"Üç harfiler", yoksulluk ve eğitim... Devlet aklına tek doz Kemalizm

Tuncay MOLLAVEİSOĞLU

Her toplantıda uyarıyordu:

"Erken hareket etmeyin!"

FETÖ'nün lideri Fethullah Gülen; eğitimden, yargıya, polisten, askeriyeye her aşamada etkili yerlere gelinceye kadar saklanın talimatını veriyordu. Bu süreçte kesintisiz olarak odaklandıkları tek alan ise eğitimdi! Binlerce genç, iktidarların da desteği ile "eğitim" tezgahlarından geçiyordu.

***

Darbecilerin ifadelerini okuyorum. Sorgusuz inanç ve teslimiyet!

Böyle bir çağda, bunca bilgi ve iletişim bombardımanı içinde akıllarını esir eden komutanlar, hakimler, yargıçlar savcılar...

Bir insanın aklını esir eden, ele geçiren neden ne olabilir?

İnsanlık tarihi kadar eski bir yanıtı var bu sorunun. Dinsel inançların; kişisel, siyasal menfaatler için kullanılması!

Eski dünyanın yarı tanrı imparatorlarından, günümüz mehdi ve şeyhlerine...

Hepsi cehaletten ve dinin halk üzerindeki etkisinden besleniyorlardı.

İyi ama FETÖ üyelerine bakıldığında "cehaletten" söz etmek de pek mümkün görünmüyor. Nasıl oluyor da ortalama zekada birinin, dinlediğinde sahtekar olarak yorumlayabileceği bir figür bunca insanı etkiledi?

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in bu soruya verdiği yanıtı duydunuz;

Gökçek aklın esir alınmasını "üç harfliler"e bağladı.

Okunmuş paralardan, dualardan söz etti.

Gülümseyerek izledim. Oysa gerçek gün gibi ortadaydı.

Sorunun yanıtı; neredeyse tüm darbeci askerlerin ifadelerinde yer alan "yoksulluk" olgusunda gizli...

FETÖ üyelerinin tamamına yakını yoksulluk içindeki Anadolu çocuklarından seçilmiş! Cemaat "ağaç yaşken eğilir" öğüdünü, Türkiye'yi ele geçirme planlarının temeli yapmış.

Okumak isteyen yoksul çocuklara para, konaklama, eğitim dahil her türlü destek verilirken, ışık evlerinde geleceğin darbeci, karşı devrimci kadrolarının beyinleri yıkandı. Dört madde ile özetleyelim:

1) Tam bağımsızlık esasına göre kurulmuş Atatürk Türkiyesi'ni ve Anayasa ile Türkiye'yi koruma görevi verilmiş Türk Silahlı Kuvvetleri'ni dönüştürmek için yapının içine sızmak gerekiyordu.

2) TSK başta olmak üzere, devletin kurumlarına girmek için eğitimli gençlere ihtiyaç vardı.

3) Gençleri daha çocukken ele alıyor, beyinlerini yıkıyorlardı.

4) Sermayeleri ise "yoksulluktu." Halkın yoksulluğundan faydalanıp dindar görüntüsü ile Anadolu çocuklarını topladılar. Genelkurmay Başkanı'nın yaveri gibi hem eğitimli hem de "aklı esir" bir nesil yarattılar.

AKP iktidarı döneminde, yıllar boyunca yetiştirilen bu kadrolar olabilecek en etkili makamlara atandı!

Hedefte Atatürk Türkiyesi'ni yok etmek vardı...

***

Bu cinayet girişiminden, AKP başta olmak üzere yeterli çabayı göstermeyen muhalefet partileri de dahil neredeyse tüm siyasi aktörler sorumludur!

Seküler mahalle, liberallerin kuyruğuna takılıp Atatürkçü eğitim sisteminin ortadan kaldırılmasını sadece seyretti! Yoksul çocukları din tüccarlarının insafına bıraktı!

Geldiğimiz noktada Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kurtaracak yegane reçete, bizzat kurucu felsefesinde yer alan Kemalizm'dir!

Atatürkçülük ya da Kemalizm yıllar içinde "eski Türkiye" diye kodlanarak devlet aklından dolayısı ile resmi kurumlardan, eğitimden ve hatta Meclisten tasfiye edilmiştir!

Bugün darbe girişiminin temelleri Gökçek'in "üç harflileri" ile değil, kendisinin de destek verdiği; eğitimin ele geçirilmesi ile atılmıştır!

Türkiye Cumhuriyeti'nin beynine doğrultulan silahta herkesin parmak izi vardır.

Kurtuluş reçetesi yeniden Atatürk'ün izinden gitmektir. Özellikle eğitimde Atatürkçü Eğitim Sistemi'ne dönmektir.

 ***

Büyük deha Atatürk bakın neler söylüyor: "Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun, her şeyden evvel, Türkiye'nin istiklaline, kendi benliğine, millî geleneklerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir."

1922 Martı'nda konuşması şöyle devam ediyor:

"Bugün yeryüzünde 300 milyondan fazla İslam vardır. Ne yazık ki, tamamı şunun bunun kölelik zincirleri altındadır. Aldıkları manevî terbiye onlara bu kölelik zincirlerini kırabilecek insanlık meziyetini vermemiştir, veremiyor. Çünkü eğitimlerinin amacı millî değildir."

İşte "eğitimli kadrolar nasıl ihanet ediyorlar?" sorusunun yanıtıdır bu!

AKP, eğitimi illegal yapılara terk ederek darbe girişimine de bilmeden zemin yaratmıştır.

Eğer ders çıkardıysa yapması gereken bellidir:

Karşı devrimcilerin ele geçirdiği devlet aklı, yeniden Atatürkçü çizgiye çekilmelidir.

Özellikle can çekişen eğitim sistemine Kemalizm aşısı yapılmalıdır.

"Hayal kurma" dediğinizi duyar gibiyim.

Atlatmış olduğumuz büyük felaket, AKP'de böyle bir değişime neden olur mu?

Gelecek günler için sorulması gereken budur.

  • Yorumlar 10
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Günün Karikatürü
    Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş