Türkmenistan’a dil uzatmak

Yavuz Selim DEMİRAĞ

Libya’daki vatandaşlarımızın tahliyesini televizyonlardan izleyenler Padişah Tayyip Hazretlerinin 3. Libya seferindeki muhteşem zaferini kutluyorlar. Duyan gören Recep Bey’in Kaddafi’ye diz çöktürdüğünü, AKP hükümetinin bu ülkeye demokrasi falan getirdiğini zanneder. Gemilerin güvenliğini sağlayan SAT komandolarından bir bölümünün Hasdal Cezaevi’nde yattığını hatırlatan yok. Bingazi kapılarına dayanan İDO feribotları, odaTV’nin basılıp Soner Yalçın ve arkadaşlarının haberini gündemden kaldırdı. 169 subayın, daha doğrusu Türk ordusu generallerinin yüzde 10’unun tutukluluğuna itirazı diğer mahkemenin reddettiği de konuşulmuyor artık. Varsa yoksa Tayyiban tayfasının muhteşem harekâtı, uluslar arası başarı vesaireden dem vuruluyor. Kimsenin aklına Libya’da gerçekte kaç bin vatandaşımızın olduğu gelmiyor. Başbakan bile 20-30 bin gibi arasında 10 binlik rakamı yuvarlayarak telaffuz ediyor. Sanki 10 binlik fark koyun ya da kuş sayısı. Kayıt dışı ekonominin 9 yılda  had safhaya çıkışının da göstergesi Libya. Nasıl olsa İnsan Hakları ödülünü Kaddafi’den alan Recep Bey sayesinde Libya vizeyi kaldırdı. Turist pasaportuyla inşaat şirketlerinde çalışan Türk işçilerinin kayıt dışı olduğunu söyleyebilecek babayiğit yok, sıkıysa yazsın. Sabaha karşı 5’te sütçü yerine kapıyı polis çalıp götürür merkeze...
AKP’nin devr-i iktidarında gecekondularından Boğazdaki villacıklara terfi eden yandaş kalemler vıcık vıcık yağların karşılığını TRT’de yaptıkları programlar sayesinde fazlasıyla ceplerine indiriyorlar. Patronlarının işleri için önlerine gelene çamur atmak da moda oldu. Uluslararası ilişkiler, hukuk falan hikâye. Patronunun şirketlerine iştiraklerine, okullarına öncelik tanımıyor, biraz da kuşkuyla bakılıp incelemeye tâbi tutuluyorsa o ülkenin cumhurbaşkanının, başbakanının demokratik anlayışına çal karayı.
Geçen hafta Türkmenistanlı bir öğrenci çaldı kapımı. Dünyada büyüme hızının en yüksek olduğu; elektrik, su, doğal gaz ücreti olmayan, anneye analık maaşı, çocuk parasının ödendiği, öz kültürünün korunması için her türlü fedakârlığın yapıldığı ata yurdumuza, Türkmenistan’ımıza kara çalmış kendisini gazeteci sanan biri. Yazıyı okuyunca hemen hatırladım. “Niye sadece erler şehit oluyor da subaylar ölmüyor” başlıklı bir yazıyı hezeyanla kaleme aldıktan sonra birkaç ay ortadan kaybolan ve IQ testine girmemiş biri canım Türkmenistan’ı Arap ülkelerine Mısır’a, Tunus’a benzeterek ayaklanmalarını tavsiye etmiş. Devlet Başkanı Gurbangul Bedri Muhammedov’un internete serbestlik getirmesine rağmen çok pahalı olduğundan dem vurmuş. Aynalarla arasının iyi olmadığı her halinden belli. AB üyeliğinden, çağdaşlıktan söz eden bu zat yavaş olmasına rağmen dünyada internetin en pahalı ülkelerden birinin de Türkiye olduğunu unutmuşa benziyor.
Evet, Türkmenistan’da internet gerçekten pahalıdır. Türkmenler tıpkı dünyaca ünlü Ahalteke atlarının ırkını koruyabilmek için yurtdışına çıkışına izin vermediği gibi, Türkmenlerin kültürünü korumak, insanlarını siber terörden kurtarmak için interneti sınırlandırmak adına fiyatları yüksek tutmuştur. Kaldı ki bu konuda bilim insanları ve aileler çocukların, gençlerin, hatta yetişkinlerin korunması, sanal âlemde sağlam süzgeçlerin yapılması için sürekli çağrı yapmıyor mu?
“Komşularla sıfır sorun” gibi garabete kapılmış, dış politika güvenirliğini yitirmiş Türkiye’nin Avrasya coğrafyasına, Türk Cumhuriyetlerine sırtını dönüşü affedilir hata değil. Bu arada yandaş medya haberlerinde, ajanslarda suçun şahsilik ilkesi çiğnenerek,  “Azerbaycan,. Özbekistan, Türkmenistan uyruklu” gibi adli ve yüz kızartıcı haberler akraba ülke ve topluluklar arasında üzüntüyle takip ediliyor. Bu ülkelerin haritada yerini bile bilmeyenler bizim Türk vatandaşlarımızın orada işledikleri bireysel suçlarda “Türkiyeli” gibi bir ibareyle karşılaşamaz. Çünkü izin verilmez. Bunu da basına sansür olarak değil, kardeş ülke hukuku adına kendiliğinden yaparlar. Yapmayanları da uyarırlar.
Elma ile armudu, sap ile samanı karıştırıp cehaletlerini sergilerken, Türkiye’nin itibarı yerine cepleri ve patronlarının çıkarını düşünenler ellerine verilen kalemi oynatırken daha dikkatli olmalı. Recep Bey belki bu konuda talimat bile vermeli.
Dönelim yine Libya seferine. Kurtlar Vadisi yeni film senaryosu hazırdır her halde. Polat ile Memati, Kaddafi’nin kulağından tutup haddini bildirecek memlekete muhteşem bir zafer daha kazandıracaktır. Hayırlı işler olsun, bol da güneşler.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş