Uğur Mumcu katillerini yazmıştı!..

A+A-
Behiç KILIÇ

Ona karşı yapılan suikast hâlâ soru işaretleriyle dolu!.. Mumcu, terör odakları ve şiddeti besleyen, şiddetin ticaretinden zenginleşen çokuluslu şirketlere egemen ülkelerin komplocu gizli servislerine, silah ve uyuşturucu kaçakçılarına, ülkemizi talan edenlerle işbirlikçi hainlere karşı kalemiyle amansız bir kavganın içerisindeyken bomba ile havaya uçuruldu.
Elimde bir kitap var... Rahmetli Mumcu’nun son kitabı... Yarım kalan kitap... Rahmetli Mumcu ancak yirmi sayfasını tamamlayabildiği kitabında bugün tartışılan devlet içerisine sızıp çete oluşturanları da belirtmektedir. Kitabı biraz anlatalım... Bu kitap Apo’nun Ankara’daki üniversite yıllarında sıkıyönetim savcılarına muhbir olarak nasıl çalıştığını, daha sonra ABD elçiliği tarafından birtakım istihbarat işlerinde değerlendirildiğini işaret etmektedir. Yirmi sayfalık kitap gümrük kapılarının nasıl eleğe döndürüldüğünü, devlet görevlileriyle bölücü çete elemanlarının karanlık ortaklıklarını, bu ortaklıkta uyuşturucu ticaretinin önemli yer tuttuğunu ortaya sermektedir. Kitabın içerisinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin eşkıya ile masaya oturmasını isteyenlerin karanlık izdüşümleri vardır.
Bu “bitmemiş kitabı” okuyunca, “katilini biliyormuş” diyebilirsiniz.

***

2001 vurgunları!..
Silivri’deki mahkemede, Türkiye’nin son dönemine ait ülke-millet aleyhine faaliyetlerin yargılandığı belirtiliyor...
Yargılananlar üzerine isnatları, her akşam haber saatlerinde, sanıkların “Türkiyeyi uçuruma götüren işlerin failleri” olarak takdim edilmelerini izliyoruz... Dava dosyasında, bir istihbarat kuryesinin 2001 yılında verdiği (belirtilen) ifadeleri belge olarak yansıtılıyor...
Mart 2001... Bu tarih, söz konusu davada, bir nevi bir milat olarak sunuluyor!.. Söz konusu istihbarat kuryesi, bu tarihte “belge elemanı” olarak kayda geçiyor... Yani, devletin belge arşivine “Türkiye’nin zararına faaliyetler” işlenip tespit ediliyor!.. Tabii tedbir için...
Dikkatinizi çekiyorum, “suçlamalar” arasında kamuoyunda “Tantan operasyonları” olarak bilinen seri vurgunlarla ilgili, hiçbir mıncıklama yoktur!.. Neden?.. Biliyoruz ki, Tantan’ın eli, kendi genel başkanı tarafından tutulmuş, kafası koparılmış, işleri durdurulmuştur... Yok mu hiç şaibeli bir durum?..
Peki, bu istihbarat kuryesinin 2001 Mart’ı sırasında “organizede” ifadesi alınırken, 2001 Şubat’ında, beş günde Merkez Bankası’nı soyup soğana çeviren şu malum banka ekabirinin hiç mi “polislik”  bir vaziyeti olmamıştır?!.
Yani “trişkadan bir istihbarat etüdü bile” niye yoktur?..
2001’deki ifade -olay- önemliyse, 2001 Şubat’ı önemsiz olabilir mi?.. İddiaların en can alıcı yanı, “yetim hakkı talanı, vatan taşı toprağının yağması” vardır...

***

PKK nasıl yararlanıyor?
Tekrar tekrar bu dikkat çekici konunun altını çizeceğiz.. Çünkü malum çete fırsattan yararlanmak yönünde yol alıyor!..
Türkiye Cumhuriyet Devleti’nin temel yapısı ile hesaplaşma için şimdi uygun anı değerlendiren “Koro”, Silivri mahkemesinden 90’lı yıllara doğru, tek taraflı iz sürerek adeta PKK’ya “Davasında haklıdır” zemini yaratmaya çalışıyor...
Ve işte “Susurluk” mevzuu da, o zaman da aslında böyle bir temelde yükseltilmişti... İktidarı ele geçirmek isteyen güçler, suret-i hak çıkışlarla devlet içerisindeki çetelere karşı söylemlere sahiptiler...
Ama hesap sordukları, devletin içerisinde hedef aldıklarıydı... Yaptıkları da, PKK çetesinin, bu çetenin taşeronu uyuşturucu kaçakçılarının ve tüm yandaşlarının önünü açıyordu...
O dönemde devlet, işte bu iktidarı ele geçirmek isteyen siyasi-ticari-bürokratik birimlerce çete ilan edilmiştir... Proje, AB kaynaklarınca desteklenmiş ve dahası, PKK ile işbirliği içerisindeki Avrupalı gizli servisler (örneğin Alman) Türkiye’nin uyuşturucu mafyası tarafından yönetildiği haberlerini dergilerinde yayınlamışlardır...

Yazarın Diğer Yazıları