Türkiye'nin itibarı

A+A-
Haydar ÇAKMAK

Bu konuyla ilgili geçmişte birkaç yazı kaleme aldığımızı hatırlıyorum, ama son dönemlerde, Türkiye'ye karşı, Batı ve yerel basında, ağır eleştiriler okuyup dinliyoruz. Bu eleştirilerin büyük bir kısmı doğru olmakla birlikte, bazen de ülkemize haksızlık yapıldığını düşünüyoruz. Türkiye'nin itibarı zedelendiğinde zararı sadece, olayın müsebbibi ve aktörleri değil Türk halkı ve devleti de görmektedir.

***

Çok geriye gitmeden günümüzde yaşadığımız birkaç örnekle meramımızı anlatmaya çalışalım. Türk devleti rahmetli, Atatürk'ümüzün belirlediği bir takım prensipler üzerine kurulmuş ve Cumhuriyet hükümetleri de küçük istisnalar hariç, mümkün mertebe uymuşlardır. Necmeddin Erbakan ve Turgut Özal döneminde Türk devlet yapısına, Türk yönetim anlayışına ve Atatürk prensiplerine uyulmadığı zamanlar olmuştur. Ancak Tayyip Erdoğan dönemi zirve yapmıştır. Türkiye uluslararası camiada saygı duyulan, itibar edilen, sözünün eri, maceracı olmayan, uluslararası hukuka saygılı, dünya halklarına saygılı, her ülkenin toprak bütünlüğüne saygılı, iç işlerine karışmayan, çağdaş, modern, laik, Batılılar için kendilerine yakın, Müslüman dost ve müttefik bir ülke, Doğulular için Batılı Müslüman dost ve komşu bir ülkeydi. Bugün ne Doğulu olduğumuz ne de Batılı olduğumuz belli değil. Ne Doğulu komşularımız ne de Batılı komşularımız bizden haz ediyor ve bizi görmek istiyor. Yerli ve yabancı basından da okuduğumuz gibi, Erdoğan, Avrupa başkentlerinden birisine davet edilmek için Dışişleri Bakanlığı diplomatları ve Türkiye'de yatırım yapan yabancı büyük şirket yöneticilerini sürekli sıkıştırıyor. Ama hiçbir Batı Avrupalı ülke Erdoğan ile fotoğraf çektirmek istemiyor. Doğu'da ise sadece Katar ve Suudi Arabistan kaldı. Mısır, Libya, Yemen, Lübnan, Ürdün ve Suriye kapıları kapandı ve bu ülke yöneticileri Erdoğan'ı görmek istemiyor. Erdoğan'ın sataşmadığı hiçbir ülke kalmadı.

***

 Dünyada en iyi kendisi, herkes kötü ve günahkâr. 'Ey Avrupa' diye açıyor ağzını yumuyor gözünü. Emperyalistliklerinden başlıyor, adaletsizliklerinden çıkıyor. Bu dediğin doğru da, bunu ilk defa sen keşfetmedin. Batı'nın emperyalistliği ve sömürü düzeni asırlardır biliniyor. Batı'yı terbiye etmek veya tokatlamak gibi bir imkânın da yok. Lafla, sürekli bir şekilde Türk milletinin ve devletinin başını belaya sokuyorsun. Her gün iki üç parti konuşuyorsun. Bizler dinlemekten yorulduk. Her konuşmanda yurt içinde ve dışında yeni düşmanlar yaratıyorsun. Devleti yöneten kişilerin daha usturuplu, daha sakin, daha makul ve daha ölçülü davranıp daha dikkatli konuşması gerekir. Zira temsil edilen halkın çıkarına uygun davranması gerekir, kendi ideolojisi ve kendi karakterine uygun olan değil. Batı'da, Türkiye'nin bugünkü imajı, hukukun üstünlüğü yok, yargı siyasallaştı. Laik devlet yapısı bozuldu, fikir ve basın özgürlüğü yok edildi. Ülkenin ve devletin çağdaşlaşmasında rol oynayan, Batılı damarı kesildi. IŞİD ve benzeri radikal örgütlere destek veren ve komşuların içişlerine müdahale eden bir ülke olarak görülmektedir.

 

 ***

23 Haziran'da, İngiltere'nin AB içinde kalıp kalmamasıyla ilgili bir halk oylaması yapıldı. Bu referandumda, AB karşıtları, eğer İngiltere AB içinde kalırsa, Türkiye AB'ye girdiğinde milyonlarca Türk ülkemize gelecektir diye korkutmakta, AB yanlısı taraflar da merak etmeyin Türkiye 3000 yılına kadar giremez diye savunma yapmaktadır. Yani AB yanlısı İngilizler de Türklerin AB'ye girmesinin kötü bir şey olacağını düşünüyor ama onun gerekçesi Türkiye'nin ancak 3000 yılında girebileceğini, dolayısıyla şimdilik böyle bir tehlikenin olmadığını söylüyor. İngiltere, AB'de Türkiye'yi aralıksız ve şartsız destekleyen tek ülkeydi. İngiltere'nin bu noktaya gelmesinin nedeni Türkiye artık Avrupalı bir ülke değil, her gün terör olaylarının yaşandığı, Orta Doğulu radikal İslamcı bir ülke olarak görülmesidir. Ülkemizin geldiği noktadan utanıyoruz.

NOT: İngiltere halkı 23 Haziran referandumunda AB'ye hayır dedi. Bu tarihi bir olaydır. Bu kararın sonucu sadece AB ile sınırlı kalmaz, küresel çapta değişikliklere yol açma karakteri taşımaktadır. Haftaya bu konuyu ele alacağız.

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları