Üç önemli haber!..

Ahmet TAKAN

MİT Müsteşarı Hakan Fidan devreye girdi. Zaten kamuoyunun kıt kanaat, zar zor ulaşabildiği doğru haberlere karartma getirildi. Rutin İmralı ve Kandil ziyaretlerine de ambargo konuldu. Daha önce de söylemiştik bu iyice derinleşen gizliliğin tek sebebi kamuoyunun bilgi almasını önlemek değil. AKP içindeki kapışma ve köşe kapmacalarının da etkisi var.
Ama, mızrak çuvala sığmıyor. Bir yerlerden kaçak olabiliyor!..
Birinci haberin flaşı;
Pazarlık masasının en önemli gündem maddesi olan “özerklik” te terör örgütü PKK istediğini aldı. İktidar, “seçim sonrasına bırakalım” dediği maddeyi seçim öncesine çekti. Hükümet, Türkiye’nin Avrupa yerel yönetimler özerklik şartı çekincelerini kaldırdığını seçim öncesinde (kamuoyunu olgunlaştırarak) ilan edecek. “Özerklik” için diğer gerekli anayasal düzenlemeler ise seçim sonrasında yapılacak.
Recep Erdoğan’ın talimatıyla Hakan Fidan’ın taraflara koyduğu derin gizlilik şartı sayesinde İmralı heyetinin bebek katili ile görüşmesini HDP’nin kısa yazılı açıklaması ile 2 gün sonra (19 Aralık Cuma) öğrendik. Öcalan’ın ağzından,  “anlamlı derin müzakerelere geçme konusunda herhangi bir engel olmadığı”  aktarılmıştı. İmralı heyetine sonradan dahil olan Hatip Dicle önceki gün (Pazar) müjdeyi (!) patlattı; “İktidarla taslakta anlaştık” diye. Dicle, dedi ki;  “Ancak size şu müjdeyi verebilirim, Öcalan’ın deyimidir; ’5-6 senedir burada sürdürdüğümüz diyalogu bugün bir müzakere taslağı üzerinde anlaşmaya kadar ulaştırabilmiş durumdayız. Hükümetle, devlet heyetleri ile sürdürülen görüşmelerle bugün belki de 200 yıldır bu topraklarda çok acılar yaşatan Kürt sorununun ve diğer bütün sorunların çözümü yönünde tarihi adımlar atabilmenin arifesindeyiz’diyor.”
İmralı heyeti, dün de Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ile görüştü. Sırrı Süreyya Önder’in görüşme sonrasında açıklamasında şu sözler çok dikkat çekici ve Dicle’ninki gibi adeta işaret fişeğiydi;
 “Yarın olabilecek işi bugün yapmak, üç ay sonra olacak olanı bir ay içinde bitirmek gibi bir ilkesel yaklaşımımız var. Birlikte deneyimledik ki süre uzadıkça yanlış anlamalara, hırpalanmalara da açık vaziyete geliyor. Artık yani ayın üçü beşi gibi kavramlar bizden duymayacaksınız. Çok seri bir görüşme ve çalışma trafiği başlayacak.”
Kaçaksaray kaynaklarını biraz kurcalayınca öğrendik ki;
Seçim öncesi özerklik, PKK’lı hasta mahkumlara af, Öcalan için sekretarya, izleme kurulu tamam. Gazetecilerin İmralı’ya gitmesinde sorun kalmadı gibi. Terörle mücadele yasasında bazı değişiklikler öngören tasarıda son rötuşlar yapılıyor. Bunların işlerlik kazanmasıyla birlikte bebek katili de mutlak eylemsizlik çağrısı yapacak.
Seçimden sonraya ne kaldı?..
PKK’nın istediği bağımsızlık ve genel af...
Şahit olduğunuz üzere takvim süratle işliyor!..
İkinci haberin flaşı;
Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı ASAL, bedelli askerliğe başvurulara “çok dikkat çekici durum” notu düştü...
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, hafta sonu kamuoyunu bilgilendirirken bedelli askerliğe müracaat sayısını 21 bin civarı olarak açıkladı. Ancak, İsmet Yılmaz’ın açıklamadığı önemli bir gerçek daha vardı. ASAL, illere göre bedelli askerliğe müracaat sayılarını da çıkarmıştı. Yılmaz’a verilen raporda Diyarbakır’dan 3 bin 200 başvuru olduğu belirtilip üzerine “çok dikkat çekici durum” notu  yazıldı. Gerçekten çok dikkat çekici olan bu durumu da Bakan Yılmaz herhalde çözüm sürecine zeval gelmesin diye duyurmadı.
Üçüncü haberin flaşı;
 “Kobani” kampı Ceylanpınar’dan Suruç’a alındı..
Yandaş medyanın da lanse ettiği gibi gerçekten,  “Suruç’ta yeni bir Kobani kuruluyor” ...
Ayn el-Arap’tan kaçanlar için kış şartları bahane edilerek hazırlanan yaklaşık 32 bin kişilik çadır kentin 1 Ocak’ta ilk etabının açılması planlanıyor. Bununla ilgili çok önemli perde arkası bilgilere ulaştım. Dev çadır kent daha proje aşamasındayken devlet yetkilileri tarafından Şanlıurfa Valisi İzettin Küçük’e kampın Ceylanpınar’da Tarım İşletmeleri’ne ait bir araziye yapılması teklif ediliyor. Gerekçe olarak hem arazinin inşaat için elverişli bir alan olması hem de Ayn el-Arap’tan gelen PKK ve PYD unsurlara mesafenin daha uzak olması gösteriliyor. Vali Küçük’e  “Eğer kampı Ceylanpınar’a kurarsak arazi son derece elverişli olduğu için daha az masraf ederiz. Hem de Suruç’a gelip dinlenip tekrar savaşmaya dönen PKK’lı ve PYD’lilerin de mesafe uzak olunca buraya gelmeleri zor olur. Bunun da önüne geçeriz”  deniyor. Vali İzettin Küçük teklifi olumlu bulduğunu söylüyor. Ancak işler öyle konuşulduğu gibi yürümüyor. Bir de bakılıyor ki; bir gün Başbakanlık AFAD’dan üst düzey bir yetkili ile Hükümete yakın bir firmanın temsilcisi gelmiş, Suruç’ta incelemeleri tamamladıktan sonra  “kamp buraya yapılacak” demiş ve Vali de onayı verirken  “üstten gelen talimat” bilgisini vermiş... Yüzlerce kamyonun harıl harıl hafriyat (!) yaptığı bin dönümlük arazide dev çadır kent tamam. Benim tahminim, oraya yakında tam teşekküllü bir hastane de yaparlar; Suruç’ta tedavisi yapılamayan PKK/PYD’lilerin Ankara’ya hastaneye gönderilirken yorulmamaları için!..
Sakın ha yanılmayın!..
Esasında, bu üç haberin hepsi tek haber...

Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş