Ukrayna savaşı bir küresel felakete yol açabilir mi?

A+A-
Ümit ÖZDAĞ

Eminim bu yazının başlığını okuyan bir çok kişi yazının kendisini okumak istemeyecek. Öyle ya, kuzeyde bir yerde Ruslar ile Ukranlar arasındaki savaşın bizim ile ne ilgisi olabilir. Okuyanların bir bölümü de Kırım’da Türkler ile ilgili bazı tespitler/bilgiler olabilir diye okumaya başlayacaklardır. Ancak farkında olmasak dahi şu anda, dünya tarihini sonlandırabilecek bir sürecin içine çekiliyor olabiliriz. Ukrayna’da başlayan sürecin gittikçe ABD ile Rusya arasında daha sert geçeceğe benzeyen bir üstünlük savaşına dönüşmesi, insanlığı büyük bir tehlike ile karşı karşıya bırakıyor. Rusların 1961’de Küba’ya füze yerleştirerek ABD’nin burnunun dibine gelmesi ne kadar akıldan yoksun bir davranış idi ise ABD’nin de Kiev’de iktidarı devirerek, Rusya düşmanı politik güçleri iktidara getirmeyi hedeflemesi o kadar politik akıldan yoksun bir davranıştır.  

Rusya, 1991’de başladığı jeopolitik geri çekilme sürecini 2008 Ağustosunda Gürcistan’da durdurmuştur. Artık yaşamsal olarak nitelendirdiği coğrafyalardan çekilmeye çok zorlanır ise savaşma kararlılığını gösterebilecek bir Rusya vardır. Moskova, muhtemelen Esad rejimine çok yardım yapmakla beraber, ABD, Suriye’ye askeri müdahalede bulunma kararı alsaydı, Amerikan ordusu ile Orta Doğu’da savaşma riskine girmezdi. Ancak Moskova, söz konusu Ukrayna olunca Amerikan ordusu ile savaşmayı bir zorunluluk olarak görecektir.
Ukrayna, Moskova için Batı dünyası karşısında vazgeçilmeyecek bir güvenlik kuşağıdır. ABD için Atlantik okyanusu ne anlama geliyor ise Ukranya ve Beyaz Rusya’da Moskova için o anlama gelmektedir. Nasıl, Washington, Meksika’da anti-Amerikan bir sosyalist rejimin kurulmasına izin vermez ise Moskova da Kiev’de Rusya karşıtı bir devlet yapısının oluşmasına izin vermeyecektir. ABD, Rusya’yı değerlendirirken, onun eski bir imparatorluk olduğu gerçeğinden hareket etmelidir. Gerçi bu imparatorluk, artık orduları Napolyon ordularını yenen Çarlık Rusya’sı veya SSCB imparatorluğu değildir ancak davranış ve düşünce kalıplarında bu dönemin güçlü izleri vardır. Rus halkı da direnç katsayısı yüksek bir halk olduğunu, tarih boyunca bir çok kez ispatlamıştır. Putin, Kırım’ı haksız bir şekilde işgal etmiş olmasına rağmen bu işgalin 1991’den bu yana ilk toprak kazancı olması, Rus halkının ruhunu derinden okşamıştır.    
Üstelik, Ukrayna konusunda bu şekilde irrasyonel bir zeminde ısrar etmek, ABD’yi büyük stratejisi olan Pasifik bölgesine kaymaktan alıkoymaktadır. ABD, küresel planda ikincil hususlar olan Ukrayna ve IŞİD yüzünden Doğu Avrupa ve Orta Doğu’da oyalanmaktadır. Bundan en fazla Pekin’deki yöneticilerin memnun olduğu ortadadır. İnsan zaman zaman kendisine Washington’daki en güçlü lobinin Çin lobisi olup olmadığını sormaktadır. ABD’nin Doğu Avrupa’da Ukrayna üzerinden Rusya’ya baskı yapması, ekonomik savaş açması; Putin’i, Pekin’in Sibirya konusundaki politikalarından endişe duymasına rağmen, Çin’e yaklaştırmaktadır.
Buna rağmen Washington’da bazı çevreler ısrarla ABD’nin Ukrayna’yı, Rusya’ya karşı silahlandırmasından bahsetmektedirler. ABD ve AB’nin Ukrayna’yı hiçbir zaman, Rusya’ya karşı yeterince silahlandırması söz konusu olamaz. Bu durumda Ukrayna’ya yapılacak yardımın amacı, Rusya yanlısı güçlerin ezilmesi olacaktır. Rusya’nın sınırlarının hemen dibinde, Rusya yanlısı milyonlarca insanın ezilmesine müsaade etmesi mümkün görünmemektedir. Böyle bir durumun ortaya çıkması halinde Moskova, bütün Doğu Ukrayna’yı işgal edecektir. Böyle bir işgali NATO’nun durdurma gücü yoktur.
Moskova’nın Ukrayna’yı işgali ise ABD-Rusya, Doğu-Batı gerginliğini kontrol edilemez bir seviyeye itebilir. ABD, Rusya’ya karşı bu aşamada konvansiyel bir karşı çıkış yerine, stratejik nitelikli bir siber saldırı yolunu tercih edebilir. Kısaca; olaylar her an denetim dışına çıkabilir ve iki taraftan birisi, nükleer silah kullanmak gibi çılgın bir çözüme başvurabilir. Bir defa nükleer silah kullanıldı mı artık dünyanın sonuna giden süreç başlamış demektir. Sonuç olarak, Ukrayna meselesi uzamakta ve giderek kangrenleşmektedir. Bu da dünya barışı için tehlikeyi artırmaktadır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları