TÜSİAD ve Apo

A+A-
Behiç KILIÇ

Apo’nun dayatmaları belli.. Şu sıra kapıkullarının da aynı temelde sokakların altını üstüne getirdiklerini görüyoruz.. Diyor ki:
“Önce seçim barajının düşürülmesini, TMK’nın kaldırılmasını, KCK tutuklarının serbest bırakılmasını, sonra da demokratik anayasa hazırlanmasını istiyorum..”
İç savaş tehdidi ile istediklerinin daha net söylenişi de şu:
Kendisinin serbest bırakılması temelinde (Siyaset yapacakmış), özerk bölge, ilk üç maddesi de değişecek, Türklük kavramına son verilecek anayasa...
İlk etapta da seçim barajının düşürülmesini, belediyelerin yetkilerinin arttırılmasını dayatıyor..
Olmazsa olmazları bu başlıklar altında...
Şimdi gelelim TÜSİAD’a...
Başkan hanım, son çıkışından bir önce bakın neler demişti..
“... TÜSİAD olarak bu seçim sisteminin değişmesi gereği üzerinde çok duruyoruz. Türkiye gibi çeşitli renkleri olan bir ülkenin bölgesel farklılıkları parlamentoya baraj sistemiyle yansımıyor. Bugün yüzde 10’un demokratik bir baraj olduğunu da söyleyemeyiz...
... Bunları aşmış bir parlamento sil baştan anayasa yapabilir.
... Belediyelerin artık Ankara’dan gelecek ödenekle değil biraz kendi içinde verimli çalışacağı bir sistemle yönetilmesi gerekiyor...
... Eğitim sistemimizin biraz daha analitik olması bir ihtiyaç. Tek tip insan yerine düşünce özgürlüğü olan gençler yetiştirecek bir yapıya ihtiyaç var...”
Başkan hamfendiyi ve cemaatini, PKKbaşı ile müthiş uyumları nedeniyle tebrik ederiz.. Demokrasi dediğiniz de budur zaten..
TÜSİAD’ın bu yöndeki başarılı atılımlarını biliyoruz..
Milletin zihnine “federasyon” rüzgarlarını üfleyen de bu değerli cemaat olmuştur.. Bir takım çıkıntılara hazırlatılan raporlarla atılan temeller, çalınan mayaların patentleri nal gibi ortadadır..
Abdullah Öcalan, 1993’te, İstanbul’da yayınlattığı gazetesinde yazdığı yazısında, “Bizi yalnız tabanımız değil artık büyük sermaye çevreleri de destekliyor” diye yazacak kadar ileri götürdüğü birliktelikleri ifşa etmişti.. Hâlâ öğrenemedik kimdi o “destek sermaye grupları” acaba!..
TÜSİAD ile kan kardeşliği bilinen TESEV gibi sermaye tabanlı örgütlenmelerin de ağzından benzer dayatmaların geldiğine bakarak, Cumhuriyet’e nasıl yön verilmeye çalışıldığının, ne büyük ittifaklar çerçevesinde yürütüldüğü anlaşılabilir...
TÜSİAD Başkanı, bir de “Ve de tabii ki tam anlamıyla bağımsız bir medya istiyoruz. Gelişmiş bir demokrasi için olmazsa olmaz şart..” diyor ki tam bir kara mizahtır!..
Medya neden özgür değil, kim kontrol ediyor ablacım?!! Şöyle bir elindeki ipin ucuna bak, kuklacıyı anlarsın!..
Gerçek şudur ki, “Bağlı medya” doksanlı yıllarda yoğunlaşan küresel teslimiyetçilik çerçevesinde PKK terörüne azami desteği vermiş, Devletin karşısına PKK adına dikilmiştir.. Apo celladının en sevimli fotoğrafları ile demeçleri yer almış, devletin mücadele inisiyatifinin önüne dikilmiştir..
Bu medyaya yön veren para babaları kimlerdi?..
Kimlerdi en büyük ilanlarla destekleyip manşetleri yönlendirenler?..
TÜSİAD bugün gene birdenbire ortaya çıkıp, PKK ile mücadelenin yoğunlaştığı bir zamanda “bildik” dayatmalar yapıyor..
Aynen dış sermayenin istediği ayar biçiminde..

Yazarın Diğer Yazıları