Türk’ün tarifi

Ahmet B. ERCİLASUN

TÜRK;
Kendi efsanelerine göre Ulu Ay Ataçı ve Ulu Ay Anaçı adlarını taşıyan ilk iki insana; İslami inanış ve efsanelere göre Hz. Nûh’un oğlu Yâfes’e; Fars efsanelerine göre ilk insan olan Keyûmers’in beşinci göbekten torunu Firîdûn’un oğlu Tûr’a dayanan;
Muhtemelen M.Ö. 8. yüzyıldaki Sakalarla, kesin olarak M.Ö. 318’de Hunlarla tarih sahnesine çıkan;
M.Ö. 3. yüzyıl - M.S. 840 arasında Hunlar, Tobalar, Köktürkler ve Uygurlarla Orhun Vadisi merkezli büyük imparatorluklar kuran ve kudretli zamanlarında sınırları doğuda Büyük Okyanus’a, batıda Kırım yarımadasına uzanan;
4. yüzyıl ortalarında Akhunlarla Afganistan ve Hindistan’a hükmeden;
374 yılında Batı Hunlarıyla İdil ırmağını geçip Macaristan ovasına yerleşerek neredeyse bütün Avrupa’ya hâkim olan;
Batı Hunlarıyla başlayan ve asırlarca süren kavimler göçüyle Avrupa’nın beşerî coğrafyasını belirleyen başlıca âmillerden biri olan; 
9. - 12. yüzyıllar arasında Uygurlar, Karahanlılar, Gazneliler, Bulgar Türkleri ve Selçuklularla Doğu ve Batı Türkistan’da, Afganistan’da ve Hindistan alt kıt’asında, İdil-Ural bölgesinde, İran, Anadolu, Irak ve Suriye’de hükümranlıklar kuran;
13. - 19. yüzyıllar arasında Çengizliler, Çağataylılar, Altın Ordu, İlhanlılar, Memlükler, Temürlüler, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Şibanlılar, Babürlüler, Safeviler ve Osmanlılarla Moğolistan, Türkistan, Avrasya bozkırları, Afganistan, Hindistan, İran, Anadolu, Irak, Suriye, Mısır, Balkanlar ve nihayet bütün Ortadoğu ve Kuzey Afrika’ya hükmeden;
19. - 20. yüzyıllarda bağımsız ve bağımlı devlet ve topluluklarla doğuda Yakutistan’dan, Moğolistan ve Çin içlerinden batıda Kosova’ya; kuzeyde Tataristan ve Çuvaşistan’dan güneyde Irak, Suriye içlerine ve Kıbrıs adasına uzanan coğrafyada yayılmış bulunan;
21. yüzyıl başlarında yedi bağımsız devlet ile birçok federe ve özerk devlet içinde, üst paragrafta belirtilen coğrafyada 200 milyonu aşan bir sosyolojik varlık olarak yaşayan;
6. yüzyıldaki Köktürklerden itibaren yerli ve yabancı on binlerce eser ve belgede adları TÜRK olarak geçen;
Son yüzyıllarda bu adlandırmanın siyasi ve hukuki bir anlam da kazanmasıyla, bağımsız devletimizin bütün teb’asını kapsayan;
Bilge Kağan’a göre yukarıda gök çökse, aşağıda yer delinse devlet ve yasasını bozdurmama azminde olan, dürüst ve âdil; fakat aynı zamanda bir doyunca bir daha aç kalacağını düşünmeyen, düşman hilelerine çabuk aldanan ve birbirine çabuk düşen;
Kâşgarlı Mahmud’a göre adları Allah tarafından verilen ve güzellik, tatlılık, aydın yüzlülük, edep, yaşlılara hürmet ve riayet, ahde vefa, alçakgönüllülük, yiğitlik hasletlerine sahip bulunan;
Ali Şir Nevâyî’ye göre ilim, marifet ve tefekkürde fazla derinlik sahibi olmama; buna karşılık pratik düşünceli ve yüksek kavrayışlı olma, yaradılış bakımından saflık ve temiz yüreklilik gibi özellikleri olan
Biyolojik / sosyolojik, siyasi / hukuki bir varlık, bir MİLLET’tir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş