‘Türkiyelilik’ ayrımcılığı tetikler!

A+A-
Mevlüt Uluğtekin YILMAZ

Bu seçimde de AKP, ‘iktidarını’yine kesin biçimde korudu. Geçen hafta belirttiğimiz gibi, gündemde Anayasa değişikliği var. Açıkçası, vatandaşlığı tanımlayan Türk sözünden rahatsızlar. Üst kimlik olarak Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu’nun 2003 yılında önerdiği “Türkiyelilik” gibi bir kavramı Anayasa’ya sokmaya çalışacaklar. Bu konuda ısrarlılar.
Anayasa tartışmaları başladığında; ulusal birliğimize duyarlı -AKP milletvekilleri dahil- tüm milletvekillerimizin, ‘Türkiyelilik’ gibi sığ coğrafi bir kavramın uygun olmadığını, Meclis kürsüsünden ısrarla dile getirmelerini diliyorum. O günlerde, meslektaşımız Sayın Oktay Ekşi’nin ‘âkıl kişi olarak’ tarih önündeki bu sorumluluğa, özellikle öncülük yapması gerekir, diye düşünüyorum. Çünkü bu konuya daha önce yazılarıyla öncülük yapmıştı.
Sayın Başbakan’ın 2003 yılında Paris’te sporcumuz Süreyya Ayhan’ı izlerken  “ABD’deki zenci sporcular ülkelerini temsil ediyorlar. Büyük başarı elde ediyorlar. Ama ben ‘Amerikan ırkındanım’demiyorlar, ‘ben Amerikalıyım’ diyorlar. O halde bizimkiler de ‘Türkiyeliyim’ desinler. Türkiyeliyim bilincini yakalamalıyız!” demesi üzerine, Sayın Ekşi 3 Eylül 2003 tarihli Hürriyet’te şöyle yazmıştı:
“Önce Sayın Başbakan’a zenci kavramının hakaret gibi algılanması yüzünden yıllardır kullanılmadığını onlara artık Afrika Amerikalısı dendiğini anımsatalım. İkinci nokta olarak Amerikan ırkı diye bir kavramın hiçbir zaman söz konusu olmadığını vurgulayalım.(...) Bir defa “Amerika”nın beyaz, siyah ve kızılderili ırkları kaynaştırabilmesinin arkasında adam başına yılda 30 bin dolar (günümüzde 47 bin dolar) düşen millî gelir var. Yani o refahı insanlara sağlamadan bu ortak paydayı oluşturamazsınız. Kaldı ki, derisinin rengi ne olursa olsun, Amerikalının “Amerikalıyım” demesi, “Türkiyeliyim”in değil, “Türküm “ün tam karşılığıdır. Çünkü burada Türkçe’nin yapısından kaynaklanan bir deyiş farkı var. O olmasaydı “Amerikanım” denirdi. Nitekim dendiği de oluyor. (...) gerçek şu ki “Türkiyelilik “kavramı 1970’li yıllarda Kürt kökenli bir kısım Türk vatandaşları tarafından “Türk değilim“ mesajı vermek için icat edilip kullanıldı. Yani birleştirici bir kavram olarak değil ayırımcı bir kavram olarak dilimize yerleşti.
Sayın Ekşi yine Hürriyet’te, 11 Eylül 2003 tarihli yazısında, sözde aydınlara da şöyle sesleniyor: “Türkiyeliyim”in, “Ben şu coğrafya parçasına aidim “den başka bir anlam ve değer ifade etmeyeceğini; onun da “şu ulusa aidim“ kadar önemli olmadığını anlamıyorlar veya anlamak istemiyorlarsa, bunların nereleri aydındır, söyleyebilir misiniz? Bir saplantıları var: “Türküm” demek, “Ben Türk ırkından geliyorum” demekmiş. Bu sözleri yazanları okuyunca, bunlar sanki Cumhuriyet Türkiye’sinde değil de Nazi Almanya’sında yetişmişler diyesiniz gelir. Çünkü herkes bilir ki Türk Milli Eğitim politikası hiçbir zaman ırkçı bir görüşü benimsememiş ve öğretmemiştir. (...) Türkiye Cumhuriyeti’nde hiç kimseye etnik kökeni nedeniyle küçültücü tek kelime söylemek akla dahi gelmezdi. Nitekim gelmiş geçmiş hükümetlerin şu veya bu politikalarını eleştirebiliriz ama hiçbiri bu temel doğrultudan sapmadı.”
Sevgili okuyucularım; Sayın Ekşi’nin yazısından küçük bölümler sundum. Gazete arşivinden bu iki yazının tamamını okumanızı öneririm.
Bu vesileyle başta Sayın Oktay Ekşi olmak üzere; tüm milletvekillerimize başarılar diliyorum.
Haftaya buluşmak dileğiyle...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları