Türkiye'yi bölmenin yolu, kısa vadeli açılım paketi -V

A+A-
Sadi SOMUNCUOĞLU

“Kürt açılımı”  gereğince çocuklarımızın okullarda söylediği, “Türküm, doğruyum, çalışkanım..”andı yasaklanacakmış. Şu pervasızlığa bakınız!.
Kan ve can bedeliyle vatan yaparak, yüksek bir medeniyet kurduğumuz bu coğrafyada, kendi çocuklarımıza milletimizin adını  öğretemeyeceğiz; onlara doğruluk, çalışkanlık, dürüstlük gibi temel değerlerimizi veremeyeceğiz öyle mi? Birileri çıldırmış olmalı!..
Yakalarından tutup silkeleyelim. Bire gafiller kendinize gelin!. Devletimizin adı Türkiye Cumhuriyeti, milletimizin adı Türk, dinimizin adı İslam. “Irkçılık” fanatizmiyle ne yapmak istiyorsunuz? Yoksa Haçlıların bin yıllık mirası size mi kaldı
demeliyiz?
Türk çocukları Türk derse, Haçlı emperyalizminin maşası bazı ırkçılar, bölücüler ve teröristler rahatsız oluyormuş!. Minare mahyalarındaki “Ne mutlu Türküm diyene. Milli Birlik Esastır. Önce vatan. Ordumuza şükran borçluyuz.” ifadeleri de bu gerekçeyle kaldırılmış. Bunlar “ırkçılık” mış, “Kürt açılımı”na zarar verirmiş.
İslam’ın üç kıtada, bin yıldır bayraktarı olmuş Türk Milletine duyulan şu kine, düşmanlığa, ırkçılık iftirasına bakınız. Mahyadaki değerler, bizim ortak kutsallarımızdır. Her yerde bulunmalıdır. Bunlar elbette bu mübarek milleti bölmek isteyenler zarar verecektir. Demek ki, yapılan doğrudur.
Usanmadan tekrarlayalım; Milletle ırkın farkını kasten görmezden gelen inkarcıların, dört dörtlük  “ırkçı” ve  “kafatasçı” olduklarını suratlarına vuralım. “Irkçılık” ındine de, ilme de, insanlığa da aykırı olduğunu durmadan vurgulayalım.
Dinimiz de böyle söylüyor. Milleti tavsiye edip, onun parçası olan kabile, aşiret, ırk gibi grupların asabiyetini gütmeye  “ırkçılık” adını verip, haram saymıyor mu? Tevhid akidesi gereğince Müslümanların birliğini emretmiyor mu? Bunu temin eden ey iyi sosyal oluşumun millet, en iyi siyasi rejimin de milli-üniter devlet yapısı olduğu açık değil mi?
 Bugün ilim bize, insanlığın gelişerek ulaştığı en büyük ve son olgunluk safhasının  “milletleşme” olduğunu söylüyor. Eğer insan toplulukları böylesine şahsiyetleşerek “milletler” oluşmasaydı, mağara devrinde kalacak, sürüler halinde
yaşayacaktık. 
Sonuç
“Kürt açılımı”nın ‘kısa’ vadeli konularını burada kesip, yazdıklarımızı özetleme yapalım.
Rejimi değiştirmeyi amaç edinen kısa vadeli düzenlemede;
-Bir millete ait demek olan milli/ulus devlet dikkate alınmayacak. Böylece kamu hukuku iki ortaklı bir rejime geçilecek şekilde düzenlenecek. Kısaca, millet, vatan, egemenlik ikiye bölünecek.
-Bunun için;
-Yerel yönetimlerin yetkisi artırılacak. Cumhurbaşkanı Sezer’in üniter yapıya aykırı görerek veto ettiği, o tarihten beri TBMM’de bekletilen “Yerel Yönetimler Tasarısı” yasalaştırılacak. Kısaca, merkezi otoriyeye karşı yerel otoriteler güçlendirilecek.
-12 Eylül’de yurt dışına kaçarak vatandaşlığı kaybedenler, yurt dışındaki terör örgütü üyeleri, Mahmur terör kampındaki 11 bin militan Türkiye’ye dönebilecek. Örtülü af yoluyla “taş atan çocuklar” dahil hapishanelerdeki teröristler çıkarılacak, Kandil başta diğer ülkelerdeki bölücüler, teröristler gelebilecek. Köye dönüşler hızlandırılacak. Kısaca binlerce bölücü-militan yığınağı yapılacak.
-Siyasi partiler Kürtçe propaganda yapabilecek. TRT 6’dan sonra, rejimin temel kurumları partiler de Kürtçeyi kullanacak. Kısaca, devletin iki dilli olması  için önemli bir adım daha atılacak.
-TCK 216 değiştirilerek, ifade özgürlüğünü genişletme bahanesiyle, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklılıkların kin ve düşmanlığa alenen tahriki suç sayılmayacak. Kısaca, ülkede iç çatışma ortamı oluşturulacak.
-Milli eğitim kanunu değiştirilerek, müfredata Kürt tarihi konacak, özel eğitim merkezleri açılacak, Kürtçe kurs merkezleri diğer dillerden eğitim verecek, Halk Eğitim Merkezlerinde Kürtçe okuma yazma öğretilecek, ilk ve orta öğretimde Kürtçe seçmeli ders olacak, üniversitelerde Kürt dili ve edebiyatı bölümleri açılacak. Diyanet Kürtçe Kur’an-ı Kerim yazacak. Kısaca,  yaygın bir öğretim kampanyasıyla, yerel lehçelerden/paralel bir dil inşa edilecek.
-Yer adları Kürtçe yapılacak, Diyarbakır Cezaevi, insan hakları ve işkence merkezi olacak. Kısaca coğrafyamız bölünecek.
Evet. Bir millet nasıl bölünür, bir egemenlik nasıl iki ortaklı yapılır, işte hikayesi.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları