Türkmen'in adı yok!

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Psikolojik savaş metodlarının en berbatını yaşadığımız şu günlerde Başbakan’ın Beyaz Saray’dan çıktıktan sonraki tavırlarına dikkat ettiniz mi?
Amerika’ya gitmeden önce terörle mücadele ve Irak konusunda beylik laflar dışında, neredeyse ağzını bıçak açmayan Erdoğan için bir çok kesim ‘icazet almaya gidiyor’ yorumunu yapmıştı. Doğrusu her vatandaş gibi bu sözler kanımıza dokunmuştu, memleketimizi idare edenlerin dışa bağımlı politikaları onurumuzu zedeliyordu.
Ankara ve İstanbul’daki görüşmelerde ‘dağ fare doğurmuş’, ’cek cak’ların çıktığı toplantılar sonunda Washington’dan da sonuç alınamayacağına kamuoyu inanmıştı. Ancak, Tayyip Erdoğan’ın, Bush ile görüşmesinden sonraki tavrı takımının haklarını savunan kulüp başkanı fanatikliğini çağrıştırmadı mı?
Hele Uluslararası Basın Kulübü’ndeki basın toplantısında ‘zafer kazanmış komutan’ edasıyla davranışı, başta varoş diye nitelendirilen kesimlerin yüreğine su serpti. Erdoğan’ın bu tavrı aslında vatandaşa hiç de yabancı değildi. Mersin’deki çiftçiye ‘ananı da al git’ diyen o tavır bile oy yüzdesini artırdığına göre Amerika’daki duruşu ‘umut olmaya devam edeceğini’ gösteriyor. Bunun ilk delili hiç şüphesiz malum medya... Bugün (dün) gazetelerin manşetlerini görenler, televizyondaki ’flash haber’i izleyenler neredeyse Amerika’yı hizaya getirdiğimizi zannedecek.
‘Üç komutana üç görev’, ‘ortak hedef’, gibi manşetler hemen aklıma ünlü ‘koordinatörlük’ yalanını getirdi. ABD eski Genelkurmay Başkanı ile bizim emekli Org. Edip Başer’e verilen koordinatörlüğün ‘oyalama işi’ olduğu kısa sürede anlaşılmış, iş çaycı tartışmalarına kadar vararak nasıl da oyuna gelindiği kanıtlanmıştı.
Dilerseniz başa dönüp Washington’a gitmeden önce heyetin önüne konan alternatifsiz seçeneğe göz atalım.
Irak’ı fiiliyatta üçe bölmüş olan ABD, Kuzey’deki Barzani yönetiminin Türkiye tarafından tanınması karşılığında PKK terör örgütünün yok edileceği sözünü verdi. Bizimkilerin balıklama daldığı bu planda bir taşla birden fazla kuş vurmaya alışık olan ABD, böylece Türkiye’nin Güney Doğusu’nda etkinlik mücadelesi veren PKK ve Barzani arasında tercihlerini Barzani’den yana kullanarak terör örgütünü bir süre uykuya alıp, personelini de Barzani emrine vererek ileriki yıllarda kullanılmak üzere eğitmeyi planlıyor.
Son dönemlerde canımın çoook sıkıldığından dem vuruyordum ya... Hükümet heyetinin ABD görüşmelerinde bir tek satır Irak’taki Türkmenlerin adının zikredilmemesi tepemi iyice attırdı.
Başbakan Erdoğan ‘başarılı’ görüşmelerde Türkiye’nin ‘istediklerini aldığını’ iddia ederken Irak Türklüğü gibi bir davası olmadığını da beyan etmiş oldu.
Irak’ın durumunda ‘Türkmenin adı yok’ ise bu müzakerelerde ne görüşülmüştür. Oluk oluk akan Türkmen kanının durdurulması, Türkmen bölgesinin güvenliğinden kimin sorumlu olacağı belli olmadığı gibi Türkiye-ABD-Irak üçlü komutanlık yetkileri arasında Türkmenin adını duyan varsa beri gelsin.
Sonuç olarak Tayyip Erdoğan değil, ABD’nin istediğini aldığı görüşmelerde, bağımsızlık kriterlerinden yeni tavizler verilirken, ‘kırmızı çizgi’ de ortadan kalkmıştır. Bütün bunlara alkış tutanları ise milletimize havale ediyoruz.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları