır.
Böyle bir durumda her devletin yapması gereken tek bir şey vardır. O da masum insanların canına, propaganda uğruna kasteden bu terörist örgüte karşı yurttaşlarının can güvenliğini sağlamaktır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve hükümeti de gecikmiş de olsa bunu yapıyor!
Türkiye için terörle mücadele tam anlamıyla bir meşru müdafaa hakkıdır. Türkiye’nin bu haklı mücadelesini yıpratmak için dışarıdakilerden daha çok içeride sureti haktan görünenler büyük bir psikolojik harekât yürütüyorlar. Bunlardan birisi de Taraf gazetesidir.
Türkiye’de yaşayan herkes gibi Taraf gazetesi mensupları da PKK adlı terör örgütünün cinayetlerine, araba yakmalarına ve diğer insanlık dışı sabotajlarına yakından şahit olmuştur. Bu yüzden Mehmetçiğin verdiği mücadelenin ne anlama geldiğini dışarıdakilerden daha iyi onların bilmesi gerekirdi. Bun rağmen bu Taraf adlı gazete attığı manşetlerle Türkiye’ye karşı yürütülen psikolojik savaşın sözcülüğünü yapmaktadır.
TSK, “Taraf” adlı gazetenin mensuplarının da içinde bulunduğu tüm yurttaşların can güvenliğini sağlamak, arabalarının yakılmasını önlemek ve demokratik haklarını koruyabilmek için örgütlü teröristler üzerine bu karda kışta, canını dişine takarak operasyon üstüne operasyon yapmaktadır. Taraf gazetesi de buna karşın her fırsatı asker ve devlete hücum etmek için kullanmaktadır.
Bu gazete son sınır ötesi operasyondaki can kaybını, sözüm ona savaş karşıtı ve insani (PKK’yı koruyup kollayan) değerleri esas alan ’127 insan öldürüldü’türünden manşetlerle vermiştir. Bu gazete terörist ile ona karşı mücadele eden Mehmetçik arasında (teröristler lehine) sözde tarafsız kalıyor. İşin insani boyutunu öne çekerek terörist ihaneti kamufle ediyor. Bu örgütlenmiş katiller çetesiyle Taraf gazetesinin malum yazarları, Kandil’de operasyon başlamadan önce samimi röportajların altına imza atmışlardı. Bu ekip terörist çeteleri makul ve masum gösterme gayretlerini alabildiğince katkı vermektedir.
Bu gazetenin bir sonraki manşetinde de Bülent Ersoy vardı. Ersoy’un hakkında soruşturma açılmasına yol açan “Oğlumu başkalarının savaşına göndermezdim” sözlerini gazete öne çıkarıyor. Taraf gazetesi şöyle bir manşet atmış; Doğurmadan ’Cesaret Ana’. Haberin spotunda da şunlar yazıyor: Medyadaki savaş çığırtkanı koroya bir tek Bülent Ersoy isyan etti: “Anne değilim, olamayacağım da. Ama olsaydım başkalarının savaşına oğlumu göndermezdim” demiş.
Bu savaş herkesten önce Türkiye’nin savaşıdır. Bölünmek istenen, yurttaşları ve toprakları hedef alınan ülke Türkiye’dir. Terörist örgüt çığırtkanlığı yapanların “savaş çığırtkanlığı” sözünü ağzına alma hakları olamaz. Ayrıca Bülent Ersoy ya da Taraf gazetesi bu mağaralarda üstlenmiş cinayet şebekelerine karşı savaşın dışında ne yapılması gerektiğini de söylemek durumundadırlar. Mesela bu terörist unsurları bir nihavent ya da hüzzam eser okuyarak etkisizleştirmek mümkün müdür, değil midir bunu açıklamaları gerekir.
Türkiye doğrudan varlığını ve bağımsızlığını hedef alan bir tehditle karşı karşıyadır. Bir takım insanlar bilinçli olarak bir kısım insanlar da farkında olmadan Türkiye’ye karşı yürütülen psikolojik savaşa destek vermektedirler. Bu zihniyet mensupları resmen şu veya bu insani değeri kullanarak insanlık ve uygarlık düşmanlığı yapmaktadır. İnsan öldürmek amacıyla silahlanmış yeminli teröristleri etkisiz hale getirmek için mücadele eden Mehmetçikle bu çeteyi aynı görmek resmen terörist örgüt çığırtkanlığı yapmaktır.
Türkiye terör örgütüne askeri anlamda yardım ve yataklık edenlere olduğu kadar, psikolojik ve entelektüel destek verenlere karşı da topyekûn bir savaş vermeden terör belasından kurtulamaz. Barış ve çözüm buradadır. Sık sık yurttaşların “teröristleri dağda aramayınız” yakınmalarının altında bu gerçek yatmaktadır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları