Türkiye'nin puanı neden yükseltildi? Satış var satış!

A+A-
Arslan BULUT

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Türkiye’nin kredi notunu iki kademe yükseltti. Medyada bayram havası esiyor.
Fitch tarafından daha önce yapılan açıklamada, “pozitif izleme” sonucunda, Türk ekonomisinin küresel mali kriz karşısındaki dayanıklılığı dolayısıyla, yıl sonuna kadar kredi notunun yükseltilebileceği vurgulanmıştı.
Burada dikkatinizi çekmek istediğim husus, “Türk ekonomisinin küresel mali kriz karşısındaki dayanıklılığı” konusudur.
Durum, ne kadar da Nasrettin Hoca fıkrasındaki eşeğin dayanıklılığına benziyor!

* * *

Nasreddin Hoca’nın bir eşeği varmış. Eşek her gün geç saatlere kadar tarlada, dağda, bayırda çalışırmış. Çalıştığı ve ter döktüğü için de günde on avuç yem tüketirmiş. Bir gün hoca, “Bu eşeğe on avuç yem fazla, dokuz avuç neyine yetmiyor”  diye düşünmüş ve o gün dokuz avuç yem vermiş; “bir avuç kâr ettim” diye sevinmiş. Eşeğini bir yerine iki defa okşamış! Bir gün sonra yemi sekiz avuca indirmiş. Daha sonraki günler yedi avuç, altı avuç, beş avuç derken en sonunda hiç yem vermemiş. Hoca, elde kalan yemi satmayı bile düşünmüş. Sabah kalkmış bir bakmış, eşek nalları dikmiş.
“Tüh”  demiş hoca, “Tam da yemsiz çalışmaya alışmıştı.”

* * *


Aslında bu “alıştıra alıştıra” mantığı sadece ekonomide geçerli değildir. Açılım dedikleri Türkiye’ye ulus devlet olmaktan çıkarma girişimini de “hazmettire hazmettire”  uygulayacaklarını söylemediler mi? 
Bir ara Ramiz Ongun bir sohbetimiz sırasında Türkiye’deki AB lobisine şöyle dikkat çekmişti: “Politika, medya ve iş dünyasında köşeleri tutmuş bazı Türkiye’liler, besleme sivil toplum örgütleri, kiralanmış propaganda çığırtkanları, halkı öyle bir beyin yıkama bombardımanına tutarlar ki, gerçeği görme, olup biteni anlama yeteneğimiz körelebilir. Bütün zokalar, birer birer ve alıştıra alıştıra yutturulur. Her kaybımız büyük kazanç olarak gösterilir. Her yediğimiz kazık bayram hediyesi olarak süslenebilir. Gerçeği haykıranların sesi, şamata içinde boğulur gider.”

* * *


Demek ki Türkiye’nin kredi notu yükseltilmişken elektrik santrallerinin yabancılara satılmasının gündeme getirilmesi tesadüf değildir.
Özelleştirme İdaresi’nin kapsamına aldığı toplam 56 santralin özelleştirilmesinin 2010 yılının sonuna kadar tamamlanması planlanıyor. Yabancı şirketlerin de gireceği ihalelerde ağırlıklı olarak İngiliz firmalarının öne çıktığı belirtiliyor. İngiliz firmalarının Türkiye’deki temsilcilerinin kulislere başladıkları da ifade ediliyor.
Aklıma İngiltere’nin Financial Times gazetesinde 7 Aralık 2006 tarihinde, Vincent Boland ve Paul Betts imzasıysa yayımlanan  “Türk Lokumu” başlıklı yorum geliyor. Yorumda, “Geçtiğimiz dört yıl içerisinde AB ve IMF’nin teşvik ettiği reformlar, Türkiye ekonomisinin AB’ye entegrasyonunu pekiştirdi. Bu da Dexia, Fortis, Citigroup ve BNP Paribes gibi yabancı yatırımcıların, ekonomik dönüşümden en fazla faydalanan sektör olan bankacılık sektörüne girmelerini sağladı. Öte yandan yatırım bankaları İstanbul’da çok ciddi miktarlarda işlem yapıyor. Alım yönündeki sinyaller, AB sürecindeki duraklama kaynaklı satış sinyallerinden çok daha güçlü olacakmış gibi görünüyor”  denilmişti. 
Ta ki Türklerin elinde bir avuç toprak bile kalmayıncaya kadar!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları