Türk'ün şanlı zaferi Çanakkale...

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ
1992 ya da 1993 yılında yöneticisi olduğum günlük bir gazetede “Çanakkale Türk’ün Kâbesidir” başlıklı hamaset dolu bir yazıyı kaleme aldığımda dinden geçinenler bu satırların yazarını neredeyse kâfir ilan ederken, eski tüfek solcularla liberaller de “Vatan-Millet-Sakarya edebiyatı” yapmakla suçlamışlardı. Allah rahmet eylesin Şeyhül-muharririn Ahmet Kabaklı Hocam: “Aldırma evlat Mehmet Akif ” Kâbe’yi diksem başına, yine de bir şey yaptım diyemem aziz hatırana “ demişti. Senin deyimin cuk oturmuş. Gözlerinden öpüyorum” demişti.
Çok değil 8-10 yıl öncesine kadar Çanakkale denince İlköğretimden üniversitelere kadar müfredatta Nusret Mayın Gemisi, Seyit Onbaşı ve Atatürk’ü koruyan saat akla gelirdi. Geçtiğimiz günlerdeki bir yazımda  “Kuleli’li olmak ayrıcalıktır”  tanımlamam üzerine uzun ama son derece anlamlı bir mektup gönderen Bandırma’dan Yücel Balcıoğlu itiraz etse de Kuleli’li, Harbiyeli olmanın ayrıcalıklı olduğu fikrimde sabitim. Nitekim Çanakkale’yi Kuleli ve Harbiye’de öğrenebilme ayrıcalığını 1978 ile 1985 arasında yaşadım. Tarih hocalarımız ve kurmay subaylarımızın destekleri ile öğrenci arkadaşlarımın yazıp-oynadığı Çanakkale ile ilgili piyes ve tiyatrolardan aldığım hazzı bugüne kadar yaşamadım.
Dört ay önce tehlikeli beyin ameliyatı geçiren  “canımın canı Aybikehan” geçtiğimiz hafta sonu okuluyla beraber Çanakkaleye giderken  “Baba ne tavsiye edersin?”  diye sordu. Kütüphanemin demirbaşı  “Çanakkale Mahşeri” adlı dev eseri avuçlarının arasına bırakırken  “Mehmet Niyazi’yi okumadan Çanakkale’yi anlayamazsın”  dedim. Baba şefkati ile beraber öğretmen edasıyla Niyazi Hoca’nın bu romanı yazmak için tam yirmi yıl çalıştığını ve defalarca gittiğim Çanakkale’yi Mehmet Niyazi Özdemir’in rehberliğinde ziyaret ettiğim için öğündüm.
Kınalı Ali’den,  “Mücahit, Gazanfer, Muzaffer”  gibi yüzlerce yaşanmış olayı ilk defa belgesel romana taşıyan Özdemir’in  “Çanakkale Mahşeri”  isimli ölümsüz eserinden alıntılarla son üç-beş yılda yüzlerce kitap yayıldı. Taraflı tarafsız Çanakkale ile ilgili ne yazılıyorsa tarihimiz için kazanımdır.
Dost ve arkadaş olmakla gurur duyduğum sevgili Ahmet Yenilmez’in  “Kınalı Kuzular” dan sonra TRT’de gösterime giren  “Dur Yolcu”  adlı dizisi okumaya vakit ayıramayanlar için olağanüstü bir hizmet.
“Sana açmış aguşunu bekliyor peygamber”  dizesiyle dünya tarihine mühür vuran Çanakkale’yi ölümsüzleştiren Mehmet Akif’in Destanı’nı gün ışığına çıkmamış fotoğraf ve belgelerle  “Son Kale Çanakkale”  ismini verdiği eser ile taçlandıran Erkan Özmen’e şapka çıkarılır. Kurucuları arasında olmaktan hep onur duyduğum  “Bilge Oğuz Yayınevi”  ve Oğuzhan Cengiz’in katkılarıyla yayınlanan bu kitap kesinlikle okullarda okutulmalıdır.
Gelelim Mavi Medya’ya... Galatasaray, Fenerbahce ve Beşiktaş’ın Çanakkale Muharebelerindeki yaşananları çizgi romanlarla anlatan idealist yöneticiler Kurtuluş Savaşı Kadın Kahramanları adlı eserlerinde  “Nene Hatun, Kara Fatma, Onbaşı Nezehat, Klavuz Hatice ve Erkek Halime”  yi anlatmışlardı.
Suat Turgut ve Osman Arslan’ın yönetimindeki  “Mavi Medya”  Çanakkale’yi onbeş bölümlük çizgi romandan DVD ortamına taşıyarak şanlı tarihimize kilometre taşları döşemişler.
“Çanakkale Geçilmez, Nusret Mayın Gemisi, Mesudiye Zırhlısı, Koca Seyit, Yahya Çavuş, Conk bayırı, Şanlı Direniş, 57’nci Alay, Kazandığımız An, O Komutan Benim, Aleko, Kınalı Ali, Yüzbaşı Mehmet Muzaffer, Fırıncı Ali, Gül Gelincik ve Muavenet ve Ovath” la Türk Tarihi gerçek çizgi romanlarını Türk okuyucusu ve seyircisiyle buluşturanlara ancak şükranlarımızı iletmek düşer.
“Yüreğimizle Sesleniyoruz”  diye seslenen genç oldukları kadar idealist  “Mavi Medya” mensuplarının “unutmayalım, karanlık ışığın olmadığı yerdir, samimi ve doğru insanlar ışık olduğunda, onlar ışıkta zaten yoktur”  sözleriyle özetledikleri çalışmalarının kitap ve DVD’leri ile tüm okullarda zorunlu olarak okutulması, müfredata alınarak istikbalimiz olan çocuklarımıza izletilmelidir.  “Sözkonusu vatan ise çaresizlik yoktur”  diyen Yüzbaşı Mehmet Muzaffer’i çocuklarımıza, gençlerimize tanıştırmak boynumuzun borcu olmalıdır.
Ablasının Çanakkele’ye gidişini hazmedemeyen oğlum okulunda teşkilatçılık yapmış. Şehit Erdem Kutalmış, Mavi Medya’nın çizgi romanları, CD ve DVD’lerini izledikten sonra okulunda Çanakkale Turu düzenlenmesi için karar aldırmış. Erdem Kutalmış uyanık, Çanakkale’de rehberin Mehmet Niyazi veya Erkan Özmen hatta Erol Mütercimer olacağını  “benim amcalarım babamı kırsalar da beni üzmezler”  diyerek söz bile vermiş. Üç günlük gezi tarihi kesinleştiğinde Mehmet Niyazi, Erkan Özmen ve Erol Mütercimer’in Erdem’in talebini asla geri çevirmeyeceğine inanıyorum.
Çanakkale’yi merak eden, yeni nesillere taşımaya gayret edenler Ötügen’de yayınlanan Çanakkale Mahşeri, Bilge Oğuz’un Son Kale Çanakkale’siyle beraber Mavi Medya’nın yayınlarını takip ederken eşe-dosta da tavsiye etmeli diyorum...
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları