Türkiye'ye iftira ve devlet adamlığı!

Özcan YENİÇERİ

Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Avrupa Birliği (AB) Ortaklık Konseyinin hazırladığı ortak tutum belgesindeki Türk yargısına yönelik eleştirileri değerlendirirken, AB’nin Türkiye’deki yargı sistemi dahil birçok konuda yorum yapıp, bildiri ya da rapor yayınlamasının ’doğal’ olduğunu söylemiş. Bilindiği gibi AB yetkilileri son zamanlarda AKP’nin kapatılmaması için yorum, bildiri ve rapor üstüne rapor yayınlıyorlar. AB, Babacan’ın partisi olan AKP ile yargı arasındaki tartışmada bu anlamda resmen taraftır. Ali Babacan da bu sözleriyle aslında AB’nin kendi partilerine desteğinin sürmesini istemiş oluyor. AB yetkilileri bir zamanlar hükümlü DEP milletvekillerini hapishaneden kurtarmak için Türkiye’ye yaptıkları baskının aynısını bu kez AKP için yapıyorlar.

Bağımsız yargıdan  taviz vermek!
Bu durum Türkiye’nin Dış İşleri Bakanı’nın, partisini kurtarmak uğruna ülkenin bağımsızlığı ve egemenliğinden iskonto yaptığı anlamına gelmektedir. Ali Babacan, açıkça Türkiye’nin AB’ye üyelik konusunu, AKP’nin korunması ve kollanması konusu olarak algılamaktadır. Bu bağlamda da eğer AKP mahkeme tarafından kapatılırsa, Türkiye her türlü eleştiriye, müdahaleye ve dayatmaya hazır olması lazım geldiğini ifade etmektedir. Bu söylemleriyle Babacan, bilerek ya da bilmeyerek AB’yi Türkiye’ye müdahale etmesi için cesaretlendirmekte hatta yönlendirmektedir. İktidar için bağımsızlık, egemenlik ve millet iradesi sıradan kavramlardır. Onun için de AB’li yetkililerin bağımsız yargıdan taviz istemeleri onlarca “doğal” ve normal karşılayabiliyorlar.

Azınlığın da çoğunluğun  da sorunu varmış!
Ali Babacan, AB’nin müdahalesinin doğal kabul edilmesi gerektiğinin dışında daha vahim sözler de etmiştir. Türkiye’nin dış işleri bakanı Türkiye’de azınlıkların dini özgürlükler konusundaki yaşadığı iddia edilen soruları cevaplayacak yerde bunu doğrulayarak  “dahası da var” türünden sözler etmiştir. Babacan Türkiye Dış İşleri Bakanı sıfatıyla şunu söylüyor: “Avrupalıların söylediği gibi Türkiye’de sadece gayri Müslimler değil, Müslüman çoğunluğun da dini özgürlüklerle ilgili sorunları” var. Babacan yabancıların eleştirilerine hak vermekle kalmıyor, Türkiye’de çoğunluk olan Müslümanların da dini özgürlüklerle ilgili sorunlarının olduğunu söylüyor.

Ali Babacan’a  sormak gerekir?
Ali Babacan’a sormak gerekir; madem AB’nin Türk yargısına ya da önüne gelen her kuruma müdahalelerini “doğal” kabul edecektiniz, o halde TBMM’de “milletin birliği ve devletin bağımsızlığı” üzerine neden yemin ettiniz? Eğer AB, ülkenin bağımsızlığından da egemenliğinden de önemli ise “egemenlik milletindir” diye niçin yeri göğü inletiyorsunuz? Madem AB’yi her işinize karıştıracaktınız da o halde siz ve iktidarınıza ne gerek var? Türkiye’nin kimliğini, tarihini ve bağımsızlığını örseletme hakkını nereden alıyorsunuz? Azınlıktan çoğunluğa herkesin sorun yaşadığı bir ülkenin Diş İşleri Bakanlığı’nı niçin yapıyorsunuz?

“Devlet Adamlığı”  diye bir kavram vardı!
Devleti temsil etmekle görevli olan bir kişinin kendi devletini suçlaması ya da iftira etmesi görülür bir şey değildir. Bunun yalnız Türkiye’de değil dünyada da örneği yoktur. Türkiye’yi suçlayan iddiayı Türkiye’nin Dış İşleri Bakanı yapmaktadır. Bu bir tespit değil, Türkiye’yi aşağılamak, hafife almak, iftira etmek ve suçlamaktır. İddianın sahibi sıradan bir insan değildir, o bir bakandır. Herkesin hak ve özgürlüklerini sağlamakla görevli olan insandır. Çözmek yerine şikâyet etmek, savunmak yerine suçlamak en azından onun işi değildir.
AKP ve Babacan yokken devlet adamlığı diye bir kavram vardı. Babacan’ın bu tavrı referansları arasında devlet kavramı bulunmayan herhangi bir zihniyetin devlet adamı çıkarmayacağının da kanıtıdır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş