Türkler tabiî ki bir "millet"; ama yine de bir problem var

A+A-
Durmuş HOCAOĞLU

Gladiator kültüründen gelen Türklerin, sofistike vendettor kültüründen gelen Avrupalının hesaplarını anlamakta zorlandığını, hattâ hiç anlamadığını, zîra, Türk’ün, “düşman” deyince, ancak, yine kendisi gibi üstüne yürüyeni anladığını; ötesini kavrayamadığını ve bunun da bir anane olarak kültür kodlarımıza işlemiş bulunduğunu ve nitekim büyük ata-babalarımızın da bundan çok müştekî olduğunu, yumuşak yüzle yaklaşan düşmana aldanan bodununun nasıl da sefâlete dûçâr olduğunu gelecek nesillere ibret olsun diye bengütaşlara kazıdığını söylemiş; gladio kültürünün esas olarak mertlik kültürünün bir yansıması olduğunu, ama buna rağmen yine de pratikte çok kötü evsaf sınıfına girdiğini, çünkü sâhibine hayretmediğini, onun helâkine sebebiyet verdiğini ve nitekim bunun içindir ki, günümüzde gladiator ’saf’Türk’ün, Amerikalının kaba -ama doğrusu Avrupa’ya nisbetle daha mert olduğu söylenebilecek- agresif politikalarından, onu, canına kasteden bir düşman gibi algılamasına - ve işgal altındaki Irak’tan dahi daha yüksek çıkan Amerikan aleyhtarlığını unutmayalım- karşılık, Avrupalının sofistike vendettor yüzü karşısında çâresiz kalmakta ve başını bıçağa bizzat kendisinin uzatmakta olduğunu söylemiş ve devâmında bir önceki yazımızı şu cümleyle bitirmiştik: “Ama bu bir meziyet olmadığı gibi mâzeret de değildir ve binâenaleyh, yine aynı suâli tekrarlayalım: Türkler sahiden bir ” millet “ midir?
Yukarıda söylediklerime ilaveten, gladio kültüründen iyi asker çıkmasına mukabil, kötü diplomat çıktığını, nitekim Türklerin askerlerinin iyi ama diplomatlarının kötü oluşuna en sağlam delîlin, umûmiyetle harp meydanlarında kazandıklarını masada kaybetmeleri olarak verilebileceğini hâtırlatalım ve devam edelim.
İmdi, bu, aynı suâli ikinci defa soruşum; ilk soruşumda, cevap olarak, ” gerçekten gerçek “millet” olan bir insan cemiyeti, sebebi ne olursa olsun -ama sâhiden ne olursa olsun- bir başkasının kapısına gidip de,  “Senin kapına geldim; çünkü ben, kendim için iyi, doğru ve güzel olanı yapabilecek irâde, kudret ve tâkatten mahrûmum; bütün bunları benim için sen yap”  demez. Ama gelin görün ki Türkler böyle diyor: Aynen böyle! “ demiştim.
Zor bir soru ve zor bir cevap; insanın boğazına yumruk gibi takılıyor; o hâlde, kaçmak, görmezlikten gelmek, hiç yokmuş gibi davranmak değil üstüne üstüne gitmek lâzım; o yumruk orada ilelebet takılı kalamaz zîra.
Evet: Türkler sâhiden bir ” millet “ midir?
Şâyet, ilkin, ” millet “ kavramını en dar, en sığ, en basit kontekstinde, yâni sâdece ve münhasıran ” yaşayan insanlar “dan mürekkep bir cemiyet, ” şimdi ve burada “ olan bir içtimâî ünite olarak anlayacak olursak bu suâlin cevâbı çok basite ircâ edilmiş olur: Hayır! Değil! Türkler bir millet, sâhici bir millet değil!
Ama tabiî ki bu kadar basit değil.
Değil; çünkü, bu dar kontekstte ele alındıkta bile, Türkler, bir ” millet “ olmamış olsa idi, Amerika’nın kaba politikalarını da içine sindirirdi; tıpkı Iraklıların yaptığı. Iraklılar aynen böyle yapmıyor mu? Memleketlerini işgal eden Amerikan askerlerinin boynuna onlar sarılmadı mı ve el’ân dahi, aralarındaki bütün ihtilâfları şimdilik bir kenara bırakarak topraklarını kirleten, mâbedlerini hedef gözeterek topa tutan, ırzlarına tasallut eden şâgil ve müstevlî Amerikalıyı kovmak için omuz omuza dövüşmek yerine öncelikle birbirlerinin gırtlağını kesmeye uğraşıyorlar. Kürtler düpedüz Amerikan işbirlikçisi ve tetikçisi, Şiîlerin derdi bindörtyüz yıllık dinmek bilmeyen kindar Şîa dâvâsı, geriye azınlık Sünnî Arap kalıyor ki onlar da esâsen bidâyetinden beri ecnebîye meftundurlar. Hayır! Daha evvel de yazdımdı: Iraklılar bir millet değil, hiçbir zaman bir Irak milleti olmadı, hiçbir zaman da olamaz; çünkü kozmopolittirler.
Türkler elbet de öyle değil; değil, burası doğru, ama artık eski Türkler olmadığı da bir o kadar doğru.
Yâni var bir problem.
Şöyle ya da böyle; ortada bir problem var. Üstüne gitmek lâzım.

Yazarın Diğer Yazıları