Türkiye'ye belâyı kim davet ediyor?

Elimde Aralık 1994 tarihinde Erbil'de yazılmış, "Kuzey Irak, Batılılar ve Türkiye üzerine düşünceler, 1919-1994" adlı, Hasan Celayir imzalı bir kitapçık var. Celayir, o tarihte, Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri için yazdığı bu kitapçığın önsözünde şöyle demiş:

"İşte Hindistan ve Pakistan!

İşte Türklerle Araplar! Her zaman iki kardeşi birbirine düşürüp kârlı çıkan İngilizler değil mi?

1. Dünya Savaşı'nda, Türklerle Araplar arasına giren onlardır. İki taraf da dost bilir onları. Bugün Orta Doğu'yu kaynatan olay 1900'lerden önce İngilizler tarafından başlatılmıştır.

Orta Doğu denilen petrol denizinde üç gemi fırtınalı bir havadan sonra yan yana seyretmektedir. Bu gemilerde, Türkiye, Irak ve İran bayrakları görülüyor. Karşıdan tek dişli canavarın yönettiği bir buzdağı geliyor. Üzerinde Türkiye'nin PKK'sı, İran'ın Kürt Komala'sı ve Irak'ın Peşmergeleri var. Buzdağı Irak gemisine vuruyor, kuzeyini koparıyor ve yavaş yavaş Türkiye gemisine yaklaşıyor. Lütfen hepimiz çok hassas olalım ve bu buzdağından uzak duralım. Çünkü görünen kısmı, su yüzündeki yüzde 10'udur. Suyun altındaki yüzde 90'ında acaba neler gizleniyor?"

***

Suyun altında gizlenenler, 1991 yılında Çekiç Güç'le ortaya çıkmıştı. Ama Çekiç Güç, Özal tarafından davet edilmişti... Buzdağı, ABD'nin Türkiye'ye 61 bin 750 asker yerleştirme talebi ile tam manasıyla ortaya çıkmıştı. Bu talep reddedildi ama Türkiye hava sahası Amerikan uçaklarına açıldı. Irak, Türkiye üzerinden geçen uçaklar tarafından bombalandı ve klasik savaş gücü tamamen çökertildi. Sonra da güneyden kara harekâtı yapıldı ve Irak işgal edildi. Hemen ardından ABD Büyükelçisi Pearson, Erzurum'dan Bağdat'a kadar uzanan toprakların tek bir ekonomik bölge olması gerektiğini söyledi. Buzdağının tamamı ortaya çıktı mı? Hayır, daha çıkmadı. Batı dünyasını yöneten güç merkezlerinin asıl hedefi, Türkleri tamamen ortadan kaldırmaktı. Bunu defalarca ilan ettiler, anlamak istemedik.

Şimdi Türkiye'nin kuşatılması tamamlanmak üzere!

***

İktidar partisi de bunca problem varken, Türk kimliğinin yerine Türkiye kimliği (şimdilerde Osmanlı kimliği) oturtma peşinde ve ayrıca tek dünya devleti hedefine sahip küresel güç odaklarının dayatmalarına boyun eğerek ülkenin parça parça edilmesini sağlayacak yasaları adım adım TBMM'den geçirdiler.

Kamuoyu tepkisi yükseldiği anlarda geri çekilir gibi yapıyor, sonra tekrar saldırıyorlar...

Buzdağı, kendisini görünmez kılarak, daha doğrusu, medya vasıtasıyla gözleri kör ederek Ankara'ya kadar girmiş, TBMM'ye, Çankaya Köşkü'ne ve Genelkurmay Başkanlığı'na çarpmak üzere hareket halindedir...

Biliyorum Türk Milleti bu belânın hakkından da gelecektir ama geliyorum diyen felaketi önceden görüp önlem almak, bu devletin milli güçlerinin kitabında yok mudur?

***

Bu satırlar 6 Ocak 2004'te bu sütunda yayınlandı. Aradan geçen 12 senede, Türkiye etrafındaki kuşatmaya ve Kuzey Irak'taki Barzani devletine ekonomik, siyasi ve askeri açıdan tam destek verdi. Suriye'nin karıştırılması için kurulan proje örgütlere "lojistik destek" vererek kendi güvenliğini tehlikeye attı. Şimdi Fırat Kalkanı operasyonuyla bu kuşatma kırılmaya çalışılıyor ama asıl kuşatan ülke olan ABD engel üzerine engel çıkarıyor..

İçerdeki kuşatma da bu arada hızla sürüyordu. Öyle ki, devletin içine devleti yönetenler tarafından yerleştirilmiş bir başka buzdağı, neredeyse Türkiye ile Rusya'yı savaşa tutuşturacaktı! O buzdağı, 15 Temmuz'da TBMM'ye, Beştepe'ye ve Genelkurmay'a çarptı ama hâlâ yanlış üzerine yanlış yapıyorlar...

Çünkü millî politika yerine hâlâ dini politika uyguluyorlar! Ve bu da felaket getiriyor!

Yazarın Diğer Yazıları