Türkiye'yi bölmenin yolu, kısa vadeli açılım paketi -II

A+A-
Sadi SOMUNCUOĞLU

Hükümetin  “Kürt açılımı”  paketinde yer alan hususları tartışmaya devam edelim.
7- Terörle Mücadele Yasası’nda değişiklik yapılaraksokak gösterilerine katılan çocukların terör suçlusu olarak yargılanmaması sağlanacakmış.
-Bunlara  “taş atan çocuklar”  da deniyor. 2004’de yaşları 16’dan 18’e çıkarılmıştı. Bilindiği gibi bu militanlar; güvenlik güçleriyle çatışıyor, otobüs-panzer yakıyor, mal ve cana zarar veriyor, önderimiz APO diyor, PKK’yı övüyor, sokakları cehenneme çeviriyor. Yasalarımız bu eylemleri terör suçu olarak tarif ediyor.  
Yasa değiştirilerek bu suçlar terör kapsamından çıkarılıp, adi suçlar kapsamına alınıyor. Ayrıca ceza miktarları düşürülüyor. Yani örtülü bir af getiriliyor. Böylece cezaevlerinde yatan pek çok hükümlü tahliye edilecek, yargılananların davaları düşecektir. Bu yasa taslağı, “Açılım”dan önce, TBMM tatile girmeden hazırlanmıştı.
8- Genel af çıkarılmayacak, bunun yerine dağdaki ve cezaevindeki mahkûmların azami düzeyde yararlanacağı ceza indirimlerine gidilecek. TCK’nın Etkin Pişmanlık başta olmak üzere bazı maddelerinde değişiklik yapılarak dağdaki PKK militanlarının indirilmesi sağlanacakmış.
-Bu düzenlemeyle, bütün teröristler için örtülü bir af getiriliyor. Böylece örnekleri geçmişte görüldüğü gibi; eylem gücünü kaybeden yaşlılar ve hastalar dağdan inerek siyaset kadrolarına katılacak, cezaevlerinden çıkanların bir kısmı tekrar dağa çıkacak, bir kısmı da “ovada” siyasete devam edecektir.
Çok ağır bedeller ödenerek cezalandırılanların salıverilmesi, terör örgütüne yüksek bir moral gücü kazandıracaktır.
9- Abdullah Öcalan’ın yaşamı, Uluslararası Af Örgütü ve Avrupa İnsan Hakları Komisyonu standartlarına göre yeniden gözden geçirilecekmiş.
-Bu adım faydalı olabilir. Çünkü teröristbaşı bahsedilen standartların çok üstünde yaşadığı için, belki bu haksızlığın düzeltilmesine (!) bir fırsat doğabilir. Burada önemli olan APO’nun affedilmesidir. Herhalde bunun yolu da AİHM’den geçecektir. Çünkü, bütün teröristler affedilirken, “başının” içeride kalması “eşitlik” ilkesine aykırı görüleceğinden, bu görev AİHM’e düşecektir.
10- Türk Ceza Kanunu’nun 216. Maddesi değiştirilerek ifade özgürlüğünün sınırları genişletilirken, nefret suçlarına ilişkin boşluk oluşmaması için tedbir alınacakmış.
 -TCK 216;  “Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklılıklarını kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden..” diyor.
Değişiklik yapılırken, “Nefret suçlarına ilişkin boşluk oluşmaması” na dikkat edilecekmiş. Demek ki maddedeki, “..farklılıkları kin ve düşmanlığa alenen tahrikin..”  suç sayılabilmesi için “nefret doğuracak şekilde” yapılması gerekiyor. Aslında bu şartın konulması, 216’yı adeta uygulanamaz hale getiriyor, böylece ülkedeki sosyal sınıflar arasında  “kin ve düşmanlığı tahrikin”  önünü açmış oluyor. 
   Biz bunun açık örneğini Terörle Mücadele Kanunu’nun 7’nci maddesinin değişikliğinde gördük. Maddedeki terör ve terör örgütünü övmeyi suç sayan kriter;  “..şiddete özendirecek şekilde övmek..” olarak değiştirilince işler karıştı. Çünkü  “şiddete özendirmeden” övmek serbest olunca, beyanlarda ve olaylarda  “şiddet” unsurunun tespiti oldukça zor hale geldi. Mesela bölücüler,  “Her çeşit şiddete karşıyız, ama PKK’nın davasına inanıyoruz”  şeklinde örgütü övse, burada  şiddet unsuru nasıl bulunacak? Yine  “önderimiz APO” diyen bir militan, şiddete özendirmiş oluyor mu, olmuyor mu?
Kısaca 216’nın değiştirilmesinde de mantık aynı. Türkiye’yi iç çatışmaya sürüklemek isteyen, bunun için 25 yıldır bölücü terör dahil her yola başvuran mihraklara yarayacak bir düzenleme.. Bir de bunların, Türkiye’nin bugünkü terör, bölücülüğün himayesi ve kafa karışıklığı ortamında uygulanacağı düşünüldüğünde.
Yarın devam edeceğim

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları