Türkmen bölgelerine koruculuk sistemi...

A+A-
Ahmet TAKAN

IŞİD’i temizleme operasyonu çerçevesinde ABD’nin önderlik ettiği askeri koalisyona aktif destek kararı alan Ankara, ilk adımı attı. C-130 tipi iki askeri uçak, merkezi hükümetin taleplerinin bir kısmını Irak’a indirerek teslim etti. Bir kısmının altını çiziyorum. Çünkü; şimdilik!.. Detaya geçeceğim ama son  MGK toplantısından kalan bazı önemli ve şok ayrıntıları aralamak lazım.
Savaşa katılma kararını 26 Şubat Perşembe günü yazmıştım. Aynı gün toplanan MGK’da, önceden alınan kararın gereği kritik konular masaya yatırıldı. Silah, silahlandırma, güvenli bölgeler, kara gücü, hava gücü, lojistik, eğit-donat... Aklınıza askeri başlık olarak ne geliyorsa hepsi.
“Musul harekâtı” gerekçesiyle savaşa katılma kararı veren iktidar kanadı  daha önce koalisyon güçlerine destek için şart koşulan güvenli bölgeler ve uçuşa yasak bölgeden vazgeçtiğini beyan etti. Hatırlayın; Recep Erdoğan’ın bir zamanlar ABD’ye uçuşa yasak ve güvenli bölgeler için yaptığı sözde diklenmeleri!..
Toplantıya hazırlıklı gelen askeri kanat “tehdit algılanmasında farklılıklar” üzerine oldukça geniş bir sunum yaptı. Sunumun iki ana başlığı vardı; “NATO’nun tehdit algılaması” , “Türkiye’nin tehdit algılaması”... İkisi arasındaki derin ayrılıkların altı çizildi. Asker, Türkiye’nin tehdit algılaması ile NATO’nun tehdit algılaması arasında bizim için uyuşmayan yönlere önemli vurgulamalar yaptı. Bu nedenle Türkiye’nin tehdit algılamasına yönelik alınması gereken tedbirleri sıraladı. Ne olursa olsun bunlarda ısrar edilip NATO’ya bildirilip zaman geçirilmeden harekete geçilmesi istendi. İktidar dinledi, karar için zaman istedi. Asker, “Bizim milli tehdit değerlendirmemiz NATO’nun tehdit değerlendirmesi ile bazı noktalarda uyuşmuyor” dedi.  
Sonrası takip ettiğiniz gibi. İki askeri kargo uçağı ile gönderilen, çölde kullanılabilecek termal askeri üniforma, hücum yeleği, miğfer, termal çöl botu, uyku tulumu, soğuk iklim çadırları Iraklı yetkililere teslim edildi. Peşinden Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Bağdat’a gitti. Irak Merkezi Hükümeti Ankara’dan silah ve mühimmat da istemişti. Fakat bu talep “şimdilik” kaydıyla karşılanmadı.   
  “Milli tehdit değerlendirmesi” başlığına daha yakından bakalım. Irak’a talep ettiği silah yardımının “şimdilik” yapılmamasının ardında önemli bir gerekçe var. Asker; ABD ve NATO’nun bastırmasıyla güvenli bölge ve uçuşa yasak bölgeden vazgeçen iktidara farklı bir seçenek sundu. Musul, Kerkük ve Suriye’de Türkmenlerin yaşadığı bölgelerde koruculuk sistemini önerdi. Gerekli tüm silahların verilip, bu bölgelerin korunmasında, kendi bölgelerinin korunmasında, Türkmenlerin görevlendirilmesini önerdi. Bölgede güvenli Türkmen bölgeleri oluşturulurken bunun sağlayacağı önemli bir fayda olarak da tersine göçün başlayacağına dikkat çekildi.
Son MGK toplantısı ile ilgili ulaştığım bilgiler, iktidarın bugüne kadar yaptığı  “Türkmenlere silah yardımı yapıyoruz”  propagandasının da palavra olduğunu ortaya çıkardı.
Başlama tarihi adeta bilmece haline dönen ve IŞİD operasyonunun anahtarı olan eğit-donat ise Dışişleri Bakanlığı’nın yaptığı açıklamalar yüzünden Genelkurmay’ı sıkıntıya soktu. Dışişleri Bakanlığı eğit-donatta Mart başında uygulamaya geçileceğini açıklamıştı. Başlanamadı. Asker gelişigüzel yapılan bu açıklamadan, aceleci tavır yüzünden sıkıntısını bildirdi. Dışişleri Bakanlığı’ndan ise özür mahiyetinde cevap geldi. Önümüzdeki hafta içinde ABD’den heyet gelecek ve görüşmelere devam edilecek. Askeri çevreler, eğit-donata Nisan sonu Mayıs başı başlanabileceğini söylüyor. Genelkurmay’da yapılan planlamalara göre, eğit-donat kapsamında Türkiye’de ağırlıklı olarak  Musul-Kerkük ve Suriye Türkmenlerine eğitim verilecek. İsim listeleri de hazırlanmaya başlandı. Bölgedeki akil isimlerle ve güvenilir ailelerle görüşülüyor. Örneğin, bazı ailelerden 50-60’ar kişilik isim listeleri alındı. Türkmenlerin dışında Arap ve Kürtler de eğit-donatın kapsamında. Bunun için de bölgedeki güvenilir aşiretlerle görüşülüyor.
Bence, bu yazının en önemli bölümü; güvenli Türkmen bölgelerinin oluşturulması için önerilen ileri koruculuk sistemi ve milli tehdit değerlendirmesi.
AKP iktidarının terör örgütü PKK’nın baş belası olan koruculuk sistemini ne hale getirdiği apaçık ortada. Geçici köy korucuları PKK’ya yem edildi, bebek katili Öcalan’a kurban edildi.
“Başbakan” Ahmet Davutoğlu, rüştünü ispatlamak uğruna kendi adına  kahramanlık öyküleri yazdırmak için gözü dönmüşçesine hareket ediyor.
“Başkomutan”  benim diye yeri göğü inleten Recep Erdoğan ise kafayı ‘Ağustos Şurası’na takmış. Denilenleri pek dinlemiyor. “Şanlı çekiliş”deki Davutoğlu ve komutanların karargâhta birlikte fotoğrafına fena halde kafayı  takmış durumda. Kaçaksaray çevrelerinden Erdoğan’ın ‘Ağustos Şurası’ için özel çalışmalar yaptığı haberlerini alıyorum.
TSK, Ahmet Davutoğlu ile Recep Erdoğan arasında sıkışmış durumda.
Bence “Milli tehdit değerlendirmesine”  esas buradan bakılmalı!..

Yazarın Diğer Yazıları