Türkmen olmanın zorluğu

A+A-
Sadi SOMUNCUOĞLU

25 Şubat 2012’de Yeniçağ’daki; “Suriye Türkmenleri ateşe atılmamalı”  başlıklı yazımızda özetle;  “Türkmenler, büyük güçlerin çıkar savaşında, iki taraftan da olmamalı, kendilerinden taraf olmalıdırlar. O da; iç çatışmadan uzak durmak, bütünleşmeye çalışmak, can, mal ve iş güvenliklerini korumaktan ibaret olabilir” demiştik. \kerning36 Aradan 3 seneye yakın bir zaman geçtikten sonra 26.12.2014’de AA, Suriye Türkmenleri için şu haberi veriyor: “Türkmenler artık yurtsuz.”  Dünkü Yeniçağ’ın haberinde; “IŞİD militanları Irak’ta 400 Türkmen’i esir aldı” başlılığı altında;  “Terör örgütü IŞİD’in saldırılarından kaçan Türkmen ve Yezidilerin sayısının bir milyona ulaştığı” bilgisi veriliyor.Bölgeden gelen bilgilere göre ise; Irak’ta Türkmenler yurtsuz-yuvasız durumdadırlar. Telafer’den 300 bin civarında Türkmen, Irak hükümeti ve İran tarafından Bağdat, Necef, Basra taraflarına taşınmış; güvenliği, bakımı ve barınması buralarda sağlanıyormuş. 50 bin kadarı da, Suriye üzerinden Türkiye’ye sığınmış ve çeşitli şehirlere dağılmışlardır. Şu anda peşmergelerin eline geçmiş olan Kerkük merkezinde Türkmenler, büyük bir baskı altında bulunuyorlar. Buna ilâvetenAnkara’dan, Barzani yönetimine tabi olmaları yönünde yapılan telkinlerin artması, ITC içinde huzursuzluğa yol açmış, gerginlik had safhaya gelmiştir.
Telafer ve Kerkük Türkmenlerinin bir kısmı, iki aydan bu yana, peyderpey Ankara’ya gelmektedirler. Sayıları 800 aileye ulaşan bu kardeşlerimiz, tahammülü çok zor şartlarda, hayatta kalmaya çalışıyorlar. Ankara’nın Abidinpaşa, Mamak, Yenimahalle, Demetevler, Şentepe gibi semtlerine dağılmış; bodrum katlarında 20, 30, hatta 65 kişinin kaldığı dairelere sıkışmış vaziyetteler. Acilen; kalacak yer, gıda, yer yatağı, yorgan, battaniye, çocuk giyeceğine, tıbbi yardıma, doğal gaz ve elektrik başta olmak üzere maddi desteğe ihtiyaçları vardır. Bugüne kadar;başta Irak Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği(*) olmak üzere hassasiyeti yüksek milliyetçi; parti, dernek, vakıf gibi kuruluşlar ile hamiyetperver kardeşlerimizin seferber olması sayesinde, kıt kanaat yaşayabilmişlerdir.
Bunlar içinde bir evladımız var ki üstün gayretleriyle dikkatleri çekmektedir. Kendisi Doğu Türkistan Kazak liderlerinden, bölge hâkimi Alibek Hakim’in torunu Almıla Hakim’dir.\kerning0  1949 senesinde Stalin ve Mao’nun iş birliği ile  “Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti”  yıkılınca, ülke Çin’in eline geçtiğinde,\kerning36  Alibek Hakim\kerning0 20 bin kadar hemşerisiyle yola çıkarak, Taklamakan Çölü ve Himalayalardan aşıp, Pakistan üzerinden 1953’te, Türkiye’ye ulaşıyor. Ölümcül şartlarda ancak 1850 Kazak Türkiye’ye gelebiliyor. Büyüklerinden bu  “Göç”ün hikâyesini, defalarca dinlediği için Almıla, mülteciliğin anlamını çok iyi biliyor. Hamiyetli kızımız işte bu şuurla çalışıyor.
Bu ağır insani meselenin halli için devlet görevini yapmalıdır. Bildiğimiz kadarıyla, maalesef bu konuda henüz bir çalışma görülmemektedir. Müracaat üzerine AFAD yetkilileri durumu yerinde görüp, ilgilenileceğini söylemişler ise de, şu ana kadar herhangi bir adım atılmamıştır. Daha vahimi, Türkmenlerin ülkemizde bulunduğuna dair herhangi bir kayıt işlemi yapılmamaktadır. Hâlbuki Irak veya Suriye’den, hatta, tâ Afrika’dan gelen sığınmacılar kayıt altına alınıp, maaşa bağlanıp, ellerine bir belge verilmektedir. Esasen, dünyanın neresinden gelirse gelsin, ülkeye girenler olmuşsa, devlet bunların kayıtlarını acilen yapmak zorundadır. Çünkü devlet, bu kişilerin hayatlarından ve her şeyinden sorumludur. Bu sığınmacılar/mülteciler, savaştan kaçanlar olursa, devletin sorumluluğu uluslararası bir boyut kazanıyor. Nitekim bu konuyu düzenleyen pek çok uluslararası sözleşme vardır. \kerning0 Malum; taraf olduğumuz insan haklarıyla ilgili sözleşmeler, Anayasamızın 90’ıncı maddesine göre iç hukukumuzun üstündedir ve bağlayıcıdır. Esasen Anayasamızın eşitlik ilkesi ve insan haklarını teminat altına alan hükümleri de bunu amirdir.
SONUÇ: Siyasi iktidarın, Türkmenlere ayrımcılık uygulaması ve eşitlik ilkesini ihlal etmesi; affedilemez, izahı yapılamaz bir hata, hatta bir insanlık suçudur. 2003’ten beri Irak ve Suriye Türkmenlerine sahip çıkmayan, onları savaş ve terör ateşi içinde adeta yok olmaya terk eden tehlikeli siyasetten dönülmelidir. Hatırlanmalı ki, Türkmenler bizim ayrılmaz parçalarımız olduğu kadar da, Türkiye’nin bölgedeki hakları ve güvenliği için vazgeçilmezdirler. Bunun gereği yapılmalı ve öncelikle, Başkent Ankara’dan başlayarak bütün Türkmenlerin kayıtları yapmalıdır. Yine acilen, AFAD ve Kızılay gibi kamu kuruluşları ile hayatlarını idame ettirecekleri iaşe ve barınma imkânlarına kavuşmaları sağlanmalıdır.
*Yardımlarınız için Irak Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Ankara Şubesi hesap numarası: Vakıfbank Başkent Şubesi TR200001500158007285140835

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları