Türkiye şeytan üçgeninde

Altemur KILIÇ

Türkiye, bir “şeytan üçgeninde” sıkıştırılmış durumda; üçgenin, bir bacağı, Okyanusun ötesinde, diğer bacağı ABD/AB... Üçüncü bacak da, PKK/ ve içerideki vekilleri. Bu, biri birine, çeşitli çıkarlarla bağlı bacakların ortasındaki “hortumun”, yıllardan beri, Türkiye gemisini “yutması” istenir, beklenir! Bu “büyük oyun” en az bir yüz yıldır çeşitli yöntemlerle, devam eder. Şimdi tezgâh, daha koordine şekilde işletiliyor. Türkiye Cumhuriyeti, yıllardır Atatürk ivmesi ve Atatürkçülük ruhu, ilkeleriyle, bu “hortum”, bu tezgâha karşı direndi, ama galiba, artık milletçe, direncimiz kalmadı... Geminin dümeni, hocaların rahle-i tedrisinden geçtiği, tarikat şeyhinin dizinin dibinde oturulurken çekilmiş fotoğrafla sabit, Atatürk’e ve Cumhuriyetine bağlılık derecesi, Başbakan olmadan önceki sözlerinden belli, pervasız bir kaptanın elinde ve rotası da belli. İstikameti  “Ilımlı İslam Cumhuriyeti”. Fakat rejim, Cumhuriyet mi olur, padişahlık mı olur, bu 2. Cumhuriyetçilerle kozlar paylaşılınca
belli olacak!
“Gemi”, bu hedefe doğru ilerlerken, “başörtüsünden” rüzgâr artık Erdoğan’ın “mülkü” haline gelen “adaletten” güç alıyor...
Devletin artık, sözde kalmakta olan “bölünmez bütünlüğü”, bölücüler tarafından bir taraftan dağda ve kentlerde PKK terörüyle tehdit ediliyor. Kaptanın bu durumdaki “tedbiri” PKK ve APO ile pazarlık, genel af!
Asıl gücün -TSK’nın- kolu kanadı YAŞ’da kırıldı... Oy malzemesi olunca  profesyonel askerlik, ayrı “sınır birlikleri” kurulmasıyla “Nizam-ı Ceditle” Türk Ordusu “bitirilirse”, bu Cumhuriyeti koruyacak en büyük güç de kalmayacak!
Yıllardır, her fırsattan istifade, TSK ve mensuplarının hedef alınmasının maksadı, şimdi anlaşılmadı mı? En vahimi, halkın ordusuna güveni kalmaması, referandumdaki, “EVET”lerin çoğu, bu yüzden!
Erdoğan, iktidara geldiği zaman yazmıştım, “Kaptan müsademe rotasında” diye! Şimdi, “gemi” hangi karaya oturacak?
Şimdi de bir tahminim; bu gidiş devam ederse, “Büyük Kürdistan” olacak! Diğer taraftan, Erdoğan-Arınç ve Gül, taht kavgasına girişecekler. Yazın bir kenara!
Yazı yazamadığım günlerden iki tespit. Birincisi: Yargıtay Başsavcısı, Sayın Abdurrahman Yalçınkaya, okullarda başörtüsü konusunda. “Dinsel inanç veya dinsel kurallarla doğrudan ilişki ve bağlantı kurularak yapılan düzenlemeler, hem devrim yasalarına, hem de laiklik ilkesine karşıdır” dedi. Ve başörtüsü düzenlemesi yapacak olan partiler hakkında yasal işlem başlatacağını duyurdu ve kızılca kıyamet koptu. Yalçınkaya milli iradeye karşı gelmekle suçlanıyor.
Şimdi bir savcı, gözünün önünde, herhangi bir suç işlenirken, görmezlikten gelebilir mi? Özellikle, Yargıtay Başsavcısı; bir Anayasa suçu işleniyorsa, sessiz kalabilir mi? Yalçınkaya, görevini yaptı ama eğer İktidarın nabzına göre fetva verseydi, o zaman ses çıkarmazlar, TBMM’ye, müdahale saymazlar, manşetlerde göklere çıkarırlardı!
Hâlâ anlamakta güçlük çektiğim, başka bir durum: Yıllar öncesinden, çok sevdiğim saydığım, Genelkurmay 2. Başkanı Aslan Güner’in, YAŞ’da önü kesildiği için çok kızmıştım. Güner Paşa 2007’de, Ankara Esenboğa Havaalanında, Cumhurbaşkanı Gül ve eşi karşılanırken, Hayrünnisa Hanımın elini sıkmamak için, karşılayanların arasından ayrılmıştı yahut da, o zaman biz öyle algılamıştık. Şimdi, üç yıl sonra bu olay, Genelkurmay tarafından tevil ediliyor. “Bu açıklamanın, o zaman yapılması gerekirdi” deniyor! Evet; neden o zaman yapılmadı da, iki yıl sonra bugün açıklamaya gerek görüldü?
O zamandan bugüne, ne değişti?..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş