Türkiye’yi savaşa sürükleme tuzağı

İsrafil K.KUMBASAR

Memleket bir kaç gündür, keşif uçağımızın düşürülmesi hadisesiyle çalkalanıyor. Netleşmeye başlayan verilere bakılırsa, bir uçak düşürüldü, iki pilot kayıp, uçak bir süre Suriye hava sahasını ihlal etmiş. Gerisi “Arzun bilir Köfte Salonu” haline dönüştürülen başkent sakinlerinin ‘pırasa’ doğramasından ibaret.
Olayın üzerinden tam 4 gün geçmiş, ‘neyin ne olduğunu’ bilen bir yetkili ortada yok. Bir tür ‘kendin pişir, kendin ye’faaliyeti sürdürülüyor. Mangalı, eti verip, yer gösterip “Abi damak tadına göre takıl işte” diyorlar.
- “Uçak düşürüldü mü, düşürüldü.”
- “Pilotlar kaç gündür kayıp mı, kayıp.”
- “Pilotlara uyarı yapıldı mı, hayır.”
O halde boşlukları lütfen bir zahmet kendiniz doldurunuz.
Zamana yaymalarından, kamuoyunu doğru dürüst bilgilendirmemelerinden anlaşılıyor ki, kendileri de duruma hakim değiller.
Bir şeyler oluyor da ‘neler’ oluyor, ‘kimler tarafından’ olduruluyor meçhul.
İşin aslı, bu “meçhul” denilen şey, son birkaç aydır herkese malum:
Suriye vurulacak. İhale de bizde kaldı.
Fakat, bunların göbekten ‘aynı merkeze’ bağlı oldukları cuntacıların tabiriyle, ‘şartlar henüz olgunlaşmış’değil. Kamuoyu yeterince hazırlanamadı.
İşin içine Rusya, Çin ve İran’ın girmesi ile ‘tereyağından kıl çekme’ hevesleri kursaklarında kaldı.

***


‘Kendin pişir, kendin ye’ iyi bir etkinlik.
Güzel bir hafta sonu fantezisi, lakin elin oğlu “Sana yedirmem” deyip dişlerini gösterdi mi bu olayda olduğu gibi ‘dala budağa’ el atmaya başlarsın.
NATO’dan medet umar hale gelirsin.
Daha doğrusu yıllarca ‘sırtında’ taşıdığın, ‘her ayak işine’ koştuğun NATO’ya “Ben bu işin altından kalkamayacağım” mesajları gönderirsin.
‘Modern’ dünyayı bu ‘şer gücüne’ karşı ortak harekete ikna etsen de nafile.
Operasyonun sonunda senin payına düşecek -Allah korusun- ‘kelleler’, onların payına düşecek olan ise ‘Suriye’nin doğal kaynakları’ olacaktır.
Onunla kalsa öp başına koy.
‘Suriye halkını’ diktatör Esad’ın zulmünden kurtaracağım teranesiyle, ‘kendi halkının’ başına olmadık belalar getirmek de işin cabası.
Köşe başında su satıp, yaz tatilini değerlendiren ilkokul öğrencisi bile asıl hamlenin “Birleşik Kürdistan’a kapı aralamak” olduğundan haberdar.
“Varsın olsun, inceldiği yerden kopsun” diyorsan, senin bileceğin iş. Tarih önünde ‘basiretsiz’, ‘gafil’, ‘öngörüsüz’diye damgalanırsın olur biter.
Ancak bu ihtimale “Yok öyle bir şey” diye kafa tutup, burnunun doğrusuna devam edersen işte o zaman memleketin hali dumandır.

***


‘Kibrit’ çakıldı, ‘Kuzey Atlantik’ten beklenen rüzgar eserse ‘mangalın’ tütmesi, odunların çatırdaması yakındır.
Allah’tan ki bu kez muhalefet boşboğazlık edip de “Odunlar ıslak” diye feryadı basmıyor.
‘İncir çekirdeğini’ dolduracak lafları olmasa da kamuoyunun dizginlemesiyle temkinli hareket ediyorlar. Son ‘çözüm’ teranesine ‘yedek lastik’ olma hallerinden anlaşıldığı kadarıyla ana muhalefetin Suriye konusunda ABD’ye rağmen kalkıp da ‘sağduyulu’ bir politikayı dillendirmesi mümkün değil.
Tek seçenek olarak ‘balkonda beklemeyi’ yeğliyorlar. İşi “kem küm” ile geçiştirmeye çalışıyorlar.
Yoksa şimdiye kadar çoktan meydanları doldurup, günde 10 öğün dillendirdikleri sanal ‘barış’ tekerlemelerini sıralamaya başlamışlardı.
Ağırdan alıp, “Görelim Sam Amca neyler” stratejisi izliyorlar.
Ağır, boğucu bir yaz kapıya dayandı.
Herkesin çoluk çoğunu başına toplayıp bir kuytuda, ağaçların serin gölgesinde “Kendin pişir, kendin ye” keyfine dalması hakkıdır.
‘Alın teri’ ile kazanılmış, ‘helalinden’ lokmaların tadılması, üstüne de şöyle birer kase ‘yayık ayranı’ içilmesi ne alâ fikir.
Ama ‘başkalarının’ bağında, bahçesinde mangal yakmak bu coğrafyada çok da kabul edilebilir bir durum değildir.
Hadi mangal için ‘izin koparıldı’ diyelim, ‘ocaklara ateş düşürmek’ hiç mi hiç affedilir bir durum olmasa gerek.

***


Eğer sizi ‘komşunun ocağını’ tarumar etmeye zorlayanlar varsa, bu gerçeğin er ya da geç gün yüzüne çıkacağını unutmayın.
Hani ağzınızda sakız ettiğiniz bir laf var ya, “Zulm ile abad olanın ahiri berbad olur” diye. Esad’ın metodu ile Esadı alt etmeye çalışmak sizi işte o sona götürür.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş