TV ekranlarındaki NATO profesörleri

İsrafil K.KUMBASAR

Türkiye uzunca bir süredir, başına örülmek istenen çorabın ‘yerli işbirlikçilerine’ kafa yoruyor.
Bunu yaparken de önemli bir detayı kaçırıp faturayı sadece ‘batı muhibbi’ siyasiler, işadamları, kalem erbapları ve STK’lara çıkarıyor.
Gladyo’ya göbekten bağlı bu güruhun başını, elbette ki ‘kendi itiraflarında’ da yer aldığı gibi, askeri zevattan ‘kimi apoletliler’ çekiyor.
İpin ucu ‘siyasilerden’ önce orada aranıyor ve bu bir anlamda yanlış da değil.
Askerin ‘tek er eğitiminden’ tutun da ‘savaş senaryolarına’ dek hemen her sürecinde ‘NATO’nun inkar edilemez izlerini’ göreceksiniz.
Kamuoyu sadece siyasilerin ‘Pentagon’a biat ettiğini sanır. Değil, en az siyasiler kadar, bazı ‘askerlerin’ de ikbalini ‘Bay Başkan’a sunacakları ‘CV’ler belirler.
Hazindir amma Türkiye’nin gerçeği bu.
Beyaz Saray’a yüz sürmeden, bu topraklarda ‘bir noktaya’ gelebilmek, ‘bir köşe’ kapmak ancak ‘bilimkurgu filmlerinde’ rastlanabilecek türden maharetler gerektirir.
Arada bir o maharetlere sahip vatan evlatları arz-ı endam etse bile, çok sürmez, ‘bir kulp takıp’kellesini götürürler.
‘Siyasette’, ‘ticarette’, ‘medyada’, ‘askeriyede’ böyledir.
Fakat en önemlisi ‘akademik’ alanda bu düstur şaşmaz.

***

Bazıları üstüne toz kondurmasa da, ‘kuru iftira’ diye burun kıvırsa da bugün üniversitelerde kürsüleri işgal etmiş olan ‘prof’ ünvanlı taifenin büyük bir yekunu ne yazık ki ‘NATO’icazetlidir.
Temelleri ‘soğuk savaş’ döneminde atılmış ve o günlerde ‘asistan’ olarak bilim yuvalarına sızdırılmış ‘selefi’ ağızlı bu zatlar birer ‘Amerikan hayranı’ olup, ‘tornadan geçirilerek’ istenilen kıvama getirilmiştir.
Daha ağızlarını açar açmaz sözüm ona ‘evrensel değerlerden’dem vurup, aslında köylerinden ayrılırken bavullarına yerleştirilen ‘ucube anlayışlara’ gizliden methiye düzmeleri ‘ince bir işçiliğin’ neticesidir.
Onların “Evrensel” derken neyi, “Demokrasi” derken neyi kastettiklerini erbabı bilir.
Bunun bilindiğini kendileri de bilirler ki, hemen ön almak için ‘niyet okuyucuları’ safsatasına yapışırlar.
‘Mügalatanın’ bini bir paradır onların dünyasında. ‘Safsata’ zaten dünyalarını üzerine inşa ettikleri ‘en somut’ temeldir.
Açın ‘literatürleri’, esameleri okunmaz. Fakat ‘insan hakları’, ‘özgürlükler’, ‘bireyin gelişimi’, ‘etnik kimlikçilik’ konularında mikrofonu uzattığınızda susturabilene aşk olsun. 
Kendileri de ‘NATO profu’ olarak adlandırıldıklarının farkındadır. Lakin bundan asla gocunmazlar, bir rahatsızlık duymazlar.
Bilakis arkalarına ‘koca bir gücü’ almış olmanın rahatlığıyla gülümseyip geçerler.

***

Düne kadar ‘her milliyetten’, ‘her zürriyetten’, ‘her inanç ve ideolojiden’ az ya da çok insan akademik dünyada bir şekilde yer alıyordu.
‘Siyasi fırıldaklar’, ‘adam kayırmalar’ orada da oluyordu. Hatta iş öylesine zıvanadan çıkıyordu ki, bazı fakülteler Çin’in bazıları da Rusya’nın ‘fahri konsolosluğu’görüntüsü
veriyordu.
‘Türk’, ‘Türk devleti’, ‘Türk tarihi’ laflarını ağızlarından kaçıranların adım atamadıkları yerler vardı.
Bugünün ‘NATO proflarının’ o dönemde, o fakültelerde ‘asistan’ ya da ‘araştırma görevlisi’ adı altında niçin tutunduklarını şimdi anlıyoruz.
Albümler ortaya çıktıkça, o günün ‘badem bıyıklı’, bugünün ‘sinek kaydı tıraşlı’ simalarını seçmeye başlıyoruz.
Vatandaş sadece ve sadece ‘ABD’ye biat etmiş’ siyasilerle iş adamlarının peşinde.
Oysa tohumları ‘soğuk savaş’ döneminde atılan ve bugün artık iyiden iyiye köpürtülen ‘Ilımlı İslam’ projesinin elebaşları, zamanında üniversitelerde bir şekilde himaye görmüş ve kamufle edilmiş.
Solun dizginlenemez kanlı eylemleri döneminde bile ‘burunları’ kanamamış.
Sahi nasıl bir iştir bu?
Onları ‘kim’, ‘nasıl’ ve ‘neden’ koruyup da bugünlere kadar taşıdı?

***

Ortada bir ‘devlet’ olmuş olsa, ‘izini’ sürmek, ‘ipini’ pazara çıkarmak işten bile değil.
Bugün harıl harıl BOP ve ABD çıkarları için çalışan takımın öyle ‘sıradan’, ‘rastgele’ bir ekip olmadığı aşikar.
Memlekette eğer hala üniversiteler varsa, bulunmaz bir tez konusudur ‘NATO profları’ ve onların ‘ekranlarda savurdukları’ herzeler.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş