Türkiye'nin kaderi 11 hakimin elinde

İsrafil K.KUMBASAR

Tek parti diktatörlüğüne giden yolda, en önemli engellerden biri olarak gördüğü Anayasa Mahkemesi’ni ele geçirmek isteyen AKP iktidarının başı Tayyip Erdoğan, asıl hedefi ‘kamufle edebilmek’ için, her kesimden destek alabilecek ‘malzemelerden’ oluşan bir Anayasa değişikliği paketi hazırlattı.
AKP milletvekillerinin oyları ile TBMM’den geçirilen paket, Çankaya tarafından ‘jet hızı’ ile onaylanarak referanduma sunuldu.
CHP; paket içerisine özenle ‘gizlenmiş’ olan maddenin iptali ve yürürlüğünün durdurulması talebi ile Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.
Anayasa Mahkemesi, başvuru ile ilgili kararını hafta sonuna doğru açıklayacak.
İktidar partisinin elebaşları, ‘nihai kararı’ verecek olan mahkeme üyelerini ‘baskı altına’ alabilmek için akla hayale gelmeyecek oyunlara başvuruyor.
Medyadaki yandaşlarına, çıkacak muhtemel sonuç üzerine ‘toto’ oynatıyorlar.

* * *

Anayasa değişikliğinin gerçekleşmesi halinde, halen 11 kişiden müteşekkil olan Anayasa Mahkemesi’nin üye sayısı 17’ye çıkarılacak.
Üyelerden ‘3’ünü’ fiili olarak TBMM seçecek, ‘14’ünü’ ise Cumhurbaşkanı atayacak.
Nihai atamayı gerçekleştirecek olan Cumhurbaşkanı ve TBMM, aday gösteren kurumların ‘çoğunluklarının’ iradesi ile bağımlı olmayacak.
‘Bir oy alan’ ile ‘500 oy alan’ aynı kabul edilecek. Yani, ‘tek oy’ alarak adayların arasına giren bir kişinin ‘üye’ olarak atanması fiilen mümkün hale gelecek.
‘Yüksek bürokratlık’ şartını delebilmek için Anayasa Mahkemesi raportörlüğünden Denizcilik Müsteşar Yardımcılığı’na atanan bir kişinin, ‘31 gün’ sonra nasıl ‘yedek üyeliğe’ seçildiğini hep birlikte gördünüz.
Diğer atamalarda ‘hangi usullerin’ tatbik edileceğini varın artık siz düşünün.

* * *

Üyelerinin tamamı ‘doğrudan’ veya ‘dolaylı’ olarak iktidar tarafından atanmış olan bir Anayasa Mahkemesi’nin artık üzerine düşen ’denetim’ vazifesini ‘bağımsız’ ve ‘tarafsız’ olarak yerine getirebilmesi mümkün müdür?
Böyle bir mahkeme, kendisini seçen iktidarın yaptığı kanunların ‘Anayasa’ya uygun olup olmadığına’ nasıl karar verecek?
Yargıtay ve Danıştay kararları karşısında nasıl bir ‘hukuki tavır’ ortaya koyacak?
‘İktidara’ veya ‘muhalefete’ mensup kişiler hakkında nasıl bir karar alacak?
‘Kapatma’ davaları karşısında nasıl bir tutum takınacak?
‘Türk milleti’ adına karar veren mahkeme, ‘iktidar partisi’ adına karar veren ‘AKP Mahkemesi’ veya ‘Aile Mahkemesi’ haline dönüştürülüyor.
Anayasa Mahkemesi, zımnen ’iptal’ ediliyor.

* * *

Anayasa Mahkemesi üyeleri, ‘tarihi bir sınav’ ile karşı karşıya.
Mahkeme, öncelikle ‘kendi kurumsal geleceği’ hakkında bir karar verecek.
Ya ‘bağımsız’, ‘tarafsız’ ve ‘saygın’ bir üst yargı kurumu olarak yoluna devam edecek, ya da ‘Aile Mahkemesi’ hüviyetine bürünerek ‘fonksiyonunu’ kaybedecek.
Mahkeme, aynı zamanda ‘ülkenin geleceği’ noktasında bir tavır ortaya koyacak.
Türkiye, ya bir ‘hukuk devleti’ olarak ‘üniter yapısını’ korumaya devam edecek, ya da Anayasa’sının ‘ilk üç maddesi’ güvenceden yoksun bir halde, ‘etnik temeller’ üzerinde şekillenen ‘tek parti diktasının’ elinde parçalanıp gidecek.
Anayasa Mahkemesi, AKP’ye karşı açılan ‘kapatma’ davasında olduğu gibi, ‘iç ve dış konjonktüre’ göre ‘siyasi’ bir karar mı, yoksa ‘hukukun genel prensiplerine’ göre ‘hukuki’ bir karar mı verecek?
Hep birlikte göreceğiz.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş