Türklüğü İslamiyetten soyutlamak isteyenler kime hizmet ediyor?

İsrafil K.KUMBASAR

İnsanoğlu’nun ‘en hakiki mürşit’ olarak kabul ettiği bilim, evrende mevcut olan varlıkları iki ana kategoride tasnif etmiştir:
‘Canlı’ ve ‘cansız’ varlıklar.
Canlı varlıklar, bir alt kategoride kendi aralarında ‘hayvanlar’ ve ‘bitkiler’ olarak ayrılırlar.
Canlı varlıklara ‘canlılık’ özelliği kazandıran şeye, ‘ruh’ adı verilir.
Ruhun üzerinde tecelli ettiği canlı nesneler ise, ‘beden’ olarak adlandırılır.
‘Canlı’ varlıklarda ruhun bedenden ayrılması, ‘ölüm’ diye tabir edilen sonuca yolaçar.
Yani canlı bir varlığı, diğer cansız varlıklardan ayırt eden ayırdedici özellik, taşıdığı ruhtur.
‘Ruh’ ve ‘beden’ öylesine ayrılmaz bir ikilidir ki, ruh olmadan ‘beden’den, beden olmadan ise ‘ruhun’ niceliğinden söz etmek imkansızdır.
Bedene hayat veren ‘öz’, ruhtur.
Ruha nicelik kazandıran nesne ise bedendir.
Yunus Emre, ruh ve beden arasındaki ilişkiyi açıklarken, kendini şöyle tarif eder:
“Ete kemiğe büründüm
Yunus diye göründüm.”

* * *

Türk milliyetçilerinin savunduğu ‘Türk-İslam Ülküsü’ ideolojisi, ‘ruh’ ve ‘beden’ ilişkisine dayanan bir temel üzerine inşa edilmiştir:
‘Türklük’ ve ‘İslamiyet’.
‘Türklüğü’ İslamiyet’ten, ‘İslam’ı ise Türklükten soyutlamak mümkün değildir.
Türk milliyetçiliğini, ‘fikir’ platformundan ‘siyasi arenaya’ taşıyan rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş, Türklük ve İslam arasındaki ‘ayrılmaz’ birlikteliği bakın nasıl özetliyor:
- “Türklük bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur, ruhsuz beden ceset olur.”
Türk ve İslam birbirine öyle geçmiş kavramlardır ki, dünyanın neresine giderseniz gidin Türk’ün ‘Müslüman’, Müslüman’ın ise ‘Türk’ olarak algılandığını görürsünüz.
‘İslam dinini benimseyen’ Türk toplulukları varlıklarını korumuşlar, İslamiyet’ten uzak duranlar ise ‘bir iki istisnanın dışında’ zaman içerisinde ‘kimliklerini’ kaybetmişlerdir.
Tarih göstermiştir ki, İslamiyet’ten uzaklaşan Türkler, ‘asimile’ olmaya, ‘örfünü’, ‘ananelerini’, ‘törelerini’ unutmaya, ‘yok olmaya’ mahkumdur.

* * *


Son zamanlarda bazı karanlık kesimler, sözde Türklük değerlerini ön plana çıkarıyor gibi görünerek, İslami değerleri Türk milliyetçilerine unutturmanın gayreti içindeler.
Türk milliyetçilerinin fikir ve yaşam çizgilerinde özellikle 1990’lı yıllardan sonra, bir ‘dejenerasyon’, ‘kimlik değişimi’ ve ‘kırılma’ olduğu gözleniyor.
Türk milliyetçilerinin bir zamanlar, insanları harekete geçiren, haykırıldığında insanların tüylerini diken diken eden sloganları vardı:
“Kanımız aksa da zafer İslam’ın.”
“Çağrımız İslam’da dirilişedir.”
“Türklük bedenimiz, İslamiyet ruhumuz”
 “Hedef Turan, rehber Kur’an.”
Önce sinsi bir şekilde bu sloganlar yok edildi.
Sonra, Arapların İslam’ı Türklere zorla ve ‘kılıç zoruyla’ kabul ettirdiği yolundaki görüşler ortaya atıldı.
‘Türkçe ibadet’ gündeme getirildi.
Son günlerde ise ‘İslam’ın Türk milletini geri bıraktığı yolundaki’ zırvalar tartışmaya açıldı.
İslam öncesi ‘paganst döneme ait’ gelenekleri ‘çağdaşlık’ diye sunanlar, İslam ile gelen ‘çağdaş değerleri’ gözlerden kaçırmak istiyorlar.

* * *


Türk milliyetçileri, Büyük Türk Hakanı Bilge Kağan’ın sözlerine kulak vererek bir an önce ‘titreyip kendilerine gelmek’ zorundadırlar.
Aksi halde, planlı ve programlı bir şekilde ‘ruh’ çekilip alınacak, geriye sadece ‘beden’ bırakılacaktır.
‘Ruhtan’ soyutlanmış o bedene ise bir başka ‘ruh’ aktarılacaktır.
Bu ruhun adı ise Hıristiyanlıktır.
Vatikan’ın önümüzdeki bin yıla yönelik iki önemli planı vardır:
Birincisi ‘küfür’ saydığı İslam dinini tamamen ortadan kaldırmaktır.
İkincisi ise ‘yeryüzündeki bütün insanları Hıristiyan yapmak’, Hıristiyan olmayanlara ise ‘Hıristiyan gibi yaşamayı’ ve ‘düşünmeyi’ öğretmektir.
‘Allah’ın dinini’ kendi çıkarları için istismar eden ‘din tüccarlarına’ kızıp, ‘Türk milliyetçiliği adına’ İslam düşmanlığı yapanlar, ‘bilerek’ ve veya ‘bilmeyerek’ siyonist ortaklığa hizmet ediyorlar.
Türk milliyetçileri eğer yeryüzünden silinmek istemiyorlarsa, ‘İslam orijinli yeni bir medeniyetin’ inşasını başlatmak zorundadırlar.
Türklüğün kurtuluşu buna bağlıdır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş